Yazı Arşivi Mart, 2010

Farkında Olmamız Uyanmamız Gerek

Foton kuşağı diyoruz, Dünyamız büyük bir enerji deposunun içine girmiş ve bunu değişimlerinin yaşandığından ve yaşanacağından bahsediyoruz veya bahsediliyor. Marduk Gezegeni diyoruz, bu değişimin en büyük parçalarından biri de mardukmuş. 3661 yıllık bir periyotla dünyamıza yakın geçmekte ve bir dizi felaketlere sebep olmaktaymış, günümüzde artan doğal afetler mardukun habercisiymiş. 2012 diyoruz, Maya takvimine göre böyle donusum degisim Farkında Olmamız Uyanmamız Gerekolacakmış şöyle olacakmış şunlar yaşanacakmış ve yine mayalara göre yeni bir güneş çağının başlangıcıymış 2012. İnsanlığın uyanışıymış. Foton enerjisininde etkisiyle kötülükler yerini sevgiye, savaşlar barışa, kavgalar, gürültüler yerini dostluğa bırakacakmış. Doğa insanı sevecek insan da doğayı hiç üzmeyecekmiş artık.

Ne güzel değil mi? Cevabını yine ben vereyim. Hiç de güzel değil. Oturduğumuz yerden ahkam kesmek, muhalefet olmak en iyi yaptığımız şey bizim. Muhalefet olabilmek çok güzel bir şey, fakat elimizde, aklımızda, hiçbirşey yokken muhalefet olmak sadece konu baltalamaktan başka birşey değil.  Bugün yüzlerce bilim adamı Marduk geliyor, felaketler gelecek diyor, bir o kadarıda marduk yoktur, uydurmadır diyor. Bırakalım marduk gelsin veya gelmesin, biz kendi irademizle, gören gözümüzle, duyan kulağımızla birşeylerin farkına varamıyormuyuz? Bugün dünyanın heryeri depremlerle sallanıyor, tsunamiler oluyor, yüzlerce, binlerce insan hayatını kaybediyor. Bunlar felaket değil mi? Fakat başımıza gelmeyeni  biz tek bir kelime ile ifade ediyoruz “Saçma”.  Dünya 5 milyar yıldır yaşıyor, biz bunun 20 ’sine, 30′ una bilemediniz 70′ine tanıklık etmişisizdir. Geçmiş bir 700 yıl hakkında da iyi kötü bilgimiz vardır. Ancak 5 milyar yıldan bahsediyoruz. Saçma kelimesini kullanmadan önce 5 milyar yıllık dünya, yaşamına neler sığdığını, dünyanın neler gördüğünü geçirdiğini biraz olsun irdelememiz gerekmez mi? Diyelim ki gerekmez. İşimiz olmaz. Ama bunları araştıranlara, bize fikirler sunanlara, efsanede olsa birşeyler anlatanlara, yol gözterenlere biraz olsun saygı duymamız gerekir. Geçmişten gelen bilgilere bu kadar önyargılı bakmak ve kabullenmemek için direnmek bize birşey kazandıracaksa hep birlikte silelim bütün geçmişimizi. Unutalım dünyanın geçmişini nede olsa hepsi efsane diyelim, masal diyelim. Çocuklarımıza dahi anlatamayacığımız bir masal. Ama kazandırmayacak. Bunlara kulak tıkamamız, hiçbir sebep ve dayanak ortaya koymadan “Saçma” diyerek geçiştirmemiz belkide sadece vicdanımızı rahatlatacak. Ben üzerime düşeni yaptım havası vererek kendimizi kandırmamızı çok daha kolay bir hale getirecek.

Aslında biz böyle değildik. Gün geçtikçe araştırmayan, düşünmeyen bir toplum durumuna geldik. Aslında böyle bir duruma kendi kendimize de gelmedik, getirildik. Biz oyalanırken, eğlenirken, cebelleşirken atı alan üsküdarı geçti bile. Hayatın akışına kendimizi o kadar bıraktığımız için hiçbirşeyin farkına bile varamadık. Karnımız doyuyorsa, yatacak yerimiz de varsa herşeye eyvallah demek prensibimiz oldu artık. Çünkü bunu bulamayanlarda var diye düşünmek de tek tesellimiz.

