<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Foton Kuşağı Etkisi &#187; Efsanevi Uygarlıklar</title>
	<atom:link href="http://www.fotonkusagi.net/Foton-Kusagi/efsanevi-uygarliklar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fotonkusagi.net</link>
	<description>Foton Kuşağı etkisi, Marduk Gezegeni, Maya Uygarlığı Takvimi ve 21 Aralık 2012 - Kehanetler, Bilimsel ve Yorumsal analizlerle 2012 ye bakış.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Jan 2012 21:06:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.1</generator>
		<item>
		<title>Sümerliler &#8211; Üstün Zekalı Uygarlıklardan Sümer Uygarlığı</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/sumerliler-ustun-zekali-uygarliklardan-sumer-uygarligi.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/sumerliler-ustun-zekali-uygarliklardan-sumer-uygarligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 May 2011 20:59:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerler ve nibiru (marduk)]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerliler hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[sümerliler Zecharia Sitchin]]></category>
		<category><![CDATA[Üstün zekalı uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Zecharia Sitchin kitabı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=1048</guid>
		<description><![CDATA[Eski Sümer Uygarlığı bugünkü Irak’ın Mezopotamya bölgesinde günümüzden yaklaşık 4500 yıl önce (M.Ö 3500-M.Ö 2000) yaşamış Mayalar, İnkalar, Aztekler, Mısırlılar<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/sumerliler-ustun-zekali-uygarliklardan-sumer-uygarligi.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Eski Sümer Uygarlığı</strong> bugünkü Irak’ın Mezopotamya bölgesinde günümüzden yaklaşık 4500 yıl önce (M.Ö 3500-M.Ö 2000) yaşamış <em>Mayalar, İnkalar, Aztekler, Mısırlılar</em> gibi üstün zekâsı kanıtlanmış uygarlıklar arasında sayılan önemli bir kültürdür.</p>
<p>Sümerliler tabii ki her millet gibi kendi devletini kurmak isteyen bir önder eşliğinde kurularak hayatını sürmüş ve yine her devletin kaderine maruz kalarak civar devletlerce ortadan kaldırılmıştır. Fakat bu süreçte halkını en refah seviyeye ulaştıracak buluşlarıyla ve zekâlarıyla farklarını ortaya koymuşlardır.</p>
<p><a title="sümerler" href="http://www.fotonkusagi.net/Photon-Belt/sumerler">Sümerler</a> ile ilgili en önemli teori ise insanlığın başlangıcı olarak varsayılmaları. Bilim adamları bu teoriyi onların yaradılış efsanelerine dayandırıyorlar. Sümerlilerin tanrısı kabul edilen, hatta tabletlerde astronot kıyafeti giyilmiş şekilde tasvir edilmiş, DNA şekillerini anımsatan sarmal yapıdaki sütunlar arasında gösterilmiş İştara, bu teorinin kahramanı. Efsaneye göre: İştara, Sümerlilerce de keşfedilmiş ve yakın zamanda günümüz bilim adamlarının da bulduğu üzere güneş sisteminin bir gezegeni olan fakat yörüngesi çok geniş olan Marduk(Nibiru)’ tan (tabii ki o gezende hayat olup olmadığı şu an bilinmiyor) gelen İmunaki insanlarının başı. İştara bundan 6000 yıl önce Marduk’tan dünyaya gelerek halkına bilgiler sundu ve gizli bir şekilde bulutların arasından süzülerek dünyadan ayrıldı. Dünya’ya gelişi Marduk’la o zamanki Dünya olan Tiamat’ın çarpışmasıyla oldu. Bu çarpışmadan sonra Bugünkü Dünya Ay ve yörüngemizdeki kuyruklu yıldızlar oluştu. Mars’a kuraklık geldi suyu yok oldu. Merkür kurudu. İmmunaki insanları teknolojileriyle insanları yarattılar (?) . vs… Bu çarpışmanın kanıtı olarak günümüz Antarktika kıtasındaki göktaşı kalıntıları gösterilmektedir. Sümerlilerin tanrı kavramını inancımızdan farklı olarak insana benzeyen bir şekilde tasvir etmiş olmaları günümüzde aykırı olarak kabul edilse de yaradılışla ilgili tabletleri de bulunmaktadır. Bu tabletlerde böyle bir çarpışmanın olacağını önceden astronomik ilerleyişleri sayesinde sezdikleri ve yeni oluşacak olan dünyanın benzer bir değişime 2012 senesinde gireceği belirtilmiştir.</p>
<p>Azeri kökenli arkeolog <strong>Zecharia Sitchin Sümerliler</strong> üzerinde yaptığı araştırmayı <strong>“Genesis Revisited”</strong> adlı kitabında değinmiş. Bıraktıkları tabletlerden, yaşadıkları ortamlara kadar her durumu inceleyen Sitchin, Sümer Uygarlığı ile ilgili <a rel="attachment wp-att-1049" href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/sumerliler-ustun-zekali-uygarliklardan-sumer-uygarligi.html/attachment/sumerler"><img class="alignleft size-full wp-image-1049" title="sumerler" src="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2011/05/sumerler.jpg" alt="sumerler Sümerliler   Üstün Zekalı Uygarlıklardan Sümer Uygarlığı" width="240" height="312" /></a>ilginç iddialarından da bahsediyor. Efsane olarak sayılan olguların bir kısmına da inandığını belirtiyor. Çünkü ona göre şu anki teknolojinin kazandırdığı edinimler, uygarlığın tabletlerinde de yer alıyor fakat bunlar tabletlerde Sümerlilerin inanç olgularından doğan efsanelerin bir sonucu olarak gösterilse de kanıtlanmış.</p>
<p>Bu önemli bulgular, <span style="color: #008000;"><strong>Sümerlerin akıllı uygarlıklar tarafından ziyaret edilmiş olmaları</strong></span> –ki bu durumun bahsedilişini yaradılış efsanelerinden öğrenebiliyoruz-, <span style="color: #008000;"><strong>geleceği bilmeleri</strong></span> –insanlığın diğer güneş sistemi gezegenlerine kartallar gibi inmeleri(Ay’ a ayak basmamız)- <span style="color: #008000;"><strong>ve astronomik keşiflerde bulunmaları</strong></span>. Sümerlilerin bu çalışmaları günümüzde 60’lı yıllarda aya inilmesi ve 70 ve 80’li yıllarda Mars yüzeyindeki araştırmalarla açıklanabildi. Sümerliler astronomik çalışmalarında gezegenlere şekillerine göre isim verdiler. Uranüs gezegenini çok parlak ve çok yeşil olarak tanımladılar. Bu özellik bilim adamlarınca 1930 yıllardaki ilk keşfinin ardından kanıtlandı. Uygarlık ayrıca Uranüs’ün neden eğik bir yapısının olduğunu da açıklamış. Neptün’ün maviliğinden bahsetmiş olmalarına rağmen günümüz teknolojisiyle mavi gezegen Neptün 1977’de keşfedilebildi. Tabletlerdeki önemli veriler dönemimizdeki uzay araçlarıyla kanıtlandı. Bu ve bunun gibi görmeden veya herhangi bir araçla inceleme yapmadan bilinemeyecek olgulara sahip olabilmeleri; araştırmacıların sürekli “yabancı uygarlıkların etkisinde mi kaldılar yoksa yalnız mıydılar?”,”sayılarının yok oluşu ve geride kalan tabletler dışında önemli kalıntıların kalmayışı kendi tanrılarının bir emri miydi?” gibi soruların üzerinde durmalarına sebep olmuştur.</p>
<p>Mars’taki araştırmalarda da geçmiş uygarlıkların teknolojik açıdan ileride olduklarını destekleyen bulgulara rastlanmıştır. Bunlardan en önemlisi ise Mars yüzeyindeki insan yüzleri ve İnka şehirlerini andıran Piramitler. Araştırmalar esnasında UFO görüldüğü iddiaları ve hareket eden kartal şeklindeki gölge. Gene efsanevi Maya uygarlığında bahsedildiği üzere Sümerlilerin de ikinci çarpışmanın bir krokisini çizmesi, 12 gezegenden bahsetmesi, Dünya’nın 7. Marduk’un ise 10. gezegen olması ve Plüton’u önceden keşfetmeleri… sizce bir tesadüf mü?</p>
<p>Tabiî ki değil. Günümüz mantığı güttüğümüz zaman veya var olan efsaneleri doğru bir şekilde yorumlayabildiğimizde olayın çok farklı bir boyuta eriştiğini görebilmekteyiz. Öncelikle Yaradılış efsanesinde belirtilen bir çarpışma belki oldu belki de yaradılış bir çarpışmaya benzetilerek tasvir edildi(BIG BANG). İştara Tanrının adı ve halkına doğruları gösterdi. İmmunaki insanları belki de Tanrı’nın yarattığı diğer varlıklar(melekler,..vb) ve ona iman edip insanları kolladılar-kolluyorlar- . Tek tanrı inancında yorumladığımızda İştara dışında kimsenin böyle bir şey yapamaması gerekirken diğer İmmunaki insanlarının günümüz insanlarını yarattığına dair açıklama ilginç. Bence diğerleri yani İştara’ya bağlı olan topluluk şimdiki insanları yaratmış olsaydı İştara Tanrı olarak kabul edilemezdi. Gene Çarpışmanın ardından dinginliğin oluşumunda İştara’nın göğe süzülmesi ve günümüzde de birçok inançta olduğu gibi Tanrı veya cennet kavramının göğe tasvir edilmesi benzerlik gösteren örnekler.</p>
<p>Teknolojik açıdan çok gelişmiş olabilirler. Herhangi bir tufandan ötürü buluşları kaybolmuş olabilir. Ve eğer bu tarz bulguları doğruysa, o zaman <span style="text-decoration: underline;">Marduk</span> olabilir Ama onun bir gezegen olarak ifade edilmesi bunun somut bir olgu olduğunu gösteriyor. Benim inancım 2012 senesinde çarpışma olmayacağı görüşünde. Belki yakınımızdan geçecek belki de uzakta olsa bile herhangi bir çekim etkisiyle foton kuşağında kayma, afetler veya gene üstünde aşırı durularak bahsedildiği gibi bilinçte bir uyanış olacak. Sonuçta kimse kıyametin ne zaman kopacağını bilemez. Ama tasvir bu bazı olgular kıyamet olarak nitelendirilebilir. Örneğin 17 Ağustos depremi Maya uygarlığının takvimine göre 4. zamanın sonuna denk gelmiş. Bunu şu sıralar yaptığım araştırmalar sonucunda öğrendim. Ancak afet denilince aklıma gelen en önemli şey depremden sonra yaşadığım uyanıştı. Ve bu herkeste vardı. Bir şeyleri sorgulama, inanç kavramını gözden geçirme, anlamaya çalışma, hayatta her şeyin olabileceğini fark etme, yaşanan aşırı korkular bunlar insanı bir nevi dirilten öğeler aslında. Bunu bir uyanış olarak nitelendirirsek ve eğer yıllar öncesinin teknolojisi bize güneş sistemimizin en uzun yörüngeli gezegeninden bir afet geleceğini söylüyorsa ve de bu doğruysa o zaman uyanış da olacak demektir. Bu durum kimine göre kıyamet, kimine göre alamet kimine göre sadece bir afet vb… olabilir.</p>
<p><em>Gerçeği sadece Allah bilir demek isterdim ancak her inanıştaki insana hitap ediyorsak o zaman söyleyebileceğim en genel yargı emin olunmayan veya tam olarak kanıtlanmamış olgulara hemen inanmak yerine, üzerinde iyice araştırmak ve mantıklı düşünmeyi seçmek yönünde.</em></p>
