Arşiv Aralık, 2009

2012′ye Doğru İnsanın Uyanışı

Aşağıdaki Makale 2006 yılında manisanur.4t.com adresinde yayınlanmıştır.Sn S. Öztaş makaleyi sitemizle paylaşmış olup,Makale içeriği, 2012 yılına doğru İnsanın Uyanışı,Schumann Rezonansıyla insan beyin dalgalarındaki değişmeler ve gelişmelerdir.

SON DURAK 2012 Mİ?

İnsan beyninin yapısı,ilahi, insani algı ve olguları yaşatabilen kozmik bir teknolojik dizayna sahiptir. Bu harika yapının insanın Rububiyet, Resuliyet, Uluhiyet, Kudsiyet sırlarıyla alakalı imkanlarla donatılmış olmasının sebebi, kozmik insan, yani İNSAN-I KAMİL vasfını taşıdığı içindir. Bu yapı kendisindeki şuur ve düşünce rezonanslarını farklı yaşam boyutlarının yanı sıra içinde var olduğu alemlere ve farklı yaşam formlarına yönlendirebileceği gibi, kendi varlığının asıl gayesi olan kendini bilme olgusunuda taşır. Beyin kendinde bulunan bu olguları tarihler boyunca hep deneyimlemek istemiştir ve deneyimlemiştir. Bilindiği gibi düşünce ve şuur, Kuantsal boyutta bir nevi elektromanyetik rezonanslar olarak işlev görmektedir, yani Evrende var olan yapı ile alakalıdır. Fakat beynin bu yapısı günümüzde çok önemli bir değişime uğramaya hamiledir, Schumann Rezonansı kayıtlarını tutan Merkezlerin verilerine göre, 1980 yılından sonra yapılan Schumann Rezonansı ölçümlerinde, ortalama 7.8 Hertz olan en büyük manyetikalanın frekansının yükseldiği ve 11 Hertz’ in üzerine çıktığı, Ayrıca saniyede 1000′ in üstünde olan Yıldırım ve Şimşek çakmalarının da, saniyede 2000′ ne çıktığı tespit edilmiştir. Yani Tüm Dünyayı çepeçevre saran en büyük Elektro Manyetik Alanın, çok uzun süreden beri sabit olan Frekansı 7.8 Hertz’ den 12 Hertz’ e çıkmış, Aynı zamanda İyonosfer tabakasından Yeryüzüne akan elektrik enerjisi de Toplam olarak eskisinin 2 katına çıkmış bulunmaktadır. İlim, bu artışların kesin nedenlerini açıklayamamakta, Güneşin 11 yıllık periyotlarından kaynaklandığını tahmin etmektedir.
Schumann Rezonansı’ nın 1952 yılında keşfedilerek açıklanmasından çok önce diğer Alman Bilgini Hans BERGER, Beynimizin çeşitli aktivitelere göre, değişik Elektrik Dalgaları yayınladığını keşfetmiş ve “Elektroensefalografi” denen veya kısaca EEG denilen bir aletle beynin çıkardığı değişik elektromanyetik Dalgaları kaydetmiştir.Bunun sonucunda beynimizin yaydığı elektromanyetik dalgaların 5 ana frekansta olduğu tesbit edilmiştir.

Bunlar ;

Delta Dalgaları (1-3 Hertz frekans aralığı) = Derin uyku, bilinçsizlik halinde beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Teta Dalgaları (4-7 Hertz frekans aralığı) = Derin gevşeme, uyuşukluk, hafif uyku halinde beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Alfa Dalgaları (7-11 Hertz frekans aralığı) = Dinlenme halinde iken ve uykudan önceki safhada beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Beta Dalgaları (11-25 Hertz frekans aralığı) = Aktif çalışırken, dikkat ederken, bilgi alıp verirken beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Gama Dalgaları
(25-60 Hertz frekans aralığı) = Öğrenme, anlama,idrak etme için zihnin zorlandığı sırada beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