NASA öyle dedi, NASA bu açıklamayı yaptı, Nasa böyle diyor, siz ne saçmalıyorsunuz…Hiç düşündünüz mü dünyada bir tane daha NASA’nın neden olmadığını? Hiç düşündünüz mü NASA’nın yıllardır Ay ile Mars ile neden ilgilendiğini. Ders kitaplarını güncellemek yeni bilgiler eklemek için ilgilenmiyor emin olun. Ay’a devalarca astronot gönderen NASA bir avuç toprak parçası alamadı da, füze ile Ay’ı bombalayarak mı su aramayı uygun gördü? Nasa diyorsa doğrudur, Edmund, Zetcheria veya Ahmet diyorsa saçmadır diye düşünüyoruz. Zannediyormusunuz ki dünyamızın başına bir felaket gelecek olsa Nasa bunu ilk bize haber verecek. Bizi geçtim zannediyormusunuz ki tüm dünyaya bir basın toplantısıyla duyuracak. Hayır bunların hiçbiri olmayacak.

Artık uyanmamız gerek bu uykumuzdan. Birşeylerin farkında olmalıyız. Gizli kapılar ardında o kadar şey varki gücümüz, yetkimiz, imkanımız yok hepsini anlamaya, fakat düşünerek anlayabileceklerimizi bari, kafa yorarak kavrayabileceklerimiz bari kavrayalım. Önümüz kesmelerine izin vermeyelim, sen şimdilik bununla oyna ben gidiyorum, gelirken sana bak neler getireceğim sözlerine kanmayalım artık. Çünkü vakit kaybediyoruz. Önce değişime kendimizden başlayalım. İstediğimizi kendimiz elde etmeye çalışalım. Çalışalım, araştıralım, okuyalım ve öğrenelim. Biraz bilinçlenelim ve farkında olalım. 2012 gelsin Foton kuşağı gelsin herşey çok güzel olsun diye beklemeyelim, Marduk gelecek zaten sonumuz olacak birçok kişi ölecek diye kaygı duymayalım, yarını bilmesek de koskoca birgün var önümüzde, gelelim bugünü değerlendirelim. Dedelerimiz gaz lambasıyla okul okumaya çalışırken bizim önümüzde sınırsız bir dünya var, internet var bunun farkında olalım. Ben değişirsem herşey değişecek…

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (8) Faydalı (4) İlginç (7) Sıkıcı (3) Saçmalık (3)
Yorum yazın..

Nasa’dan Şili Depremi Açıklaması

27 şubat gecesi, pasifik saatiyle 03:30 sularında Şili’de 8.8 büyüklüğünde bir deprem Nasa sili depremi Nasadan Şili Depremi Açıklamasımeydana gelmişti. Geçmişte Maya uygarlığının beşiği ve yaygın olarak yaşadağı alanlardan olan Şili’de meydana gelen ve yaklaşık 95 saniye süren büyük şiddetteki bu deprem hakkında Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanlarından bir açıklama geldi. Açıklamaya Nasa resmi sitesi nasa.gov adresinde “Chilean Quake” araması yaparak ulaşabilirsiniz.