<p><span style="color: #008000;"><em>Yazar: Ece BOSTANCI </em></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/sumerliler-ustun-zekali-uygarliklardan-sumer-uygarligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DR. Abigail TYLER ve Esrarengiz Hikayesi</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/dr-abigail-tyler-ve-esrarengiz-hikayesi.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/dr-abigail-tyler-ve-esrarengiz-hikayesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 10:04:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[abigail tyler hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[dr abigail tyler]]></category>
		<category><![CDATA[esrarengiz olaylar]]></category>
		<category><![CDATA[The Fourth Kind film]]></category>
		<category><![CDATA[ufo hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[ufo yakın temas]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=1032</guid>
		<description><![CDATA[Bilmem herkes böyle tanımlanamayan böyle belirsiz bir olay yaşar mı? Hani böyle zannedilen basit olaylardan değil de resmen yaşanılan ama<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/dr-abigail-tyler-ve-esrarengiz-hikayesi.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bilmem herkes böyle tanımlanamayan böyle belirsiz bir olay yaşar mı? Hani böyle zannedilen basit olaylardan değil de resmen yaşanılan ama kafa karıştıran, var ama mantığa aykırı olaylar. İşte böyle bir olayın Nome, ALASKA bölgesinde 2000 yılında Dr. Abigail Tyler’ın başına geldiği iddia ediliyor. İddialar doğrultusundaki hikâye ise şöyle:</strong></p>
<p><strong>Dr. Abigail Tyler</strong> bir psikolog. Hastalarına telkin yoluyla (tabi bu telkin hipnoz değil etkili konuşma) tedaviler uyguluyor. Fakat belirli bir zaman sonra gelen hastaların anlattıklarının ortak ifadelerle aynı korkunç olaya dayandığını görünce biraz şaşırıyor. Hastalar, yaşadıkları şeyi tam ifade edemiyorlar. Bir şeyler olduğunu tabii ki biliyorlar. Gelişmelerin sonucundan bazı olayların döndüğü belli ama anı tam hatırlayamadıkları için sorun bir türlü açıklanamıyor. Doktor başta bunun bir tesadüf olduğunu düşünüyor. Tipik bir doktor edasıyla sıradan yöntemler uyguluyor. Ama zamanla aynı tepkiler, aynı belirsizlikler söz konusu olunca bu sefer Dr. Abigail hipnoz yolunu seçiyor. Hastalarını hipnoz ettiğinde ise çıkan manzara karşısında dehşete düşüyor. Çünkü hepsi çığlıklar atıyor, oradan oraya<br />
koşuyor ve sürekli haykırarak yardım istiyorlar. Şuursuzca konuşmalarından da eve birinin girdiği ve bu kişi her kimse insanlara saldırdığı anlaşılıyor. Hipnozda çözümlenen süreçte olayların birbirine benzediği keşfediliyor. Fakat gene ortak olarak saldırgan bir türlü hatırlanamıyor. Siluet şeklinde olduğu ifade diliyor. Saldırgan insanları korkutuyor. Kendini önce belirli periyotlarla ipuçları bırakarak, insanları şüphelendirerek ve korkutarak belli ediyor. Ve bir rivayet onları kaçırıyor. Ama nereye götürüyor? Zor kullanılan ve korkan kişiler, kendilerine bilgi verildiğini, üzerlerinde deneyler yapıldığını söylüyor. Aynı olaylarda yer alıp da sonradan kaybolan insanların olduğu da ifade ediliyor. Abigail bu olayın içine gerçek bir dedektif gibi düştüğü için olacak saldırgan onun varlığından haberdar oluyor ve<br />
bir şeylerin açığa çıkmasından korkarak aynı durumların onun da başına gelmesine sebep oluyor. Neticede Abigail Tyler odasının kapısının kendiliğinden açıldığını ve birden kocasının kanlar içersinde can çekişerek öldüğünü görüyor. Tabii o sırada kocasının nasıl öldüğüne tam dikkat edemiyor ki bıçak veya herhangi bir kesici alete dikkat etmiyor. Kendisinin de diğer hastalarla aynı duruma düştüğünü fark ediyor. Kızı da ortadan kayboluyor. Ve… Abigail<br />
Tyler deliriyor. Tam olarak ifade etmemiz gerekirse akıl sağlığı yerinde ancak konuşmak bile istemeyen sürekli düşünmek zorunda kalmış bir insan oluveriyor. Hiçbir şey yok ama çok şey oluyor? Bu olayın uzaylılar tarafından gerçekleştiği yönünde iddialar atılıyor ve Abigail kendisinin de onlar tarafından kaçırıldığını düşünmeye başlıyor. Siz <a title="abigail tyler esrarengiz" href="http://www.fotonkusagi.net/Photon-Belt/abigail-tyler-hikayesi">Abigail Tyler</a>’ın yerinde olsaydınız ne yapardınız?</p>
<p>Tabii ki bu tarz bir durum söz konusu olduğunda insanın aklına direkt olarak uzaylıların gelmesi normal. Hepimizin de bir şekilde duymuş olabileceği üzere uzaylılar her bilinmeyenin altından çıkan bir fenomen. Kimse gerçekte neyin doğru neyin yanlış olduğunu tam olarak kanıtlayamıyor. Haklarında birçok iddia var. UFO olarak görünmeleri, yakın temas yoluyla insanların karşılarına çıkmaları, kendileri hakkında bilgiler vermeleri ve kaçırmaları. Özellikle kaçırılma vakalarında insanlara deneyler yaptıkları ve bu deneyler sonucunda bilgi verdikleri veya hafızalarından silerek o kişilere bu olayın hatırlanmamasını sağladıkları söyleniyor. Amaç ise ya insan ırkını tanımak ya da onları yok etmek. Fakat bu hikâye eğer gerçekse ve bahsedilen saldırganlar uzaylılarsa o zaman gerçek bir düşmanla karşı karşıyayız.<br />
Ve gerçek her zaman olduğu gibi sırlarla örtülü…</p>
<p>Dr. Abigail’ın bu akıl almaz hikâyesi nin <strong>The Fourth Kind adında bir sinema filmi</strong> de çekildi. Yalnız hikâyenin gerçek olmadığı yönünde iddialar da var. Hatta filmde biri gerçek diğeri film olarak yansıtılan ikili görüntülerin hiçbirinin gerçek olmadığı ortaya çıkmış. Orada gerçek Abigail Tyler gibi ifade veren kişi aslında oyuncu Charlotte Milchard’mış.<br />
Belki Dr Abigail Tyler tarafından ifade havası verirken bunun önemsiz olduğu düşünüldü ama bu fantastik olayları seven kişilerce bir hayal kırıklığı oldu. Çünkü film, afişinde gerçek araştırmalara dayalı bir film olarak belirtilmişti.</p>
<p>Dr. Abigail Tyler ile ilgili bir film ve herhangi bir iki belgesel dışında çok bilgiye ulaşılamaması gerçekten akıllara acaba bu bir fake mi dedirtecek cinsten. Çünkü, Nome, ALASKA Psychiatry Journal(Nome, ALASKA Psikiyatri Dergisi) Dr. Abigail Tyler adı altında yazdığı yazılarda genelde biyografisini önceden yazılmış metinlerle ilişkilendirmiş.<br />
Onun gerçek hayatı değil gibi duruyor. Universal Pictures ise çekilen sinema filminin uydurmaca olduğu yönünde şikâyetler almış ve bunu belirtmiş. Filmde ismi geçen üniversitedeki kişilerin ise öğrenci olduğu ve bu tarz olayları yaşamamış oldukları söyleniyor. Daha sonra bu rivayetlere bir son vermek için FBI yaptığı araştırmada esrarengiz diye<br />
algılanan olayların aslında alkol ve uyuşturucu etkisiyle oluşan durumlar olduğunu belirtti. Bazıları da kaçırılmamış soğuk kış şartlarından dolayı ölmüştü. Genelde kaybolan veya öldürülen kişiler Nome, ALASKA yerlisiydi. Ve bu tarihler 1960 ve 2004 yılları arasındaydı. Öldürülen veya kaybolan kişiler aslında filmde belirtildiği gibi uzaylılar tarafından değil NOME sakinlerinin düşüncesine göre bir seri katil tarafından alıkonuyordu. Birçoğu da bu<br />
olaydan habersizdi. Kimisine göre yalan kimine göre de doktor bir süre sonra kaçırıldı hatta öldürüldü.<br />
Belki gerçek iddiasıyla film gişe yapılmak istendi belki de gerçekler insanların kafasını karıştırmamak hatta inançlarını etkilememek için bu tarz iddialarla örtülüyor.</p>
<p>Sonuç olarak her iki görüş de birer iddiadan ibaret olup çıkıyor. Her zaman bu tarz olaylar oluyor. Her zaman bilinmezlikler kafaları allak bullak ediyor. Bazen gerçekten teknoloji bile açıklamalara yetersiz kalırken bazen de böyle hikâyelerin yaratılmasında güzel bir kurtarıcı oluyor. Ancak toplumun düşüncesi hiç değişmeyecek şekilde gerçeklerin net bir dille açığa çıkması yönünde<strong>&#8230;Bu gerçekten rahatlatıcı olacak…</strong></p>
<p><strong>Yazar: <span style="color: #008000;">Ece Bostancı</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/dr-abigail-tyler-ve-esrarengiz-hikayesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lemurya Uygarlığının Yok Oluşu</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/lemurya-uygarliginin-yok-olusu.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/lemurya-uygarliginin-yok-olusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2010 11:48:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>shergi</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Atlantis ve lemurya uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[lemurya kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[Lemurya uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Lemurya uygarlığı yok oluşu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=844</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada yaşanan savaşta(sürüngenimsi ve dinozorumsu ittifak ile memeli ırkla) insan topluluğu Lemurya kıtası denen yerde merkezlenmeye karar verdiler. Sonraki 850.000<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/lemurya-uygarliginin-yok-olusu.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada yaşanan savaşta(sürüngenimsi ve dinozorumsu ittifak ile memeli ırkla)  insan topluluğu <strong>Lemurya kıtası</strong> denen yerde merkezlenmeye karar verdiler. Sonraki 850.000 yıl boyunca Lemuryalılar,şimdi Pasifik Okyanusu&#8217;nun bulunduğu yerde bulunan ana kıtadan tüm gezegene yayıldılar. Onlar bir dizi yavru imparatorluk oluşturdular.Bu yavru imparatorlukların en önemlisi,Atlantik Okyanusu&#8217;nun ortasında bulunan kocaman bir ada olan Atlantis idi. Diğerleri ise;bugün Çin ve Tibet denilen bölgede kurulan Yü İmparatorluğu idi.</p>
