Yazı Arşivi Ocak, 2010
2012 Marduk Gezegeni Belgesel Demo Çalışması
Murat Tuğsuz’un internetten edindiği nibiru bilgileri ve videolarıyla birlikte oluşturduğu 9 dakikalık kurgusal Marduk belgesel demosu çalışmasını izleyeceksiniz. Belgeselin başlangıcında Marduk hakkında bilindik bilgileri veren Murat Tuğsuz, Nibirunun yaklaşması sonucu bahsettiği 4 uydusundan bir tanesinin yörüngesinden saparak Dünyaya çarpma hipotezini sunuyor. Marduk dünyamızı teğet geçerken uydularının birinin çarpması sonucunda oluşan görüntüler ise dehşet verici.
Tabi şunu belirtmek gerekirki Murat Tuğsuz adlı arkadaşımızın hazırlamış olduğu bu belgeselin gerçeklik payından öte hipotez yanını ele almak gerekir. Çünkü bu çarpma olayının henüz gerçeklik payı yoktur ve varsayımdan ibarettir. Bunu kendiside belirtmiştir. Zaten belgeseldeki görüntülerde bir derleme sonucu oluşturulmuş kurgusal görüntülerdir.Bu yüzden endişeye kapılmaktan çok sadece izleyelim ve fikir edinelim.
Marduk Gezegeni 2012 Belgesel Demosunu izleyin
Arkadaşımıza da emek verdiği bu çalışması için teşekkür eder çalışmalarında başarılar dileriz.
Marduk’un Geçmişi ve Keşif Öyküsü
Foton kuşağı söylentilerinin,maya takvimi kehanetlerinin yanı sıra 2012 ile adı sıkça anılan ve filmlere konu olan bir diğer başlık ise gezegen Marduk.Marduk gezegeninin M.Ö’ki uygarlıklardan başlayan çok uzun bir geçmişi var ancak günümüz bilimindeki tarihi ise 27 yıl öncesine dayanıyor.İlk olarak mardukun tarih öncesi geçmişini şöyle bir inceleyelim.
SÜMERLİLER VE MARDUK
Azeri asıllı Sümerolog Zecharia Sitchin akademik yıllarında Mezopotamya’daki eski uygarlıkların bütün kazı alanlarını yerinde incelemiş,o bölgede yaşamış medeniyetlerin binlerce tabletinin okunup tercüme edilmesine katkıda
bulunmuş,eski çağ dillerini çok iyi sökmüş ve deşifre etmiş bir bilim adamıdır.Yaşamının otuzdan fazla yılını çivi yazısı tabletlerinin derlenip toplanmasına ve deşifre edilmesine harcayan Sitchin,bunun ardından yazdığı 12.Gezegen kitabıyla bilim dünyasında bomba etkisi yarattı.Kitabında bahsettiği 12.gezegen son günlerin 2012 fenomeni marduktan başkası değildi.Peki Sitchin neden 12.Gezegen başlığını seçmişti? Çünkü sümer ve babil tabletleri 12.gezegen olarak marduktan bahsediyorlardı,sümerlilere göre Güneş ve Ay’da bir gezegendi, bu yüzden marduk 12.gezegen durumundaydı.

Zecharia Sitchin’in sümer tabletlerinde yaptığı incelemelerine göre Nibiru (marduk) adlı gezegen güneş sistemimiz içerisinde Plüton’dan daha geride elips bir yörüngede bulunan 12.gök cismiydi.Yaklaşık 3600 yıllık bir periyotla yörüngesini turlayan marduk,bu turun büyük bir bölümünü dünyamızdan uzakta geçirmekte,dünyamıza en yakın olduğu dönemlerde ise marduk canlıları bir takım mineraller almak için dünyamızı ziyaret etmekteydiler.Ayrıca Biller Nibiru adını verdikleri bu gezegene tapmaktaydılar ve Marduk onların tek tanrısıydı.Sitchin Merodach olarak tevratta da bahsedilen marduk’un tek tanrı inancının gelişmesine, hristiyanlık,yahudilik ve islam gibi dinlerin doğmasına zemin hazırladığından da bahsetmiştir.Marduk’un bir uydusunun Taimat adında başka bir gök cismine çarparak,bugün jupiter ile mars arasındaki asteroid kuşağının oluşmasına neden olduğu da sümer yazıtlarından ve Sitchin’in kitabından çıkanlar arasındadır.