İşte son 20 yılda devamlı arttığı tespit edilen Schumann Rezonansı, Akustik Rezonans Yasası gereği, Schumann Rezonansı içinde yaşayan tüm insanları ve canlıları etkileyerek, onların beyinsel olarak yayınladıkları elektromanyetik dalgaların frekanslarını yükseltmektedir. Diğer bir ifadeyle Schumann Rezonansını 12 Hertze yükselmesi demek genel olarak insanların Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) frekansından, Beta Dalga (11-25 Hertz) frekansına çıkartılması demektir. Başka bir ifadeyle Bu durum, İnsanların dinlenme hali,uykulu halden uyandırılarak bilinçli hale getirilmesidir. Fakat bu durum aynı zamanda insan beynini dinlenme haline yani meditasyon haline, yani Namazdaki ( SALAT ) haline, yani uykudan önceki uyku ile uyanıklık arasındaki hale, yani (7-11 Hertz) Alfa dalga düşünce boyu haline geçebilmesini imkansızlaştıracaktır. Bununla birlikte ancak dinlenme ( AKL-I MEAD ) haldeki bir beynin aktif düşünce boyutlarının tümünün farkındalığını algılaması söz konusudur. Namespace prefix = 0 düşünce dalga boyutsuzluğu hali,yani beynin tam anlamı ile gevşeme,dinlenme haline ulaşması ( 7-11 Alfa) düşünce dalga titreşim boyutunu terkedişinden sonra imkansız hale gelecektir. Yani sizin anlayacağınız DİN siklüsü dönemi, ( Beta 11-25 Hertz ) düşünce titreşimi dönemine geçildiğinde yani 2012‘de tamamen kapanacaktır gibi görünüyor. Bu olay sanki Semavi dinlerdeki TÖVBE kapılarının kapanması olayını anımsatmaktadır. Yani beşer seviyesindeki ( AKL-I MAAŞ ) ne kadar ibadet ederse etsin ne kadar meditasyon yaparsa yapsın Transandantal hale (dinlenme,gevşeme yani AKL-I MEAD)’a ulaşamayacaktır. Evet 2012′de (Beta 11-25) düşünce dalga titreşim boyutuna Güneş sistemi olarak giriyoruz. Bu durum gelmiş geçmiş ve gelecek olan bütün beşer seviyesindeki (Ruhsal) bireysel şuurların hepsini etkileyecektir, şu an yaşayanlarıda ölmüş olanlarıda etkileyecektir. Daha da açık ifade etmek gerekirse KOZMO İNSAN modeli olmaya namzet insan bir daha asla İNSAN-I KAMİL vasfını, Transandantal boyutta tanıyamayıp ( İNSAN ) adını alamayacaktır. Ne yaparsa yapsın 2012′deki beta boyutuna geçişten sonra daima beşer ( AKL-I MAAŞ ) düşünce frekansında kalacağı için, beşer düşünce boyutunun ilerisinde, ileri zeka seviyesi varlıkları olan CİN ve MELEKlerin düşünce titreşim boyutlarına ( MÜLHİME )’ye şimdikinden çok daha kolayca ulaşılabilecektir. Unutmamalıdır ki bu durum LAHUTİ manada bir kazanım değildir, hatta beşer için çok büyük bir kayıptır. Fakat bazı çevrelerin bu ileri zeka boyutuna geçiş olayını insanlığa bir müjdeyimiş gibi göstermeleri, kendilerinin aslı olan İNSAN-I KAMİL vasfını, ve yine aynı vasfın HAKİKAT-I MUHAMMEDİ oluşunu, yine aynı vasfın ADEMİYET olduğunun, şu anda dahi farkında olmayışlarından kaynaklanmaktadır. İnanç sahibi ve DİN’i hakikiye aşina olanların bu olayı çok iyi değerlendirmeleri gerekir. RESULİYET müessesesinin, İLAHİ teknolojiyi beşer idrakına sunmasının getirisi çok iyi etüd edilmelidir. 2012 ye çok az bir zaman kalmıştır, olan olmuştur ve olacaktır. İnananların egosantrik davranışları bir an önce terk edip bu real durumu yeniden değerlendirip, Transandantal düşünce dalga boyu titreşimlerinde seyredilebilecek olan, görerek biliş ile imajinasyon kazanılması vasfını kazanmaları elzemdir. İMAN görerek elde edilen BASİRETtir, biliştir. İnanmak yeterli değildir. Salat dua ibadet ve meditatif davranışlar düzene sokulmalıdır.