<p> Atlantisliler kolonilerinin eşsiz olduğunu iddaa ettiler ve bu diğer yavru imparatorluklardan ayrı hissetmelerine yol açtı.Bu durum tüm gücü ele geçirebilmek için Lemuryalılar&#8217;ı ve onlara sadık olan yavru imparatorlukları yok etme konusunda güçlü bir arzu duymaya başlattı. Lemuryalılar yavru imparatorlukların yeterince geliştiğini ve koruyuculukta(dünya koruyuculuğu) bir rol oynamaları gerektiğine karar verince Atlantislilerin Lemuryalıları yok etme konusundaki büyük planları için müttefik aramalarına fırsat verdi.</p>
<p> <a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/buyuk-kita-atlantisbatisi.html">Atlantis uygarlığı</a> çeşitli galaktik asi savunma kumandanlıklarında bazı müttefikler(aslen Alpha Centauri ve Pleiades&#8217;deki koloniler tarafından oluşturulmuş) buldular.Bu gruplar sonra,Lemurya&#8217;nın yok edilmesini ve Atlantis&#8217;in Dünya gezegeninde en üst  konuma yükselmesini sağlayacak bir gizli plan geliştirmeye başladılar.</p>
<p> Bu plan şöyleydi;Yaklaşık 25 000 yıl önce asi gruplar(Pleiadesli ve Centauruslu) artık Lemuryayı yok etme kararı aldılar.Planları ve onun icrası teknik bir başarı olacak,ama Lemurya ile birlikte Dğnya gezegeninin aylarından birini de yok edecekti.(O zaman dünya 2 aya sahipti.)Bunların her biri sizin şimdiki ayımızın yaklaşık  dörtte üçü büyüklüğündeydi.Asilerin yapmaya niyetlendikleri şey,güç alanlarını kullanarak bu aylardan birini aşağıya spiral çizen bir yörüngeye sokmaktı.Bu ay,Dünya ile bir kritik kütle konumuna(Lagranj Noktası&#8217;na)erişmeden önce havaya uçurulacak,böylece o muazzam bir meteor sağanağı halinde Lemurta kıtasının üzerine düşecekti.</p>
<p>Bu gelişme aslında volkanik bir felakete yol açtı,ki bu da Lemurya&#8217;nın altındaki büyük gaz odalarının şiddetle içeriye doğru çökmelerine,kıtayı batırıp Lemurya hakimiyetini yok etmelerine neden oldu.</p>
<p>Geçen günlerde bilim adamlarımız  Pasifik bölgesinde okyanus sondajları sonucunda deniz dibinde geniş dağ ve vadi yükseltileri bulunduğunu saptandı ve sonuçta,bir zamanlar Dünya&#8217;nın harikası olan bu yerin bir kısmının haritası çıkarıldı.Lemurya&#8217;nın yok edilmesiyle,hiçbirşey güç-açlığı içindeki Atlantis&#8217;in yükselişini ve her yere nüfuz etmesini önleyemedi.</p>
<p>Yazar: İlkay Alkan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/lemurya-uygarliginin-yok-olusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evrende İnsan Irkı Ve DNA Özellikleri</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evrende-insan-irki-ve-dna-ozellikleri.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evrende-insan-irki-ve-dna-ozellikleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 08:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[evrende insan Irkı]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişte İnsan DNA sı]]></category>
		<category><![CDATA[Geçmişte Kraliyet Soyları]]></category>
		<category><![CDATA[Lyran Takım yıldızı varmı]]></category>
		<category><![CDATA[Vega yıldız sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=790</guid>
		<description><![CDATA[ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -4- İnsanlar İnsan ırkı, Lyran Takım Yıldızı&#8216;ndaki Vegan Yıldız Sistemi&#8216;nin Avyon adlı gezegeninde gelişmiştir. Daha önce<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evrende-insan-irki-ve-dna-ozellikleri.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -4-</strong></span></p>
<p><strong><span style="color: #99ccff;">İnsanlar</span></strong><br />
İnsan ırkı, <strong>Lyran Takım Yıldızı</strong>&#8216;ndaki <strong>Vegan Yıldız Sistemi</strong>&#8216;nin Avyon adlı gezegeninde gelişmiştir. Daha önce de sözünü ettiğim gibi, İnsanlar, Felineler&#8217;in görünümünde yaratılmıştır. Onlara Sürüngenler&#8217;inkinden farklı bir yaratılış miti verilmiştir. İnsan yaratılış miti, insanlar&#8217;ın da istedikleri gezegeni ya da yıldızı kolonileştirebileceğini ama eğer başka bir ırkla karşılaşırlarsa, onlarla barış anlaşması yaparak uyum içinde yaşamaları gerektiğini söyler.<br />
Hem Sürüngenler hem de İnsanlar, saf bir <strong>DNA lifi</strong> taşırlar. Bunlar, Kraliyet Soyları&#8217;dır. Sürüngenler&#8217;in Kraliyet Soyu, Aln Soyu&#8217;dur. İnsanlar&#8217;ın Kraliyet Soyu ise Avyon Soyu&#8217;dur.</p>
<p>Bu dört temel ırkın geçmişleriyle ilgili bazı bilgilere sahip olduğunuza göre, şimdi devam edebiliriz. Öncelikle, Felineler&#8217;in insan ırkını yaratmaya hazır olduğu zamandan başlayalım. Bu dönemde Felineler&#8217;in, Sürüngenleri çoktan yaratmış olduklarını ve onların da yıldız gemileri yapacak düzeye geldiklerini tekrar hatırlayalım.<br />
Felineler, yeni İnsan ırkının yaratılışı için Avyon&#8217;da tohum çalışmalarına başladılar. İnsanlar öncelikle okyanusta başladı ve sonradan karaya çıktı. Darwin adlı bilim adamınız insanların okyanusta ortaya çıktığını söylediğinde, haklıydı. Okyanus primatlığı aşamasındayken, Felineler bu primatların büyük bölümünü alıp iki ayaklı insan haline getirdi. Geride kalan primatlar, yani balinalar ve yunuslar, Avyon&#8217;un biyosferini korumak üzere suda bırakıldı. Biyosferin korunması, yaşam olan herhangi bir gezegen için hayati önem taşır.</p>
<p><a title="Avyon Gezegeni İnsanları" href="http://www.fotonkusagi.net">Avyon insanları</a> uzay yolculuğu yapabilecek seviyeye ulaştıklarında, Lyran takım yıldızındaki başka bir gezegeni kolonileştirdiler. Bu gezegene &#8220;Avalon&#8221; adını verdiler. Yeni koloni, dişil odaklı bir toplum oluşturdu. Bir süre sonra Sürüngenler geldiler ve eril odaklı toplum yapılarıyla birlikte üstün teknolojilerini de beraberlerinde getirdiler. Bu iyiydi, çünkü kutup entegrasyonu için ilk fırsatı sunmuştu. Ne yazık ki, yeterince ruhsal bilgi ve deneyim olmadığı için, sonunda anlaşmazlık ve çatışma ortaya çıktı. Bunu açıklayayım.</p>
<p>İnsanların Avyon&#8217;dan dışarı yolculuk edebildiklerini gördüklerinde, Sürüngenler tehdit edildiklerini hissettiler. Ya İnsanlar tüm galaksinin kontrolünü ele geçirirlerse ne olacaktı? O zaman Sürüngenler nerede yaşayacaktı? Kendi kafalarında, bunun durdurulması gerektiğine karar verdiler. Başlangıçta, Sürüngenler ve İnsanlar arasında açık bir mücadele olmadı. Bu Sürüngenlerin tarzı değildi. Bunun yerine, Sürüngenler her zamanki yollarını tercih ettiler. Koloninin içine sızmaya ve insanlar arasında uyumsuzluk yaratmaya başladılar; aynı zamanda kendi teknolojilerini sunarak, İnsanlar&#8217;ın güvenini ve dostluğunu kazandılar. Bu, teknolojik açıdan gelişmek isteyenlerle ruhsal açıdan gelişmek isteyenler arasında bir ayırım yarattı. Bu ayırım, bir iç savaşa yol açtı ve bu noktada Sürüngenler eril enerjiyi savunan kolonicilerin tarafına geçti; mücadele neredeyse tüm koloninin ve gezegenin yok olmasıyla sonuçlanıyordu. Tarih kitaplarınıza bakarsanız, gezegeninizdeki savaşlarda da Sürüngenlerin etkilerini ve taktiklerini görebilirsiniz; önce ikilik yaratacak tohumlar ekerler ve sonra yıkıma yol açacak şekilde taraf seçerler. Avalon kolonisinin neredeyse yok olmanın eşiğine gelmesinden sonra, Kurucular buradaki İnsanları Sirius B&#8217;ye taşımaya karar verdiler; ama bu kez gelişim süreçlerinde Sürüngenlerin karışmasına izin verilmeyecekti. Bu plan kısmen başarılı oldu. Ortaya çıkan şey, şimdi Sirian İnsanları olan ırkın arasında bir bölünmeydi. Kendilerini ruhsal gelişime ve dişil odaklı Lyran yaşam tarzına adamış olan eterik (fizik dışı) insan grubu, yani Eterik Sirianlar, buna devam ettiler. Bu grubun lideri, Amelius&#8217;tan başkası değildi. Sirian İnsanları&#8217;nın geri kalanı, fiziksel durumlarını korumaya karar verdiler. Fiziksel durumdakiler, eril odaklı Fiziksel Sirianlar denen insanlardı. Kurucular ve Ruhsal Hiyerarşiler, Kutup Entegrasyonu&#8217;nun devam etmesi için, yine bu insanların yeni yerlere götürülmesi gerektiğine karar verdi. Bu kez, Orion Takım Yıldızı&#8217;ndaki Aln ve Tiamat gezegenleri seçildi. Fiziksel Sirianlar eril odaklı olduklarından, Sürüngenlerin evi olan Aln&#8217;a gönderildi ve kısmen Sürüngenlerin arka bahçesinde yeni bir koloni kurmaları sağlandı. Bu grup, Orion İnsanları haline geldi. Bu adımın, kendilerini ve eril taraflarını daha iyi anlamalarını sağlayacağı umuluyordu. Ama bu durum Sürüngenleri hiç memnun etmedi ve savaşın tekrar başlayıp Alnian kolonisinin neredeyse yok oluşun eşiğine gelmesi çok sürmedi. İnsan koloniciler, Sürüngenler tarafından köleleştirildi.</p>
<p>Zaman içinde <strong>Alnian kolonisi </strong>yeniden kuruldu ve entegrasyon oyunu devam etti ama şimdi oyunda yeni bir grup daha vardı; Karanlık Birlik. Karanlık Birlik, kendilerini köleleştiren Sürüngenlere karşı bir direniş hareketi olarak Orion İnsanları&#8217;nın arasından başladı. Daha sonra, Karanlık Birlik&#8217;ten bir grup insan kaçtı ve yeni bir başlangıç yapmak için Tiamat&#8217;a geldi. Sirius B&#8217;den gelen Eterik Sirianlar, Tiamat&#8217;ı yeni evleri olarak almışlardı. Eterik Sirianlar, gezegenin koruyuculuğu görevlerine devam edebilmek için, yine fiziksel hale gelmek zorundaydılar. Felineler bu ihtiyacın karşılanması için yine yardım etti. Eterik Sirianlar geldiklerinde, yeni gezegen koruyucusu ırkı okyanus primatları olarak bulmuştu. Eterik Sirianlar bu yeni ırkın koruyuculuğu görevini aldı ve gelecekteki fiziksel araçlarına sevgiyle bakarak, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşıladı. Eterik Sirianlar&#8217;dan bazıları zamanlarım gezegendeki hayvanların vücutları içinde geçirmeye başlayana kadar hayat böyle devam etti. Bu durum, bir süre sonra diğer Eterik Sirianlar için gerçek bir endişe haline geldi. Düşüncenin gerçekleştiğini biliyorlardı ve eğer kardeşleri zamanlarını o bedenlerin içinde geçirmeye devam ederlerse, zaman içinde eterik olduklarım unutarak fiziksel durumda sıkışıp kalacaklarını anlıyorlardı. Dünya&#8217;daki İnsanlık da aynı durumu yaşadı. Dünya&#8217;daki İnsanlar, fiziksel bedenlerin içinde yaşayan ruhlar olduklarını unuttular. Bunun yerine, ruhu olan fiziksel bedenler olduklarına inanmaya başladılar. İşte Eterik Sirianlar&#8217;ın başına gelen buydu.</p>