Maya uygarlığının da gizemli takvimlerinde bahsetiği,Haab takviminin son günü olan 21 aralık 2012 günü, marduk’un gelişi ve 5.güneş yılının sona erip 6.güneş yılının başlangıcıdır.Bu konuyu destekleyen ve 6.güneş yılına girilmesi durumunda dünyanın güneş ve kendi etrafında ki dönüş periyotlarının değişeceğini,bir gün ve bir yıl uzunluklarının farklı olacağını savunan uzmanlarda var.
BUGÜN MARDUK HAKKINDA NE DÜŞÜNÜLÜYOR
Günümüzde Marduku kabul edenler ve etmeyenler olarak ayrılan astronomlar,Sitchin gibi dünyaca saygı ve sevgi duyulan bir bilim adamının bu yazılarından sonra, Plütonun dışında bir gezegenin varlığıyla ilgilenmeye başlayarak Planet X (X Gezegeni) adını verdikleri araştırmalarıyla,hem mardukun hemde sümer tabletlerinin doğruluğunu gözlemlemeye çalışıyorlar.Ve yıl 1983 tesadüfmüdür ki yine aralık 21, NASA uydularından IRAS güneş sisteminden yaklaşık 80 milyar kilometre uzaklıkta büyük bir gök cismi görüntülüyor.Ardından bunu discovered (keşif) başlığıyla “Gizemli bir Gök Cismi Keşfedildi” olarak basına duyuruyor.Bunun ardından 10.gezegenin varlığına dair açıklamalar yapılıyor.Ertesi gün gazetelerde, televizyonlarda manşet olarak geçen bu açıklamalar 2000 li yıllara geldiğimizde yine NASA tarafından inkar ediliyor.NASA, IRAS uydusunn görüntülediği bu cismin bir gezegen olmadığını ancak yörüngesi hesaplandığında dünya için tehlike oluşturabilecek bir gök cismi olduğunu raporlarına ekleyerek KX76 olarak kodluyor.

GEZEGEN MARDUK DÜNYADAN’DA GÖZLENDİ
2003 yılının 21 ekiminde Kaliforniya Mount Palomar gözlem üssündeki 1.2 metrelik Oschin teleskobu Marduku dünyadan ilk defa gözlemlemiştir.Vatikan Astronomi Merkezinin yıllardır gizliden gizliye takip ettiği Marduk bu gözlemden sonra 19 farklı ülkenin seçkin bilim adamları tarafından 2003-UB-13 olarak kayıtlara geçirilmiştir.Ancak bütün bunlara rağmen ortak bir noktada buluşulamamış ve marduk gezegeni kimi uzay bilimcilere göre bir efsane, kimilerine göre ise gözlemlenmiş bir gerçek olarak iki ayrı görüşle zihinlerimizde çelişmektedir.
FELAKET TEORİLERİ VE MARDUK’UN İZLEDİĞİ YOL
Gizemli gezegen marduk ile ilgili ortaya atılmış bir çok teori ve söylenti bulunuyor.
* Bunlardan birisi ise Haab takviminin son günü olan 21 aralık 2012 tarihinde Marduk’un dünyamızın uydusu ay kadar büyük olacak şekilde tepemizde olacağı.
* Bir diğer teori ise marduk gezegeninin 2 defa dünyaya yaklaşacağı,bunlardan birincisi 2012-7 eylülünde,ikincisi ise 27 nisan 2013′de gözlenecek.