Nasa JPL (uzay, yıldız, dünya, gezegen) uzmanı Richard Gross’un hesaplamalarına göre 8.8 lik Şili depremi Dünyanın dönüş yörüngesini 8 cm değiştirmiş ve bu değişim kendi çevresinde dönüşünü 24 saatte tamamlayan dünyamızın dönüş periyodunu yaklaşık 1.26 mikrosaniye azalmasına sebep olacaktır. Bu da demektirki 24 saatlik bir gün Şili depreminden sonra saniyenin milyonda 1.26’sı kadar kısalmıştır. Daha önceki yer sarsıntılarında bu denli hesaplamaların yapılmadığını belirten Gross, Aynı hesaplamayı 26 Aralık 2004 tarihinde meydana gelen güneydoğu Asyanın Sumatra Adası, Hint Okyanusu açıklarında ki 200 bin kişinin ölümüne yol açan 9.1 büyüklüğündeki deprem için yapıldığında, Sumatra depreminin de dünyanın yörüngesini 7 cm değiştirdiğini belirtiyor. O depremin günü kısaltma süresi ise Saniyenin milyonda 6.8′i. sili-depremiSumatra depreminin şiddetinin daha büyük olması ancak Dünya yörüngesini daha küçük değiştirmesi, ancak süreye daha fazla etki etmesi ise, ekvatora yakınlık ve depremin meydana geldiği fay hattının dünyanın merkezine olan açısına bağlı olduğu belirtiliyor.

Bugüne kadar meydana gelmiş her depremin bu etkiyi yaptığı varsayılırsa yaşadığımız günün 24 saat olmadığını düşünmememiz için bir neden yok. Ancak NASA uzmanı Richard Gross’a göre her deprem büyük ölçüde bir değişiklik yaratmıyor. Dünyanın merkezi olarak kabul edilen Ekvatora yakın bölgelerde meydana gelen depremler yörüngeyi önemli ölçüde etkilemezken, kutuplara daha yakın ve ekvatora daha dik bir fay hattında oluşan depremlerin etkisi ise önemli derecede büyük.

Peki bu zaman kısalması insanlık ve dünya için ne ifade ediyor? İnsan ömrü ortalama 60 yıl dersek, yaşanabilecek 1.26 mikrosaniyelik bir kayıp pek de olumsuz etkilemeyecek insanı. Ancak tüm dünya insanları göz önünde bulundurulursa yaklaşık 7 milyar insan olduğu da düşünülürse, günlük yaklaşık 88 dakika bir kayıp söz konusu olacaktır. Bu da tüm insanlık için yıllık 22.35 gün bir kayıp demektir. Farklı bir açıdan da ele almak gerekirse sık sık deprem haberleri duyuyoruz, bunların bir kısmının 7 cm, 8 cm, 3 cm, 5 cm vs. lik yörünge değişikliklerine sebep olması ve bunun bu şekilde artması, dünyadan çıplak gözle gözleyemediğimiz bazı göl cisimlerinin gözlenebilmesi anlamına gelebilir. Bu da 2012 öncesi Marduk gezegeninin çıplak gözle gözlenebileceği söylentilerini belkide doğrulayacaktır.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (0) Faydalı (0) İlginç (1) Sıkıcı (0) Saçmalık (2)
Yorum yazın..

Atlantis’in Batışı ve Nuh Tufanı İlişkisi

Atlantis kıt’asının batışını nedenleriyle birlikte daha önceki yazılarımızda yazmıştık. Okumamış olan ziyaretçilerimiz Efsanevi Uygarlıklar kategorisinde bulabilirler. Kısaca bahsetmek gerekirse, ellerindeki doğa üstü güçlerini, zekalarını, yeteneklerini hep zalimlik için kullanan atlantis insanları, azgınlık, sapkınlık ve yüce yaradana şirk koşmaya kadar varan hatalarıyla sonlarını hazırlamışlardır. Bunun sonucunda büyük bir tufan sonucu üzerindeki tüm canlılarla birlikte okyanusa gömülmüştür atlantis kıt’ası.

Peki Atlantisi sulara gömen tufan Nuh tufanımıdır. Bu konunun derinlerine inen araştırmacılar Atlantis adasındaki düzenin ve zalimliğin, Kur’an-ı Kerim de anlatılan Nuh tufanı ile helak olan kavimle neredeyse bire bir ilişkilendirmişler.