<p>Kozmik Özgür İrade Yasası&#8217;na göre, diğer Eterik Sirianlar kardeşlerini durduramazlardı. Bu yüzden, durumu düzeltmek için bir plan yapıldı. Eterik Sirianlar&#8217;ın bir bölümü Christos Sirianları olacak ve Christos Ofisi&#8217;ni oluşturacaklardı. Bu grup, gezegenin Ruhsal Hiyerarşisi&#8217;ne eklenecek ve kardeşlerinin (Dünya Sirianlan) hayvan bedenlerinden kurtarılması için çalışacaklardı. Bu planın tamamlanması da birçok galaktik plan gibi, milyonlarca yıl sürecekti.<br />
Şimdi Sürüngenlere geri dönelim. Sürüngenler, yeni bir gezegenin yaşam sunmaya hazır olduğunu duymuşlardı. Bunun kendi doğal hakları olduğuna inandıklarından, kolonileştirmek için Tiamat&#8217;a doğru yola çıktılar. Oraya ulaştıklarında, Eterik Sirianlar tarafından izlenen insan primatlarının başlattığı uygarlıkları gördüler. Kurucular, Sürüngenlerin Tiamat&#8217;ı kolonileştirmesine izin verdiler, çünkü bunun kutup entegrasyonunda başarı kazanılmasını sağlayacağma inanıyorlardı. Eterik Sirianlar, onları yumuşatmayı ve yaratılış mitlerinden kurtulacaklarını umarak, Sürüngenlere pozitif enerji göndermeye başladılar. Eğer bu başarılırsa, Sürüngenler ve insan primatları, uyum içinde yaşamayı başarabilirlerdi. Bir süre için bunu başardılar.<br />
Sürüngenlerin gelişinden kısa bir süre sonra, Amelius, Devin&#8217;in Lyran Avyon&#8217;daki evinden ayrılmasını ve insan primatlarının DNA&#8217;larına katkıda bulunmak için Tiamat&#8217;a gitmesini istedi. Amelius Kraliyet Soyu, evrendeki tek saf insan DNA&#8217;sına sahipti ve gelecekteki <a title="İnsanda DNA Gelişimi" href="http://www.fotonkusagi.net">DNA gelişimleri</a>nin korunması için diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyordu. Bu gelişim, şimdi İnsan ırkını Sürüngenlere daha eşit bir hale getirecekti. Teknolojik açıdan hâlâ gelişmemiş olmalarına karşm, ruhsal açıdan daha ilerideydiler ve ruhsal olgunluk, kutup entegrasyonunu tamamlamak isteyen bir ırk için vazgeçilmez özelliklerden biriydi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evrende-insan-irki-ve-dna-ozellikleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anu&#8217;ya Göre Felineler Carianlar ve Sürüngenler</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anuya-gore-felineler-carianlar-ve-surungenler.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anuya-gore-felineler-carianlar-ve-surungenler.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 08:45:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Carian Irkı Carianlar]]></category>
		<category><![CDATA[Evrende Yaratılmış Irklar]]></category>
		<category><![CDATA[Feline Irkı]]></category>
		<category><![CDATA[Lyran Takım Yıldızı]]></category>
		<category><![CDATA[Sürüngen Irkı Sürüngenler]]></category>
		<category><![CDATA[Vega sistemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=787</guid>
		<description><![CDATA[ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -3- Felineler Felineler, birçoğunuzun Aslan İnsanlar dediği ırktır. Kendini çoktan tamamlamış bir evrendendirler ve galaksimiz oluşum<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anuya-gore-felineler-carianlar-ve-surungenler.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -3-</strong></span></p>
<p><span style="color: #99ccff;"><strong>Felineler</strong></span><br />
Felineler, birçoğunuzun Aslan İnsanlar dediği ırktır. Kendini çoktan tamamlamış bir evrendendirler ve galaksimiz oluşum aşamasındayken gelmişlerdir. Kurucular ve Evrensel Ruhsal Hiyerarşi tarafından, evrenimizin baş genetik uzmanları olarak davet edilmişlerdir. Sirius Takım Yıldızı&#8217;nda Sirius A olarak<br />
bilinen yıldız sisteminde yaşarlar. Sirius B&#8217;yi kolonileştiren insanlarla karıştırılmamaları gerekir, insanlar daha Lyra&#8217;dan gelmeden çok önceleri bile, Felineler Sirius A&#8217;da yaşıyordu. Sirius Yıldız Sistemi&#8217;nde üç yıldız vardır. Sirius A, Sirius B ve Sirius C. Sirius B, ilk yıldızdı ve sonrasında Sirius A ve C oluştu. İnsanlar <a title="Lyran Takım Yıldızı" href="http://www.fotonkusagi.net">Lyran Takım Yıldızı</a>&#8216;ndaki Vega Sistemi&#8217;nden ayrılıp Sirius B&#8217;ye geldiklerinde, Felineler&#8217;den çok yardım gördüler. Sirius C şu anda malzemeler için uzay depoları olarak kullanılmaktadır. Tiamat ve Nibiru, Sirius B&#8217;nin parçalarıdır. Bir savaş yıldızı yaratılmasına karar verildiğinde, atalarımız Pleaides yakınlarında uzayda başıboş dolaşan bu dev kaya kütlesini keşfettiler ve onu savaş yıldızı/gezegen haline getirmeye karar verdiler. Dolayısıyla Nibiru&#8217;nun Sirian ve Pleaidian bir gezegen olduğunu söyleyebilirsiniz.<br />
Felineler kendi evrenlerinde olduğu gibi, bizim gezegenimizde de baş genetik uzmanları oldular. Evrenimizdeki gezegenlerde ve yıldız sistemlerinde bulunan tüm yaşam formlarının DNA planlarını onlar hazırladı. Buna bitkiler, hayvanlar ve enkarne olacak ruhlar için fiziksel araçların tasarımı da dahildir.</p>
<p>Kızıl-altın saçlı ve genellikle ela ya da yeşil gözlü, uzun boylu yaratıklardır. Felinler son derece gelişmiş, güçlü, sevgi dolu, nazik ve yardımsever varlıklardır. Savaşta yaralandığımızda, evrenimizin doktorları olarak onlara gideriz. Herhangi bir savaşta asla taraf tutmazlar, çünkü entegrasyon ve koşulsuz sevgi derslerini çoktan tamamlamışlardır. Ayrıca enkarnasyonlar sırasında fazlasıyla zarar görmüş ruhlarla da onlar ilgilenirler. Bu ruhlar, ölümden sonra ilgilenilmesi için <strong>Felineler</strong>&#8216;e gönderilir. Felineler görevlerini yerine getirmek için 6. Boyut&#8217;ta bulunurlar ama aslında daha yüksek boyutlara ait varlıklardır. 6. Boyut, yaratılış boyutudur ve bu boyutta enerji fiziksel hale gelir. Felineler, evrenimizdeki çeşitli gezegenlerin ve galaksilerin Ruhsal Hiyerarşileri ile yakın bağlantıda çalışırlar. Bir ruh grubunun bir gezegene ve enkarnasyon için fiziksel bir araca ihtiyaç duyulduğuna karar verildiğinde, gezegeni hazırlamak ve fiziksel bedenleri yaratmak Felineler&#8217;in görevidir. Gezegenleri yarattıkları zamanlar da olur.<br />
Felineler, Dünya tarihinde çok karşınıza çıkmışlardır. Dünyanın her yanında görülen Sfenksler, varlıklarına dair en güzel kanıtlardır. En büyük hayvan olmadığı halde Aslan&#8217;ın neden ormanların kralı olduğunu hiç düşündünüz mü? Aslanları ve diğer tüm kedileri, Sirius A&#8217;ya bilgi aktaracak vericiler olarak Felineler bıraktılar. Özellikle aslanlar ormanların kralı haline getirildi, böylece öldürülmesi engellenerek, binlerce yıllık Dünya tarihi boyunca bilgi aktarımını sürdürmeleri sağlandı. Kediler, 3. ve 6. Boyutlar arasında iletişim sağlarlar.</p>
<p>Kralların ve kraliçelerin sık sık yanlarında kedi gezdirdiklerini bilirsiniz. Antik zamanlarda, Mısır Firavunları da kediler aracılığıyla Felineler&#8217;den rehberlik alırlardı. Kedi gözü diye tanımlayabileceğiniz birine rastlarsanız, muhtemelen kısmen Feline kökenli olmalarından kaynaklandığını anlayabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #99ccff;"><strong>Carianlar</strong></span><br />
Carianlar, kuşumsu özellikler taşıyan, uzun boylu varlıklardır. Felineler ile aynı evrenden gelmişlerdir. Felineler ile birlikte, Sirius A&#8217;da yaşarlar. Carianlar&#8217;ın amacı, herhangi bir gezegende ya da yıldız sisteminde fiziksel gelişimlerini sürdüren ırkları korumaktır. Lyran insan primatlarını, kendilerini yok etmek isteyen Sürüngenlerden koruyanlar onlardı. Carianlar aynı zamanda ızgara sistemlerinin, yıldız kapılarının ve portalların yaratılmasından sorumludur. Felineler genetik mühendisken, <strong>Carianlar </strong>da manyetik mühendislerdir. Carianlar da Dünya tarihindeki varlıklarını Phoenix ve Kartal biçimlerinin yanı sıra Kuzgun ve Şahin ile kanıtlamaktadırlar. Bu kuşlar birçokları için kutsaldı ve hâlâ da öyledir.</p>
<p>Carianlar, Felineler ile el ele çalışırlar. İnsanlar gibi doğa koruyucuları hâlâ gelişim aşamasındayken, gezegenleri ve yıldızları onlar korurlar. Gelişen gardiyan ırklar gezegeni kendileri koruyabilecek hale geldiklerinde, görevleri biter. Carianlar, Nibiru yaratılmadan önce galaksimizdeki İnsan kolonilerini korumakla görevliydi. Carianlar, korumayı sağlamak için askeri silahlar kullanmazlar. Bunun yerine, bir gezegene giriş çıkışları, boyutlar arası geçişleri denetlemek için kapılar yaratır ve portalları kilitlerler.</p>
<p><span style="color: #99ccff;"><strong>Sürüngenler</strong></span><br />
Sürüngenler, birçokları tarafından Reptoidler olarak da bilinir. <a title="Orion Takım Yıldızı" href="http://www.fotonkusagi.net">Orion Takım Yıldızı</a>&#8216;ndaki Aln gezegeninde, insanlardan çok uzun zaman önce yaratılmışlardır. Sürüngenler önce yaratılmış, böylece teknolojik üstünlüğe sahip olmaları sağlanmıştır. İnsanlar daha Vega okyanuslarından yeni çıkarken, onlar çoktan yıldız gemilerini yapmışlardı bile.<br />
Aynı zamanda Yılanlar, Ejderhalar ya da Kertenkeleler olarak bilinen Sürüngenler, farklı türlerde, renklerde ve boylarda olabilir. Genellikle yeşil, kahverengi, bronz, siyah renklidirler ya da bu renklerin bir bileşimini taşırlar. Gözleri yeşil ya da kızıldır. Tenleri pullarla kaplı ya da pürüzsüzdür ve soğuktur. Beş duyuları vardır ama tüm duyguları hissedemezler.</p>