* Marduk hakkında en dehşet verici söylenti ise sanırım bu.Fakat burda verilen tarihler biraz daha farklı.14 şubat 2013′te dünyamız, marduk ile güneş arasına girecek ve en şiddetli fırtınalar,seller,depremler bu tarihte yaşanacak.7 uydusu bulunan marduk gezegeninin uydularından birinin dünyamıza çarpması da ihtimaller arasında.Bunun sonucunda dünyamızın kendi ekseni etrafındaki sönüşü 3 gün aksayacak.Bu da bir yarım kürede 3 gün karanlık diğer yarım kürede ise 3 gün aydınlık demek.Marduk’un insanlar için bir felaket olacağı bu teoriyle ifade ediliyor.Ardından 1 Temmuz 2014′te marduk güneş sistemini terk edecek.
Bunların tam aksi görüş ise herşeyin daha güzel olacağı yönünde.Maya takviminin 21 aralk 2012 de son bulmasıyla dünyanın çağ atlayarak insanlığın yeni bir boyuta ulaşacağını düşünen araştırmacılar da var.Onlara göre ise bu tarihten itibaren evrenin birçok kesiminden gelen ırklarla insanlık tanışacak ve barış içinde,evrenselliğin tam manasıyla yaşandığı kusursuz bir yaşam başlayacak.
Maya Takvimi ve 28 Ekim 2011
2012 kehanetlerinin belkide başlangıç noktası maya takvimi.Yapılan hesaplamalarda 21 Aralık 2012 tarihinin astronomi uzmanı mayalar tarafından takvimlerinde son gün olarak işaretlenmiş olması 2012′nin çıkış sebeplerinin belkide en büyüğüydü.Tam da 21 Aralık 2012 ye alışmıştık ve yaklaşık 3 yıl bir süre kalmıştı önümüzde ki, son zamanlarda araştımacılarda maya takvimi hesaplamalarında ikiye bölünmüş duruma geldi ve maya takvimi için telafuz edilen tarih 28 ekim 2011 olmaya başladı.Bu konu üzerinde çalışmalar yapan araştırmacı Fatih Keçelioğluna göre maya takvimi 28 ekim 2011 de son buluyor.Bu sadece Fatih Keçelioğlunun incelemesi de değil.İsveçli ünlü bilim adamı Carl Johann Calleman’a göre de 21 aralık 2012 hesaplamaları yanlış ve buna inanmak çok sakıncalı.Calleman’da maya takviminin sonu olarak 28 ekim 2011 i vurguluyor ve bu tarih dünya için bir son olmamakla birlikte aslında yeniden doğuş ve insanlık için bilinçlenme,yükselme anlamına geliyor.
İsveçli bilim adamı Johann Caleman’ın seminerlerine katılan,derslerini alan ve maya takvimi konusunda uzmanlaşan Fatih Keçelioğlu’da kendi çalışmalarıyla takvime yeni bir yorum getiriyor.2012 deki kıyamet söylentilerini’de kabul etmeyen Keçelioğlu 2011 de takvimin son bulmasıyla insanlığın aydınlanacağını ve insan bilincinin en üst seviyeye ulaşacağını vurguluyor.
NEDEN 21 ARALIK 2012 DEĞİL’ de 28 EKİM 2011
Maya piramitleri gibi 9 kattan oluşan piramit biçiminde bir şema olan maya takvimini oluşturan bu 9 kat,aşağıdan yukarıya doğru gidildikçe,her bir kat belli zaman evrelerini yansıtıyor ve her bir evre bir önceki evrenin 20′de 1′i daha kısa yaşanıyor.İnsanlığın geçireceği bilinçlilik evrelerini gösteren bu bölümler kendi içerisinde de 7 gündüz ve 6 gece olmak üzere toplam 13 bölümden oluşuyor.İnsanlar her bir evrenin taşıdığı farklı enerjilerin etkisiyle değişim gösterebiliyor.
Arkeologların 21 aralık 2012 tarihini maya takviminin bitişi olarak hesaplamaları, İsveçli araştırmacı bilim adamı Calleman’ın tespitleriyle çelişiyor. Callemana göre 28 ekim 2011 tarihi göz önüne alındığında insanlık tarihinde yaşanmış önemli değişimler ile maya takviminin evreleri en doğru şekilde örtüşüyor.Bu değişimler ise şöyle;
İlk Kat: 16 milyar yıl kadar önce galaksilerin oluştuğu döneme denk geliyor.