Yazar: S.Öztaş İNSHU


Dünyamıza Kozmik Işın Yağıyor

Kozmik ışınlar Dünya üzerinde elde edilemeyecek kadar yüksek enerjili ve yüklü,helyum veya proton çekirdeğine benzeyen az miktarda foton ve elektron karışımından oluşan,ışık hızına yakın hareket eden atomaltı parçacıklardır.Uzayda nasıl oluştuğu ve kaynağının ne olduğu günümüzde hala anlaşılamamıştır. Uzayın her yönünden Dünyamıza yağabilen kozmik ışınlar çoğu zaman yeryüzüne kadar inebilmektedir.Ancak dünyamızın manyetik alanından dolayı enerjilerini yitirmekte ve insanlara hasar vermemektedirler.

Son yıllarda ise Dünyamızın maruz kaldığı kozmik ışın yağmurları epeyce artmış,bu da bilim çevrelerini endişeye sevketmiştir.Durumu Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi NASA da “Keşif” başlığıyla duyurduğu haberde,Dünyamızın güneş sistemi dışında kaynağı belirlenemeyen bir yerden gelen kozmik ışınların bombardımanı altında bulunduğunu ifade etmiştir.
kozmik bombardiman Dünyamıza Kozmik Işın Yağıyor
Nasa bilim adamlarında heyecan yaratan yüksek enerjili yoğun elektron bombardımanının daha öncekilerden farkı ise güneş sistemi dışında farklı bir kaynaktan geldiğinin gözlenmesi ve bu kaynağın ne olduğunun saptanamaması.Louisiana Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Dr. John Wefel ise böyle birşeyin ilk kez görüldüğünü, ışınların kara delikten gelme ihtimali üzerinde durulduğunu ve

bunun büyük bir keşif olduğunu vurguluyor.Güneşten gelen kozmik ışınlar genelde atmosferde sapmaya uğrarken,bu ışınların ise nasıl bir etki göstereceği henüz tam olarak bilinmiyor.

2012 Söylentilerini her fırsatta reddeden NASA’nın bu ışınlar hakkında yaptığı son incelemeleri bilmiyoruz ancak, NASA kozmik ışınların yüksek enerjili bir şekilde yeryüzüne ulaşması sonucunda  insanınkozmik isin enerjisi 300x247 Dünyamıza Kozmik Işın Yağıyor genetik yapısı DNA ya etki edebileceği,hücre yapısına ciddi değişiklikler ve bozulmalar doğurabileceği,elektrik,elektronik sitemlere hasarlar verebileceğini belirtiyor.

2012 ye yaklaşık iki yıl kadar bir sürenin kaldığı şu günlerdeFoton kuşağı ve etkilerini hatırlarsak,insan DNA ‘sında oluşacağı söylenen değişme ve gelişmeler,2 sarmallı DNA dan 12 sarmallı DNA ya yükseliş,insan hücrelerinin büyüyüp şişmesi, elektriksiz ve karanlık günler vs..ortak noktalar olarak göze çarpıyor ve aceba kozmik ışınlarla foton kuşağını ve 2012 yi ilişkilendirebilirmiyiz diye düşünmeden edemiyoruz.

Tabi bizim düşünce ve yorumlarımız bi yana işin uzmanları önümüze nasıl bir tablo koyacak şuan için onu beklemek zorundayız.



Sayfa 1 - 212


Yazarlar

  •  Arif BasturkArif Baştürk
  •  Seda Kubra Küçükaslan Seda Kübra Küçükaslan
  •  Ece Bostancı Ece Bostancı

En Son Yorumlayanlar

  • sevkat: tamamen hayel ürünü kardeş bu dünyada geçirdiğimiz zamanı iyi değerlendirip merak ettiğimiz...
  • sevkat: Bu konu bilgelik gerektirir .Anlayabilen ,canavara ait sayıyı hesaplasın.Çünkü sayı bir insanı...
  • sevkat: muhammet kardeş sen buradan önce annen ve babanla tartıştınmı adını niye muhammed koymuşlar...
  • dogukan: slm,bu tartismay yeni gordum, ve enteresan buldum.. arkadaslar, sunu iyi bilmek lazimki bazi seyler normal...
  • Murat: şimdi arkadaslar hadi dedik bizim dinimizde gaybı sadece Allah bilir,,, Bazıları da dediki Muhammed...
  • muhammed: Din cehalettir. Okumadan bilmeden ahkam kesmeyin. Mısırın ölüler kitabı, eski ahit, yeni ahit, incil,...