<p>Sürüngenlerin yuvası Orion Takım Yıldızı ve komşusu, Ejderha insanların yaşadığı Sigma Draconi&#8217;dir. Sürüngenler, galaksimizdeki birçok gezegeni ve yıldız sistemini kolonileştirmiştir. Galaksiye sahip oldukları ve istedikleri gezegeni ya da yıldızı kolonileştirebilecekleri şeklinde bir yaratılış miti verilmiştir. Eğer orada yaşayan başka bir ırk varsa, onlan yok edebilirler ve etmelidirler.<br />
Şimdi ırkların neler hissettiğini tahmin edebilirsiniz! Bu yaratılış miti, birçok gezegende yıkıma neden olurken, iki tarafta da sayısız insan öldü. Ama <strong>Sürüngenler&#8217;</strong>in eril ya da karanlık tarafı, İnsanlar&#8217;ın da dişil ya da aydınlık tarafı temsil etmek üzere Kurucular tarafından yaratıldığını unutmayın. Yani lütfen, onları yargılamayın; çünkü sadece rollerini oynuyorlar.</p>
<p>Sürüngenler, Dünya gezegenini birçok kez kolonileştirdiler. Önce, henüz Tiamat&#8217;ken kolonileştirdiler ve sonra<strong> Tiamat</strong> ikiye ayrıldı ve Dünya haline geldi. Ama ikincisi gerçek bir kolonileştirme değildi.<br />
Bunun yerine, Tiamat&#8217;ın yok oluşu sırasında ve sonrasında yer altına inen Sürüngenler&#8217;in arta kalanlarının yeniden organize edilmesiydi. Modern tarihinizde gördüğünüz yılanlar ve kertenkeleler, bu Sürüngenler&#8217;in torunlarıdır. Ejderhalar de buradaydı ve uçan ejderhalarla ilgili mitleriniz aslında mit filan değildir; hepsi gerçektir!<br />
Sürüngenler teknolojik açıdan, ruhsal olana göre çok daha ileridirler. Biz İnsanlar dişil enerjimizi dengelemeyi öğrenirken, Sürüngenler de eril yönlerini dengelemeyi öğreniyorlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anuya-gore-felineler-carianlar-ve-surungenler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evren Ve Mutlak Yaratıcı İlahi Planları</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evren-ve-mutlak-yaratici-ilahi-planlari.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evren-ve-mutlak-yaratici-ilahi-planlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 May 2010 08:45:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[anu anlatıyor yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[Anunnaki yazı dizisi]]></category>
		<category><![CDATA[Evren ve Mutlak yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[Evrensel İlahi Plan]]></category>
		<category><![CDATA[Galaktik ilahi plan]]></category>
		<category><![CDATA[Kutup entegrasyınu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=784</guid>
		<description><![CDATA[ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -2- Evrenimizdeki her şey, Mutlak Yaratıcı&#8217;nın bir parçasıdır. Basitleştirmek için &#8220;O&#8221; şeklinde söz edeceğim Mutlak Yaratıcı,<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evren-ve-mutlak-yaratici-ilahi-planlari.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #333399;"><strong>ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -2-</strong></span></p>
<p>Evrenimizdeki her şey, Mutlak Yaratıcı&#8217;nın bir parçasıdır. Basitleştirmek için &#8220;O&#8221; şeklinde söz edeceğim Mutlak Yaratıcı, mutlak bir üstünlük ve mutlak bir mükemmellik durumundaydı. Bir süre sonra bu durum O&#8217;nun için bir hayli sıkıcı bir hal aldı ve Kendisi&#8217;ni daha fazla deneyimlemek istediğine karar verdi. Bunu yapmak için, Kendisi&#8217;ni parçalara ayırması gerekiyordu ve bunu yaptı. Kendisini binlerce küçük parçaya ayırdı. Her birisi birer İlahi Yaratıcı oldu. Her biri O&#8217;nun bir kopyasıydı ve onlara &#8220;İlk Kaynak Ruhları&#8221; adını verdi. Her biri yaratma, kendini ifade etme, mantık yürütme ve her türlü duyguyu hissetme yeteneklerine sahipti. Temel olarak, hepsi tıpkı O&#8217;nun gibi Tanrılar idi.</p>
<p>İşte size bu yüzden &#8220;enkarne olmuş&#8221; Tanrılar diyoruz ve biz de öyleyiz. Her biriniz İlahi Yaratıcı&#8217;nın bir parçasıyız; tıpkı ben ve diğer herkes gibi. Her birimiz eşitiz, çünkü aynı mantık yürütme, yaratma vs. yeteneklere sahibiz. Kendi gücümüzle yaptığımız şey bu ve bu konuda hissettiklerimiz de eşitsizlik duygusuna neden oluyor.<br />
Bu yeni İlk Kaynak Ruhları, melekler ve enkarne ruhlar olmak üzere iki gelişim grubuna bölündüler. Enkarne ruhların gelişim sürecinde on iki boyutu ve meleklerin de kendi gelişimleri için yedi boyutu tamamlamaları gerekiyor. Melekler ve enkarne ruhlar birbirleriyle ayrı ayrı gelişemezler, dolayısıyla gelişmelerini tamamlayabilmek için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Gelişebilmek için, ruhlar gelişim yaratacak bir şeyleri deneyimlemeye ihtiyaç duyarlar; bu yüzden, Mutlak Yaratıcı, adına Kutup Entegrasyonu denen ana Oyun ile birlikte alt oyunlar yaratmıştır. Oyun, Işık ve Karanlık rollerini gerektirir. Amaç, ikisinin de tüm yönlerini öğrenmek ve entegre etmektir; yani <strong>Kutup Entegrasyonu</strong>. Ruh buna ulaştığında, <strong>Mutlak Yaratıcı</strong>&#8216;ya geri dönmesi gerekir.</p>
<p><a title="Evren ve Mutlak Yaratıcı" href="http://www.fotonkusagi.net">Mutlak Yaratıcı</a>, kutup entegrasyonunu kolaylaştıracak araçlar da yaratmıştır. Buna, 13. Boyut Şefkat Formülü denir. Mutlak Yaratıcı sevginin özü olduğundan, amaç oynanan rollere bağlı olmaksızın tüm yaratıklara karşı koşulsuz sevgiyi ve şefkati öğrenmektir. Bu formül, gezegensel Oyun sona ermeden önce bütün ruhlara verilir. Formül, gezegendeki ruhların tamamına herhangi bir ayırım yapılmadan sunulur. Bu formülü kullanarak bedenlerindeki negatif duyguları tamamen salıverir ve böylece aydınlanırlar. Bu işi yeterli sayıda ruh tamamladığında, gezegen bir sonraki boyuta geçer ve böylece onlardan yukarıda bulunan diğer gezegenleri bir adım daha iterek Mutlak Yaratıcı&#8217;ya yaklaştırırlar.<br />
Bu oyunun yaratılmasından sonra, İlahi Planlar gelmiştir. Her evren, galaksi, yıldız, gezegen ve ruh, bir İlahi Plan&#8217;a sahiptir. Hiyerarşilerdeki melekler, bu planları yönetir ve rehberlik eder. Meleklere ait İlahi Planlar da vardır. Bireysel olarak sizler de birer İlahi Plan&#8217;a sahipsiniz. Aynı zamanda ruh grubunuzun, gezegeninizin, galaksinizin ve evreninizin İlahi Planları&#8217;nda da çalışıyorsunuz. Bu kadar yoğun olmanıza şaşmamak gerek!<br />
<span style="color: #333399;"><strong><br />
Evrensel İlahi Planımız</strong></span><br />
Evrensel İlahi Planımız, yeni organize olmuş Evrensel Ruhsal Hiyerarşi ve Oyun Mühendisleri&#8217;nden oluşan Kurucular (90 Feline ve Carian&#8217;dan oluşur) tarafından yaratıldı. Kurucular, İlk Kaynak Ruhları&#8217;nın bir araya gelmiş küçük bir grubuydu. Gezegeninizdeki birçokları bu Kurucuları &#8220;Dokuzlar Konseyi&#8221; olarak bilir.<br />
Kurucular, Mutlak Yaratıcı&#8217;nın Kutup Entegrasyonu Oyunu&#8217;nu kurulacak olan evrenlerinin oyunu olarak seçtiler. Aynı oyunu tamamlamış olan başka bir evrenin varlıklarından yardım istediler. Bunlar, Felineler ve Carianlar idi. Kendi evrenlerinde, Felineler Işık Güçleri&#8217;ni ve Carianlar ise Karanlık Güçleri&#8217;ni temsil ediyorlardı. Evreni oluşturmaları, yaşam formlarını ve ruhları taşıyacak bedenleri, gezegenleri ve yıldızları yaratmaları istendi. Yıldız kapılarının, boyutların, portalların ve ızgaraların da yaratılması gerekiyordu. Feline Evrensel Yapı Mühendisleri gezegenleri yarattılar ve Feline Genetik Mühendisleri de yaşam formlarını oluşturdular; bu arada Carian Manyetik Mühendisleri de yıldız kapılarını, boyutları, portalları (çıkış giriş yerleri) ve ızgaraları yaratma işini üstlendi.</p>
<p>Oyun için yaratılan iki temel ırk, İnsanlar ve Sürüngenler idi. İnsanlar, Felineler&#8217;in görünümünde ve<br />
Sürüngenler de Carianlar&#8217;in görünümünde yaratıldı. İş tamamlandıktan sonra, Kurucular başka bir Feline ve Carian grubunun yardımcı olmasını istedi. Bu kez Oyun&#8217;un kendisi yaratılacaktı. Bunlar Oyun Mühendisleri idi ve ricaya cevap veren 90 varlık çıktı.</p>
<p>Her biri Kutup Entegrasyonu Oyunu&#8217;nda deneyimliydi ve birçok evrende, galakside ve gezegende, sayısız ruha bu oyunu oynatmışlardı. Hepsi İlk Kaynak Ruhları&#8217;ndandı.<br />
Kurucular, 90 Oyun Mühendisi ile toplandı ve Oyun&#8217;un planı hazırlandı. Oyun&#8217;un başlaması için 9. Boyut&#8217;ta 90 varlık ikiye ayrılacak, 45&#8242;i Sürüngenlerin Lucifer Soyu&#8217;na ve 45&#8242;i de İnsanların Amelius Soyu&#8217;na doğacaklardı. Bu, iki ırka Kurul Entegrasyonu Oyunu&#8217; nun tamamlanmış haliyle ilgili bilinçaltı anılarını yerleştirecekti. Oyun Gözlemcileri, On İkiler Konseyi ve Yirmi Dörtler Konseyi olarak 11. ve 10. Boyutlarda görev yapacaktı. Oyun Yöneticileri, Dokuzlar Konseyi olarak 12. Boyut&#8217;ta kalacaktı.</p>
<p>Herkes rolleriyle ilgili bilgiyi aldıktan sonra, 90 Oyun Mühendisi aralarından birini Dokuzlar Konseyi&#8217;nde kendilerini temsil etmesi için seçti. Bu varlık Devin idi. Devin, Dokuzlar Konseyi&#8217;nin dokuzuncu üyesidir. Devin&#8217;in rolü, Amelius Soyu&#8217;nda doğarak ve aile reisi olarak Oyun&#8217;u başlatmaktı. Ondan sonraki görevi Dokuzlar Konseyi&#8217;nde kalarak, gezegensel ve galaktik oyunların belli aşamalarında diğer 89 varlığı uyandırmaktı.</p>
<p>Evrendeki ruhların hepsi <a title="Kutup Entegrasyonu" href="http://www.fotonkusagi.net">Kutup Entegrasyonu</a>&#8216;nu tamamladığında, oyun bitecek ve evrenimiz yeniden Mutlak Yaratıcı ile birleşecekti. Şimdi sizinle birlikte üzerinde çalıştığımız şey bu. Dünya&#8217;daki Kutup Entegrasyonu Oyunu&#8217;nun tamamlanması, evrenimizi Mutlak Yaratıcı ile yeniden birleşmeye bir adım daha yaklaştıracak. Şimdi, galaksimizin sizi ve beni ilgilendiren İlahi Planı&#8217;nı açıklayacağım.<br />
<strong><br />