Hz.Nuh sapkınlığa düşmüş, kendilerini tanrı ilan eden bir uygarlığa gönderilmiş ve 1000 yıl bu uygarlıkta yaşamıştır. Allah (c.c) tarafından kendisine peygamberlik vahyi gelmiş ve bu kavmi kötü yoldan, yaradana şirk koşmaktan, sapkınlıktan kurtarması için mücadele etmesi istenmiştir. Ancak 1000 yıl boyunca uyarılar yapan, halkı bilinçlendirmeye çalışan Hz.Nuh büyük bir kesim tarafından yalancı ilan edilmiş ve kavim yine yaptıklarından geri kalmamıştır. Bunun üzerine Allah (c.c) Nuh’un bir gemi yapmasını ve içine kendisine inanan her canlıdan birer çift almasını emretmiş, inanmayanların ise helak olacağını bildirmiştir. Tüm bunlar Kur’an-ı Kerimde belirtilmektedir.

Ankebut suresi 14. Ayet şöyle der;

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

A’raf suresi 64. Ayet;

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

A’raf suresi 17. Ayet

Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.

diye bahsetmektedir. Bildiğimiz gibi atlantis adası da Tufanlar ve seller ile sulara gömülerek yokolmuştur. Bu Nuh Tufanı ile helak olan kavmin Atlantis olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Atlantislilerin çok gelişmiş bir teknolojileri olduğundan, ellerinde gezegenleri bile parçalayabilecek silahları olduğundan bahsetmiştik. Hz.Nuh zamanında da işin İlahı boyutunu bir kenara bırakırsak, ki gemi yapımında Allahın ilahi bir güç verdiğinden hiç bahsedilmiyor. Arşimetin bulduğu suyun kaldırma kuvvetinin hesaplanması, keresteciliğin gelişmiş olması, demirin ve çeliğin iyi işlenmesi, yani en azından günümüz tersaneleri gibi bir ortamın bulunması gerekmektedir. Bu durum da Hz. Nuh dönemi teknolojisinin yine Atlantis teknolojisi gibi epey gelişmiş olduğunu göstermekte ve Nuh dönemi kaviminin Atlantis olabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Atlantislilerden büyük dev insanlar olarak ilk bahsedenler Maya ve Sümer uygarlıklarıdır. Mayalar ve Sümerlilere göre de Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşması sonucu oluşan tufanlar ve tsunamilerden dolayı atlantis uygarlığı sulara gömülmüştür.

Tüm bu bilgilere baktığımızda Atlantisin foton kuşağına girmiş ve foton çağını yaşamış bir uygarlık olabileceği, gücünü kötüye kullanan bu uygarlığın Nuh tufanıyla sulara gömülmüş olabileceği ve buna Yüce Allah’ın takdiriyle marduk gezegeninin sebebiyet vermiş olabileceği çok da abartı gelmiyor aslında. Yine baktığımızda tüm bu konular (Maya uygarlığı ve takvimi, marduk gezegeni, atlatis, foton kuşağı, 21 aralık 2012) birbiriyle o kadar bağlantılı ki ayırt etmek ve farklı farklı olaylar gibi düşünmek yersiz görünüyor. Bütün bu yazılanlar bir resmi tamamlayan irili ufaklı parçalar aslında.

Yazar: Seda Kübra Küçükaslan

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (4) Faydalı (11) İlginç (6) Sıkıcı (0) Saçmalık (3)
Yorum yazın..

Kahin Baba Vanga’nın İnanılmaz Kehanetleri

Yıl 1911 Bulgaristan topraklarında bir kız çocuğu doğuyor ve adı Vangelina Dimitrova Pandeva olarak konuyor. Küçük yaşta annesini kaybeden, babasıda asker olduğu için yakınları tarafından büyütülen Vangelina’nın sıradan bir kız çocuğu olmadığı 1924 yılında henüz 13 yaşındayken, şiddetli kasırga ve yağmurlar sonucu seller altında kalan köyde, sel sularına kapılıp mucizevi bir şekilde hayatta kalmasıyla anlaşılıyor. Selden günler sonra toprak altından öldü zannedilerek çıkarılan Vangelina’nın hayatta olduğu ancak gözlerine dolan kum ve topraktan dolayı iki gözününde görmediği anlaşılıyor.