İkinici Kat: 850 milyon yıl kadar önce yaşamın ortaya çıktığı dönem.
Üçüncü Kat: Memelilerin ortaya çıktığı,Maymunların evriminin gerçekleştiği 40 milyon yıl süren evre.
Dördüncü Kat: İlk İnsan türlerinin yeryüzüne çıktığı evre.
Beşinci Kat: İnsan türlerinin ve yaşamsal faaliyetlerin geliştiği, iletişim,konuşma,kültür ve sanat gibi özelliklerin oluştuğu evre.
Altıncı Kat: M.Ö 3100 yani yaklaşık 5 bin yıl önce başlayan ve medeniyetin oluştuğu evre.
Yedinci Kat: 1755 yılında başlayan ve yine insanlığın,ekonomi,endüstri ve sanayileşme gibi konularda bilinçlenme gösterdiği evre.
Sekizinci Kat: 1999 yılıyla birlikte girmiş bulunduğumuz ve hala içinde yaşadığımız,28 ekim 2011 ile son bulacağı belirtilen evre.

9. ve SON KAT “2011′de İNSANLIĞI NELER BEKLİYOR”
Yeni bir enerjinin doğacağı kesin ancak neler getireceği tam olarak bilinmiyor ancak insanlık için kaos ve kargaşanın maksimum düzeye ulaşacağı,milletler,ırklar ve toplumlar arası çatışmaların artacağı söyleniyor.11 Şubat 2011 de başlayacak ve 260 gün sürecek bu evrede aslında bu kaos ve çatışma ortamının olumlu geçeceği ve sonucunda haklı ile haksızın ayırt edilerek,maya takviminin son günü olan 28 ekim 2011 ile birlikte arınmış,uyanmış ve bilinçlenmiş,kendi kendine yetebilen insanların oluşturduğu yepyeni bir döneme girileceği belirtiliyor.
5. GECE VE EKONOMİ SİSTEMİNİN ÇÖKÜŞÜ
Maya takviminde 7 gündüz ve 6 geceden oluşan her bir katın en tehlikeli evreleri ise 5.Geceler.Bir önceki 5.geceler 2. dünya savaşını,Hitler dönemini ve atom bombalarını yaşatmış.Yani 5. geceler genellikle insanlık için tehlike çanlarının çalması ve yıkım demek anlamına geliyor.İçinde yaşadığımız 5. gece ise kasım 2007 ‘de başlıyor ve ekonomik krizin patlak verdiği dönem. Kasım 2009 dan itibaren ise gelecek bir yıllık sürede çok daha büyük ekonomik krizler yaşanabileceği ve ekonomi sisteminin tamamen çökebileceği,bunun sonucunda insanlığın paranın herşey olmadığı algısına vararak,doğa ve sezgileriyle iç içe yepyeni bir bilinçlenmenin temellerini atacağı vurgulanıyor.
28 Ekim 2011 KIYAMET Mi GETİRECEK
Tesadüf mü bilinmez ama 21 Aralık 2012 gibi 28 Ekim 2011 ‘ de cuma gününe denk geliyor.Ancak Maya takvimi dünyanın fiziksel olarak yok oluşundan hiç bahsetmiyor.Mayalara göre, tüm insanlığı kapsayacak birlik beraberlik,uyanış,aydınlanma ve yüksek bilinç evresinden bahsediliyor. Yaşadığımız dakikanın ve o an orada olup bitenlerin değerli olduğu, geçmiş ve gelecek kaygısının yaşanmadığı,paraya, mala mülke değer biçilmediği,herkesin çevresiyle,doğayla,evrenle bir bütün halinde yaşayacağı bir dönem öngörülüyor.
Anlatılanlar daha önce yaşamadığımız tecrübe etmediğimiz bir boyut sanki.İnsan okurken, incelerken ah çekmeden edemiyor.Kim istemez ki böyle bir dünyada yaşamayı.Kimbilir belki söylenenler çıkarda bu soyut dünyanın somutluklarından kendimiz soyutlayabiliriz.
Derleyen Düzenleyen: Seda Kübra Küçükaslan

Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
İlkay Alkan