<span style="color: #333399;">Galaktik ilahi Planımız</span></strong><br />
Galaksimizin planı dahilinde, Kutup Entegrasyon Oyunumuz&#8217;da gelişmekte olan dört temel ırk vardır. Şimdi bu hikayede önemli roller oynayanlardan söz edeceğim. Bunlar İnsanlar ve Sürüngenler ile Felineler ve Carianlardır. Evrenimizde başka enkarne varlıklar da olmasına karşın, onlar da İnsanlar ve Sürüngenler gibidir ve dolayısıyla onlar da Felineler&#8217;in ve Carianların çocuklarıdır.<br />
İlahi Plan&#8217;da Sürüngenler Karanlık Güçleri&#8217;ni ve İnsanlar da Işık Güçleri&#8217;ni temsil etmek üzere hazırlanmıştır. Ama gelişimimiz ve yaşamlarımız boyunca her birimiz bu ikisini de deneyimleriz. İnsanların ve Sürüngenlerin orijinal DNA planlarını Felineler hazırladı. Carianlar ise, her iki ırk da kendini savunacak hale gelene kadar onları koruma görevini üstlendi. Her ruh grubu, planda oynadıkları rollerden dersler alacaklardı. Durum aslında bundan çok daha karmaşık ama anlaşılması için basitleştirmek zorundayım.<br />
Sürüngenler ve İnsanlar, 13. Boyut Şefkat Formülü&#8217;nü kendi kodlarında aktif hale getirmek için korkudan, nefretten ve önyargıdan özgürleşmek zorundadır. Böylece sevgiye değer verebilir ve birbirlerinin farklılıklarını takdir edebilirler. Bu hâlâ gelişim amacımızdır ve galaksimiz bu tiyatronun sergilenmesi için sahneyi sağlamaktadır.<br />
<span style="color: #333399;"><strong><br />
Dünya&#8217;nın ilahi Planı</strong></span><br />
Bir kez daha son derece karmaşık bir planla karşı karşıyayız. Bu plan, Avyonian İlahi Planı&#8217;nın ve Eterik Sirianların İlahi Planı&#8217;nın tamamlanmasını da içermektedir. Eterik Sirianlar, Kurucular tarafından Sirius B&#8217;te getirilmiş ve daha sonra da ev olarak kendilerine Dünya gezegeni verilmiş Lyran İnsanları&#8217;dır. Avyonian İlahi Planı&#8217;nın tamamlanması, Eterik Sirianlar&#8217;ın kendi planlarını tamamlamalarını sağlayacaktır. Devam etmeden önce, her ırkın geçmişiyle ilgili biraz bilgi vermenin gerekli olduğunu düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/evren-ve-mutlak-yaratici-ilahi-planlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anunnakiler Nibiru Ve Dünyamız</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anunakiler-nibiru-ve-dunyamiz.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anunakiler-nibiru-ve-dunyamiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 May 2010 20:00:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Anu Anlatıyor]]></category>
		<category><![CDATA[anunnaki uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[anunnakiler ve nibiru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlık Tarihinde DNA]]></category>
		<category><![CDATA[Nibiru gezegeni]]></category>
		<category><![CDATA[plaides takım yıldızı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=772</guid>
		<description><![CDATA[İnternetteki birçok forumda veya gökbilim sitelerinde Anunnaki veya anunnaku denen üstün bir ırkın geçmişinden bahsedilen konular tartışılmaktadır. Aşağıda okuyacağınız Anu<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anunakiler-nibiru-ve-dunyamiz.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternetteki birçok forumda veya gökbilim sitelerinde <strong><span style="color: #99ccff;">Anunnaki</span></strong> veya <span style="color: #99ccff;"><strong>anunnaku</strong> </span>denen üstün bir ırkın geçmişinden bahsedilen konular tartışılmaktadır. Aşağıda okuyacağınız Anu anlatıyor isimli yazı diziside Anunnakilerden, daha önce yaşadığı iddia edilen üstün ırklardan, İnsanoğlunun çok eski tarihinden, Nibiru gezegeninden (Marduk) (Belkide Nibiru Savaş Gemisi) bahsetmektedir. Bir arkadaşımızın gönderdiği ve biçok yerde gördüklerinizden daha ayrıntılı olan bu yazı dizisinin kaynağı Jelaila Starr adında bir yazarın 12.Gezegenin Dönüşü adlı kitabıdır. Belki bir bilimkurgu, belki yaşanılmış gerçekler, belkide çocuk masalı olarak nitelendirebileceğiniz <a title="Anunaki uygarlığı yazısı" href="http://www.fotonkusagi.net">Anu Anlatıyor yazı dizisi</a> hakkındaki yorumları sizlere bırakıyoruz.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Anu Anlatıyor Yazı Dizisi -1</strong>-</span></p>
<p>Dünyanın sevgili insanları; size selamlar. Ben sizin ebeveyn ırkınız &#8220;Pleaidian&#8221;ların bir üyesi olan Anu&#8217;yum; daha belirgin ifade etmek gerekirse, <strong>Pleaidian savaş yıldızı</strong> Nibiru&#8217;dan olduğumu söyleyebilirim. Bu evrende yalnız olmadığınızı ve gerçekten de sizi seven ve koruyan bir ırk olduğunu anlamanız için size evreninizin ve gezegeninizin tarihini anlatacağım. Anlatacaklarımın bir noktasında, Jelaila&#8217;nın size bazı kitap ve yazar isimleri vermesini sağlayacağım; ama her şeyi başka kaynaklardan kendinizin de araştırmanızı öneririm. Bu ancak kendi kendinize kanıtlayabileceğiniz bir konudur.</p>
<p>Öncelikle biraz kendimden ve insanlarımdan, yani atalarınızdan söz ederek başlamak istiyorum.<br />
Sümer, Mısır ve Babil kültürlerinize ait tarih metinlerinizde benden sıkça söz edilmektedir. Lyran soyundan gelen <a href="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/05/anunnaki-nibiru.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-779" title="anunnaki-nibiru" src="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/05/anunnaki-nibiru.jpg" alt="anunnaki nibiru Anunnakiler Nibiru Ve Dünyamız" width="320" height="200" /></a>safkan bir Pleaidian&#8217;ım; diğer bir deyişle, Avyon Kraliyet Soyu&#8217;ndan geliyorum. Kraliyet kelimesiyle, İnsan prototipinin DNA sarmalına örnek oluşturması için yaratılmış olan Sananda&#8217;nın bir görünümü olan atamız Amelius&#8217;tan söz ediyoruz. Irk olarak, sizlere göre çok uzun boyluyuz; boylarımız sizin ölçülerinizle ortalama 3 metre civarındadır. Altın ya da platin sarısı saçlarımız, mavi gözlerimiz, beyaz tenlerimiz vardır. Ben 2.97 metre boyunda, platin sarısı saçlı ve mavi gözlüyüm. Lyra insanları orijinlerinde platin sarısı saçlı, mavi gözlü ve beyaz tenlidir. Bedenlerimizin ve saçlarımızın etrafındaki altın renkli ışık huzmesi, aslan insanlarla ya da bazılarının onlara verdiği isimle, Feline&#8217; ler ile birleşmemiz sırasında ortaya çıkmıştır. Atalarım, Lyran takım yıldızında bulunan Vega yıldız sistemindeki Avyon adlı gezegenden gelmişti. Kurucuların ve Evrensel Ruhsal Hiyerarşi tarafından öngörüldüğü üzere Felineler tarafından tohumlanan ve geliştirilen insan ırkının kökeni Avyon&#8217;a dayanır. Aynı zamanda evrenimizin dokuz kurucusundan biri olan Sananda&#8217;nın da kendisini Amelius olarak gösterdiği yerdir. Amelius, Avyon gezegenindeki ilk insan bedenindeki ilk ruhtu. Onun soyu, Amelius soyu olarak bilinir; yani Avyon Kraliyet Soyu.</p>
<p>Sizin zamanınıza göre milyonlarca yıl önce, Avyon Kraliyet Soyu, Pleaides&#8217;e göç etti ve oraya yerleşti. Samanyolu Galaksisi&#8217;ndeki diğer yıldız sistemleriyle kıyaslandığında, gezegenler ve yıldızlar arasında, Pleaides en yenilerdendir. Ailenin babası Devin tarafından yönetilen atalarımız, Pleaides&#8217;i dokuz Kurucu&#8217;nun yeni evi olarak teslim almışlardı; çünkü orijinal gezegenleri Lyran Avyon yaşanmaz hale gelmişti.<br />
Bizler bağımsız insanlarız. Ama her zaman öyle değildi. Nibiru&#8217;nun yaratılmasından önce, kendilerini sadece dişil özelliklerle ifade eden bir ırktık. Nibiru&#8217;da yaşamaya başladığımızdan beri, bize bağımsızlık eğilimini getiren eril özelliği deneyimliyoruz. Irk olarak, ikisinin arasında bir denge kurmak için çalışıyoruz; buna entegrasyon aşaması diyebilirsiniz.</p>
<p>Şimdi biraz da Nibiru&#8217;nun kendisinden söz etmek istiyorum. <a title="Nibiru Gezegeni" href="http://www.fotonkusagi.net/Foton-Kusagi/marduk-nibiru-gezegeni">Nibiru </a>kızıl renkli, yüzeysel açıdan zengin, güzel bir gezegendir; yeni bir güneş olarak gelişimini başlatan ama uzun, çok uzun zaman önce yaşanan küresel bir felaket yüzünden bu gelişimi duran Jüpiter&#8217;e çok benzer. Güç alanımızdaki altın rengi, ona morumsu bir hale kazandırır. Bizler sizin gibi gezegenin yüzeyinde değil, içinde yaşıyoruz. Gezegenimizin dış yüzeyi, sizinkinde bulunmayan bir tür metalden oluşmuş bir tabakayla kaplı. Gezegen/gemimizin etrafını saran koruyu güç alanları, gezegeninizde yaşamış eski kültürlerin &#8211; bunlardan biri de Mısır idi &#8211; insanlarının sözünü ettiği parlaklığı yaratır. Gezegenimizin etrafındaki halkalar, uzayda yolculuk yapmamızı sağlayan itici gücü oluşturur ve Nibiru&#8217;nun etrafındaki parlaklığı güçlendiren de budur. Nibiru, Galaktik Federasyon tarafından barışı korumakla görevli bir savaş yıldızı/gezegen olarak tasarlanmıştı. Amacı, galaksimizdeki farklı ırklar arasındaki uyumu sağlamaktır. Pleaides, galaksimizdeki tüm insan ırkının asıl vatanıdır ve uzun bir süre önce Vega sistemiyle yer değiştirmiştir.</p>
<p>Nibiru, Dünya&#8217;dan dört kat daha büyüktür. Kuşaklar boyunca uyum içinde yaşayabilecek birçok ırk ve türü alacak kadar yere sahiptir. Güzel gölleri, denizleri, okyanusları, dağlan ve vadileri vardır; tıpkı Dünya gibi. Aklmıza gelebilecek her tür ağaç ve bitki yetişir. Nibiru, asıl vatanımız olan Avyon&#8217;un bir kopyası olarak tasarlanmıştı.<br />
Avyon&#8217;un iki güneşi vardı ve bu da gezegeni tropik bir cennete çeviriyordu. Gezegen/gemimizin içindeki ışık yapay olmasına karşın, Nibiru hâlâ yeşil bir cennettir. Gezegenin bizim yaşadığımız iç tarafında yapay gündüz ve gece oluşturulmuştur. Dünya&#8217;da gördüğünüz bitkilerin çoğunun tohumları, Nibiru&#8217;daki zengin laboratuarlarımızda geliştirilmiştir. Tıpkı sizin gezegeninizde olduğumuz gibi, bizim de şehirlerimiz ve kasabalarımız vardır.<br />