Gözlerini kaybettikten sonra adeta kalp gözü açılan Vangelina kısaca “Vanga” ilk zamanlarda kaybolan eşyaları veya çalınan malların yerini bulmasıyla ün yapmaya başlıyor. Ünü gün geçtikçe artan Vanga 30 yaşından sonra Bulgar hükümeti tarafından parapsikoloji merkezine alınıp kendisine danışmanlık karşılığı aylık maaş bağlanıyor ve söylediği her kelime kayda alınıp dosyalanıyor. Artık Baba vanga olarak anılmaya başlayan vangelina öngörülerinin bir bir gerçekleşmesiyle tüm dünyaya ismini duyurmaya başlıyor ve 20. yüzyılın Nostradamusu Vanga Nine olarak da adlandırılıyor. Vanga’ya geçmişi ve geleceği nasıl bildiği sorlduğunda, tarif edemediği canlılar gördüğünü ve onlara sorduğunu, onlarında verdikleri cevabı insanlara ilettiğini belirtiyor. Rus gizli istihbaratı KGB ve Adolf Hitlerinde sık sık ziyaret ettiği Vanga’nın bugüne kadar inanılmaz bir şekilde gerçekleşmiş kehanetleri ise şöyle;

Birinci Dünya savaşı başladığında Vanga’nın erkek kardeşi Vasi orduya katılmaya karar vermişti. Bu karar üzerine Vanga kardeşinin vazgeçmesini, aksi halde 23 yaşında öleceğini söylemişti. Kararından vazgeçmeyen Vasil 23 yaşında alman ordusu tarafından tutsak edilierek idam edildi.Baba Vanga Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri

1979 yılında Rusya’nın SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) olarak bilindiği dönemde, “Vladimirin ünü ve şerefi bir buz parçası gibi eriyecek ve geriye Şanlı bir Rusya kalacak” diyen Vanga. Sovyet döneminde Vladimir Lenin’den sonra oluşacak Rusya’dan bahsetmiştir.

1995 yılında “Ağustos sıcağında Kursk sular altına gömülecek ve tüm dünya ardından yas tutacak” cümlesini kuran Baba Vanganın bu kehaneti önce Rusyada bulunan Kursk kasabası’nın ağustos ayında sular altında kalacağı olarak yorumlandı. Ancak 2000 yılı ağustos ayı geldiğinde hiç tahmin edilemeyen ve akla gelmeyen birşey olmuştu. Rusların Kursk isimli deniz altısı bir arıza nedeniyle batmış ve 118 mürettebattan kimse kurtulamamıştı. Bu olay tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.

Amerikalı ikiz kardeşlere çelik kuşlar saldıracak, kurtlar inlerinde uluyacak, masumların kanı fışkıracak diyen Vanga 11 Eylül saldırılarından bahsediyordu. ABD nin İkiz Kulelerine çelik kuşlar yani uçaklar çarpmış ve birçok insan hayatını kaybetmişti, Mağaralardan ise Bin Ladin bantları yayınlanmaya hala devam ediyor.

ABD’nin G. W. Bushtan sonraki liderinin Siyah olacağını (Obama) ve Bu liderin başa gelmesiyle ciddi bir ekonomik kriz yaşanacığını da bilen Vanga, Bu siyahinin Barış için geleceğini ancak dünya ya barış değil tehlike getireceğini söylemiştir. Ayrıca Vanga bu liderin ABD’nin son başkanı olacağı kehanetinde de bulunmuştur.