Barışı koruyan bir savaş yıldızı olduğumuzdan, savunma ve keşif gemileri için devasa boyutlarda bakım ve depo <a href="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/05/Anunnaki-ufo.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-780" title="Anunnaki-ufo" src="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/05/Anunnaki-ufo.jpg" alt="Anunnaki ufo Anunnakiler Nibiru Ve Dünyamız" width="300" height="205" /></a>birimlerimiz vardır. Uzay Yolu adlı dizinizdeki Enterprise adlı gemi, amacı göz önüne alındığında Nibiru&#8217;ya çok benzer.<br />
Ruhsal açıdan yaklaşırsak, Nibiru&#8217;nun dişil eğilimli Pleaidianlar&#8217;ın negatifliği deneyimlemesi için büyük bir fırsat sunduğunu söyleyebiliriz. Kolonileri korumak zorunda olmak, bizi negatiflikle karşı karşıya getirdi ve dolayısıyla da korkuyu deneyimleyerek kökenlerini anlamamızı sağladı. Irk olarak, fazla negatiflikle karşılaşmadığımız için durgun bir hale gelmiştik. Negatiftik, ruhsal büyüme açısından büyük önem taşır. Gezegenimizde hiç negatiftik olmadığı için, gelişme de olmuyordu. Bu sorunun çözümü, Nibiru&#8217;nun yaratılmasıydı.<br />
Nibiru, evrendeki en üstün teknolojiyle donatılmıştır. Ben henüz çocukken, gezegenin operasyona başlatıldığı o büyük günü anlatmışlardı. Fazlasıyla eğlence, ziyafet ve kutlama vardı. Nibiru, bir savaş yıldızı olmaktan öte önem taşır. Bizim için, ruhsal gelişimimiz için kendimizi fiziksel ortamda ifade edebilmek için bir araçtı. Aynı zamanda yeni evimizdi. Nibiru&#8217;nun açılışı, görülmesi gereken bir zamandı.</p>
<p>Atam Niestda, Nibiru&#8217;nun ilk hakimi ve kumandanıydı. On yedi kuşak sonra, Galaktik Federasyon üvey ağabeyim Alalu&#8217;nun görevini bırakmasını isteyince, Nibiru&#8217;nun yönetimi bana verildi. Babamın ölümünden sonra yönetimi devralmış ve soylu bir şekilde görevini sürdürmüştü. İyi bir kumandandı ama o zamanlar artık insanların ve pozisyonunun ihtiyaçlarını karşılayamıyordu.</p>
<p>Alalu, Sürüngenlere karşı verilen bir savaşta karısını ve kızını kaybetmişti. Uzaklaşması gerektiğini hissediyordu. Altın araması için Dünya&#8217;ya gönderildi. Bu tür yolculuklardan hoşlanırdı ve karısıyla kızının acısını hafifletmesi açısından yardımcı oldu. Büyük bir savaşta onunla aramda iktidar mücadelesi olduğu konusunda yazılar olduğunu biliyorum ama bu doğru değil. Bunu yapan kişi, torunum Marduk idi. Marduk hakim/kumandan olduktan sonra, tüm yazılı belgeleri değiştirdi.</p>
<p>Sizin zamanınızla M.Ö.2200 yılında Marduk güç kullanarak elimden alana kadar, Nibiru&#8217;nun hakimiydim. 480,000 yıl önce gezegeninize ilk kez gelmemden uzun zaman önce yönetmeye başlamıştım. Şimdi kardeşim ve eşim Antu, kızım Ninhursag, oğullarım Enlil ve Enki, ayrıca bir grup aile üyesiyle birlikte Pleaidian ana gemisinde yaşıyorum. Şu anda, zengin laboratuarlarımızın bulunduğu Satürn gezegeninin yörüngesinde 5. boyuttayız.<br />
Bu Pleaidian ana gemisinde Nibiru&#8217;dan, diğer gezegenlerden ve galaksilerden gelen ırklar, Dünya ile ilgili İlahi Plan&#8217;ın yerine getirilmesi için ortak görevlerini sürdürüyorlar. Bunların birçoğu, siz Dünya insanlarının yıldız tohumlarını veren diğer ırklardır. Ayrıca, yıldız tohumlarının ebeveyn ırklarının bazı temsilcileri de bizimle birliktedir; Dünya&#8217;da enkarne olmuş çocuklarına rehberlik vermek amacıyla transfer ruhlar da bu gemidedir.</p>
<p>Dünya üzerindeki insanlarımız aracılığıyla sizinle çalışmak çok heyecanlı bir iş. Onlar <a title="Galaktik Federasyon" href="http://www.fotonkusagi.net">Galaktik Federasyon</a>&#8216;un Nibiruan Konseyi&#8217;nin elçileri ve aynı zamanda da &#8220;Avyonian&#8221;lar olarak bilinmektedir. Aranızda enkarne olmuş bu çok sayıdaki elçiler, gerçek atalarınızla ilgili bilgileri yaymakta, sizler 3. Boyut gerçekliğindeki son sahneyi oynamaya hazırlanırken, bizim getirdiğimizi yardımla ilgili güzel haberi vermektedirler. Yalanda bu büyük oyunu bitirecek ve 5. Boyut gerçekliğine geçerek yeniden bizlere katılacaksınız. Çoğumuz 5. ve daha yüksek boyutlarda yaşamamıza karşın, şimdi Nibiru 4. Boyut&#8217;tadır. Pleaidian ana gemisindeki bizler ise 9. Boyut kanalıyla 6. Boyut&#8217;tayız ve bu zamanda enkarne olduk.<br />
Ben, Galaktik Federasyon&#8217;un Nibiruan Konseyi&#8217;nin 6. Boyut Bölümü&#8217;nün başıyım. Şu anda en önemli görevimiz, adına &#8220;DNA Kodlaması ve Yeniden Bağlantı&#8221; süreçte insanlığa yardımcı olmaktır ama aynı zamanda evreninizin ve gezegeninizin tarihini öğrenmeniz için de çalışıyoruz. Bu süreçte, Dünya Ruhsal Hiyerarşisi&#8217;nin Christos Ofisi ile de çalışıyoruz. Biraz sonra bu konuda biraz daha bilgi vereceğim. Nibiruan Konseyi, oldukça büyük, çok katmanlıdır ve Dünya&#8217;nın yanı sıra gezegeninizdeki diğer gezegenlere de yardım sağlar. Birçok galaksiden ve yıldız sistemlerinden gelen varlıklarla birlikte çalışıyoruz.</p>
<p>Şu anda rehber ırkımız olan ve Sirius A&#8217;da yaşayan Felineler ile yakın bağlantıdayız. Buna Sirian/Pleaidian İttifakı deniyor. Sözünü ettiğim bu DNA Kodlaması üzerinde birlikte çalışıyoruz. Size ebeveynlik etmemizin dışında, aynı zamanda tarihinizle ilgili yeterince bilgi almanızı da sağlıyoruz. Felineler, astral bedenlerinizdeki DNA implantasyonunu ayarlıyor ve eterik bedenlerinizdeki on iki sarmallı DNA liflerini endokrin sisteminize yerleştiriyorlar. Christos Sirianları Dünya üzerinde Yeniden Kodlama sürecine girmeye hazır olanlara ulaşabilmemiz için bize yardım ediyorlar. Bu kişilerin rehberleriyle birlikte çalışıyor, süreç için temizliğin ve arınmanın sağlanmasına uğraşıyorlar.</p>
<p>Şimdi, evreninizin tarihini sizlerle paylaşmak için birlikte bir zaman yolculuğuna çıkmamızı öneriyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/anunakiler-nibiru-ve-dunyamiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KIYAMET İN KISA TARİHİ</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/kiyamet-in-kisa-tarihi.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/kiyamet-in-kisa-tarihi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Apr 2010 20:24:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tuncay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[İlk kutsal kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Kutsal Kitap Tevrat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=742</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlık, varoldugundan buyana  kıyametle ilgili düşüncelerin ve bilgilerin peşinden gider olmuştur.Uygarlık tarihine baktıgımız zaman ,MU ve Atlantis ile başlayan birinci<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/kiyamet-in-kisa-tarihi.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık, varoldugundan buyana  kıyametle ilgili düşüncelerin ve bilgilerin peşinden gider olmuştur.Uygarlık tarihine baktıgımız zaman ,<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/efsanevi-mu-ve-atlantis-uygarliklari.html"><strong>MU ve Atlantis</strong></a> ile başlayan birinci uygarlık,güney afrika ile başlayıp nil vadisinde yeşeren Sina yarımadasının kızıl denizinde ilk insan toplulukların üretime geçtigi günümüzden 7600 yıl önce sümer devletinin ilk şehri Eridu ile yükselişe geçmiş.üçüncü uygarlık ise orta asyanın göbeginden çıkmış.Pakistan nı boydan boya ikiye bölen indus nehrinin yakınlarında,harappanın etrafında çevrelenmiştir.Şimdikilerde ise bu uygarlıklardan damla damla bilgi kırıntıları ile günümüz uygarlıgını şekillendirir olmusuzdur.</p>
<p>Arkelojik çalışmalar sonucu buldugumuz fosillere baktıgımızda 650 milyon ile 1.6 milyon yıllık zaman dilimi ile karşılaşmaktayız. Demekki üç uygarlıgın göbeginden binlerce devlet, yüzlerce imparatorluk kurulmuş ve yıkılmıştır. <a href="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/04/kiyamet-tevrat.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-748" title="kiyamet-tevrat" src="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/04/kiyamet-tevrat.jpg" alt="kiyamet tevrat KIYAMET İN KISA TARİHİ" width="245" height="192" /></a>İnsan denen canlının ilk tarihini kutsal kitapların ilkinde Tevrat ta görmekteyiz. Tevrat insanlık tarihi olarak öngördügü zaman dilimi 7000 yıllıktır. Bu zaman diliminde ilk insanın nereden geldigi ve ne amacı olduguna dair bilgilere ışık tutmuştur. Tevratta daha eskiye baktıgımızda ,sümerlerin yazıtlarında dünyanın tufanla birlikte insanoglunu yeryüzünden sildigine ilişkin bilgiler vardır. Tufandan önceki eski kayıtlara baktıgımızda karşımıza mu ,atlantisler,yılanogulları,anunnakiler, nefilimler ve dahası yüzlerce tanrısal varlıklarla karşılaşırız.</p>
<p>Kozmik düzeyde en uç sınırlara ulaşmış varlıkların, kendileri gibi olanların bu dünyada ulaşmak isteyecekleri bir üst sınırın başlangıç ve sonla olmayacagının mutlaka altının çizilmesi gerekecegin bilinmemesi sonucu atlantisin sonunu hazırlamış olabilir. Tevrat ın başlangıç alfabesi bet ile başlamaktadır. Halbuki alef ile başlattıgımız zaman <span style="color: #ffffff;"><strong>başlangıçta tanrı gögü ve yeri yarattı</strong></span>, degiştirirsek <strong><span style="color: #ffffff;">Başlangıcın Tanrısı gögü ve yeri yarattı</span> </strong>diye başlar . Demek oluyor ki, bilmedigimiz bir yerlerde bizim farklı algıladıgımız varlıkların kendi vizyonlarını şekillendirdigi çıkmaktadır.Tabii ki bu demek degildirki, inaçlarımız birgün ummadığımız bir sonuçla karşılaşacaktır. Burası farklı yorumlara açık pencere olarak bırakılabilir. Kur&#8217;an-ı kerim e bakıldıgında ilk ayetin oku olarak başlamasının farklı hikmetleri olacaktır,tasvip edenler için.</p>