Bulgar hükümetinin dosyalayıp arşivlediği Vanga kehanetlerinin bilinenleri bunlarken, bilinmeyen ve açıklanmayan daha birçok kehaneti bulunduğu tahmin ediliyor. Geçmişte birçok olayı çok önceden bilen Vanga’nın dünyanın geleceği için yaptığı kehanetlerde tüyler ürpertici;

İnsanlar para için birbirlerini öldürecek diyen Vanga, birçok doğal afet dünyayı saracak, insanların düşünceleri ve görüşleri değişecek bu yüzden çatışmalar yaşanacak diyor. Sanırsam içinde bulunduğumuz zamanı çok iyi bir şekilde özetlemiş Vanga. Etnik çatışmalar, teroristler, depremler, tsunamiler…

İçinde bulunduğumuz yıl yani 2010 için ise Vanga inanılmaz bir kehanette bulunuyor, Devletler arası siyasi anlaşmazlıklar artacak ve bahar aylarında 4 hükümet başkanına suikast düzenlenecek, bunun sonucunda da Kasım 2010 da 3. dünya savaşı çıkacak, bu savaşta büyük devletler kullandıkları kimyasal ve nükleer silahlarla güç gösterisi yaparken, kimyasallar nedeniyle başlayan kanserlerden avrupa nufüsu gün geçtikçe azalacak diyor Vanga. 3.Dünya savaşı ise 2014 yılında kadar devam edecek. Vanga savaştan sonra dünyanın süper gücünün Çin olacağını belirtiyor.

2011 yılı için müslümanların hristiyanlar üzerinde kimyasal silahlar kullanacaklarını belirten Baba Vanga, birçok bitki ve hayvan türünün de oluşan radyoaktiviteden dolayı yok olacağanı söylemiş. Birgün müslümanların hristiyanları tamamen yok edeceği de Vanga kehanetlerinden.

2012 yılı kehanetinde zaman dalgası sıfır adını verdiği dönemin sona ereceğini ve yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen vanganın ne demek istediği ise hala çözülememiş durumda. Ancak 2012 yılında bir takım değişiklikler olacağını artık tüm dünya bekliyor.

Ölmeden 2 yıl önce 1994 yılındaki kehanetinde de, birgün dünyanın tek hakiminin Rusya olacağını bildiren Baba Baba Vanga kehanetleri Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri Vanga 1996 yılında hayata veda ediyor. 3797 yılına kadar kehanetleri bulunan kahinin çok ileriki yıllar için yaptığı kehanetlere ise zamanın akışı içerisinde değinmek istediğimizden şuan yazma gereği duymuyoruz. Kim öle kim kala… Ancak şunu belirtmekte isteriz ki bulgar halkının 3.dünya savaşı korkusuyla yaşadığı bu yıl gerçekten devletler arası sorunlar iyice artmakta. Ülkemizin iç sorunları almış başını giderken birde dış sorunları bugünlerde sıklıkla duyuyoruz. ABD ile ilişkileri kopma noktasına getiren ve onaylanan bir Ermeni tasarısı bunun en bariz örneği. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İsrail bize baharda savaş açmayı planlıyor istihbaratı aldık sözleride cabası. Birçok kehaneti gerçekleşen Büyük kahin Vanga‘nın 2010 kehanetinin gerçekleşmemesini tüm insanlık ve dünya barışı (şuan olmayan) için ümid ediyoruz.

Yazar: Arif Baştürk

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (30) Faydalı (22) İlginç (30) Sıkıcı (8) Saçmalık (15)
19 Yorum


Sayfa 2 - 2«12

Bağlantılar

  • Ayakkabı Modelleri Ayakkabı modelleri, Ayakkabı firmaları hakkında Ayakkabı portalı
  • Lazer Epilasyon Fiyatları Lazer epilasyon, Lazer epilasyon fiyatları Lazer epilasyon cihazları ve epilasyon merkezleri hakkında
  • oyun indir Oyun indirmek için ideal bir oyun sitesi.
  • nokia Nokia hakkında arandıklarınız bulmak istedikleriniz.
  • fifa 2010 Fifa 2010 tutkunlarına.
  • Haber Blogu Sosyal medyadan haberin merkezi.