<p>2012 tarihi herkes için bir yok oluş veya degişim olarak algılanmaktadır. Mayaların kullanmış oldukları takvim büyük hesaplardan oluşmaktaydı. Yılları milyon yıllık batumlara dönüştürmüşlerdi. Son batum olarakta 2012 yılını göstrdikleri vakit ister istemez büyük bir kehanetin temelini atmış bulunmaktadırlar. Bu zaman dilimi 2012,2013,2016 da olabilir. Bilim adamı <strong>Kozirev</strong>, zamanın başlangıcından bugüne degin aynı akmadıgını dünyamızın farklı kuşaklardan geçtigini belirtmektedir. Hatta herzaman dünya güneşin bombardımanına maruz kalmakta bu bazen medeniyetleri bile etkilemiştir. İnsnoglu güneş ışınlarını en iyi şekilde kullanacak bir şekilde evrimleşmiştir. Görme yetimiz ve yaşamımız hep buna duyarlıdır.</p>
<p>İnsanlık kendinin yok oluşu hikayesinin kıyametle ilişkilendirmesi, on bin yıl önce insan topluluklarının dinle ilgilenmesi sonucu açıga çıkmasıyla farklı bir güç kazanmıştır. Milyonlarca yıl önce kaybedilen kozmik bilince sahip olmayı, bilimde ve dinde arama girişimleri günümüz insanına yeni bir kültür kazandırmıştır.</p>
<p>Dünyamız insanoglunun gördügü zaman diliminden çok milyonlarca yıllık bir zaman dilimine ve dış uzaydan gelen meteorlar,kuyruklu yıldızlar,astrodilere şahitlik etmişdir. Canlı türleride zamanla görülmeye başlandıgı vakit ,kendini insanogluna misafir etmiştir.</p>
<p>Kıyamet, insanlıgın özgür seçimi degildir. Fakat bu canlı formlar içersinde daha iyi bir yaşam kapısının aralamak zorunda oldugu kendisinin özgür iradesine bırakılmıştır.</p>
<p>kimbilir insanlık bir sonraki adımı merakla bekleyecektir&#8230;..</p>
<p>YAZAR:   TUNCAY GÜMÜŞ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/kiyamet-in-kisa-tarihi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hopi Kızılderilileri ve Esrarengiz Kehanetleri</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/hopi-kizilderilileri-ve-esrarengiz-kehanetleri.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/hopi-kizilderilileri-ve-esrarengiz-kehanetleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 20:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Hopi 3.dünya savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Hopi kehanetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hopi kızılderili kehanetleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hopi Kızılderilileri]]></category>
		<category><![CDATA[Hopiler ve Marduk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=687</guid>
		<description><![CDATA[Hopi adı hopitu kelimesinden gelen &#8220;barışcıl&#8221; anlamı taşımaktadır. Hopi kızılderilileri de Arizona bölgesinde yaşamış uysal bir kızılderili kabilesidir. M.Ö 700<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/hopi-kizilderilileri-ve-esrarengiz-kehanetleri.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hopi</strong> adı hopitu kelimesinden gelen &#8220;barışcıl&#8221; anlamı taşımaktadır. <strong>Hopi kızılderilileri</strong> de Arizona bölgesinde yaşamış uysal bir kızılderili kabilesidir. M.Ö 700 yıllarında dahi yapmış oldukları çok katlı evler ve gelişmiş tarım faaliyetleri hopilerinde özel bir uygarlık olduğunu düşündüren nedenlerdendir. Mayalara komşu topraklarda yaşamış olan Hopi kızılderilileri Maya takvimi kadar detaylı ve derin bilgiler bırakmasalarda günümüz yaşamı için esrarengiz kehanetlerde bulunmuşlardır.</p>
<p>Metafizik bir kültüre sahip olan, zaman ve mekan kavramları bizden farklı olan hopiler, bundan önce dünyanın 3 kez yıkım geçirdiğine inanırlar. 3.yıkımda ise başrolu su oynamaktadır. Yine hopilerin inanışına göre ataları ve yol göstericileri Dünya dışı bir gezegenden gelen varlıklardı. Hopilerin 3.bin yıl, yani şuan içinde bulunduğumuz zaman dilimi için kehanetleri ise bize bazı şeyleri çağrıştırıyor. İşte hopi kızılderililerinin 3.bin yıl için kehanetleri;</p>
<p>Hopiler 3.bin yılın başlarında Güneş sistemimize mavi renkte bir yıldız gireceğinden söz ediyorlar. Onara <img class="alignleft size-full wp-image-678" title="Hopi-kizilderilileri" src="http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/03/hopi-kizilderilileri.JPG" alt=" Hopi Kızılderilileri ve Esrarengiz Kehanetleri" width="199" height="260" />göre bu mavi yıldız dünya yaşamında büyük değişikliklere sebep olacak. Yıldızın oluşturacağı manyetik titreşimler tüm insanlığı ve dünyayı korkunç bir şekilde etkileyecek fakat bunun sonunda insan zihni açılacak ve insanlık yükselmeye başlayacak. Hopi kızılderililerinin bu kehaneti elbette ki aklımıza <a href="http://www.fotonkusagi.net/marduk-nibiru-gezegeni/2012-ve-dunyamizin-marduk-gezegeni-randevusu-1.html">marduk söylentileri</a>ni getiriyor. Ancak hopilere göre Mavi yıldız gök yüzünde bir güneş gibi görünmeden önce aşağıdaki 9 kehanet gerçekleşmiş olacak. Bu 9 kehanet ise şöyle;</p>
<p><span style="color: #ffffff;"><strong>1-</strong></span> Beyaz tenli adamlar gelecek ve gök gürültüsü gibi sesler çıkaran silahlar kullanarak kendilerine ait olmayan toprakları zorla alacaklar.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>2-</strong></span> Garip sesler çıkartarak dönen yuvarlak cisimler topraklarımız üzerinde hareket edecek.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>3-</strong></span> Bufaloyu andıran uzun boynuzlu hayvanlar bir ülkeyi işgal edecek.<br />
<strong><span style="color: #ffffff;">4-</span></strong> Topraklarımız uçsuz bucaksız yılan telleri ile kesilecek, bölünecek.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>5-</strong></span> Taştan nehirler topraklarımız bölecek.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>6-</strong></span> Toprağımızın üstü ve altı dev örümcek ağları ile sarılmış gibi olacak.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>7-</strong></span> Kap kara olan denizler birçok canlının ölümüne sebebiyet verecek.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>8-</strong></span> Dünyanın üzerinde göklere yerleştiği duyulan birşey büyük bir gürültüyle dünyaya düşecek.<br />
<span style="color: #ffffff;"><strong>9- </strong></span>Dünya ileri geri sallanmaya başlayacak ve tüm bunlar büyük bir yıkımın, Mavi yıldızın habercisi olacak.</p>
<p>Bu dokuz hopi kehanetini yorumlamak gerekirse birçoğunun gerçekleştiğini görüyoruz aslında. İlk kehanet Hitler Almanyası ve nazileri, ikinci kehanet her türlü tekerlekli taşıtı ifade ediyor olabilir. Yılan tellerden kasıt demiryolları ve raylar düşünülürse, taştan nehirler de karayolları ve otoyollar diyebiliriz. Toprağımızn altının ve üstünün dev örümcek ağları ile sarılmış gibi olacak kehaneti ise, telefon, telgraf,özellikle yaygınlaşan ve gün geçtikçe hızla artan fiberoptik  intenet kablolarına ve elektrik kablolarının her yeri kaplamış olmasına yorumlayabiliriz. Bu sonuça göre hopilerin beklediği mavi yıldızın gelmesi çok ta uzak değil gibi görünüyor.</p>
<p>Hopilerin bir başka korkunç kehaneti ise daha önce 2010 yılı için 3.Dünya savaşı öngören Kahin Vanga ile eşleşiyor. <a href="http://www.fotonkusagi.net/Photon-Belt/hopi-kizilderili-kehanetleri">Hopi kızılderilileri</a> net bir tarih belirtmeselerde yine 3. bin yılın ilk çeyreğini vurguluyorlar. Daha önce birinci ve ikinci dünya savaşını doğru tahmin etmiş olan hopi kızılderilileri 3. dünya savaşı içinde insanlığı uyarıyor. Bu sefer kimsenin korunamayacağını belirten hopi kızıl derilileri, Toz, duman ve külden bahsediyor. Gökten ateş yağacağını ve bu savaşta insanların kuru otlar gibi yanacağını söylüyorlar. Kullanılan silahların yıllar boyu toprakta tek bir fidan bile yetişmeyeceğine sebebiyet vereceğini belirtiyorlar.</p>
<p>Hopi kızılderililerinin kehanetleriyle birlikte tanıdığımız duyduğumuz ve merak ettiğimiz bazı söylentilerin bir kez daha karşımıza çıktığını görüyoruz ve bu şekilde yorumlayabiliyoruz. Birşeylerin değişeceğine verdiğimiz ihtimal gün geçtikçe dahada artıyor. Çünkü yaşadığımız hergün yeni bir felaket haberi duyduğumuzda pek de şaşırmıyoruz artık. Belkide ufak ufak alışıyoruz birşeylere.</p>
<p>Yazar: Seda Kübra Küçükaslan</p>
<div id="_mcePaste" style="position: absolute; left: -10000px; top: 0px; width: 1px; height: 1px; overflow: hidden;">&lt;img class=&#8221;alignright size-full wp-image-545&#8243; title=&#8221;sumer-yazitlari&#8221; src=&#8221;http://www.fotonkusagi.net/wp-content/uploads/2010/01/sumer-yazitlari.jpg&#8221; alt=&#8221;sumer-yazitlari&#8221; width=&#8221;160&#8243; height=&#8221;200&#8243; /&gt;</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/hopi-kizilderilileri-ve-esrarengiz-kehanetleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atlantis’in Batışı ve Nuh Tufanı İlişkisi</title>
		<link>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/atlantis%e2%80%99in-batisi-ve-nuh-tufani-iliskisi.html</link>
		<comments>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/atlantis%e2%80%99in-batisi-ve-nuh-tufani-iliskisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Mar 2010 00:11:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Efsanevi Uygarlıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Atlantis ve nuh tufanı]]></category>
		<category><![CDATA[Foton Kuşağı Atlantis]]></category>
		<category><![CDATA[Gizemli Atlantis uygarlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Nuh tufanı Ayetleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fotonkusagi.net/?p=665</guid>
		<description><![CDATA[Atlantis kıt’asının batışını nedenleriyle birlikte daha önceki yazılarımızda yazmıştık. Okumamış olan ziyaretçilerimiz Efsanevi Uygarlıklar kategorisinde bulabilirler. Kısaca bahsetmek gerekirse, ellerindeki<a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/atlantis%e2%80%99in-batisi-ve-nuh-tufani-iliskisi.html" class="searchmore">Read the Rest...</a><div class="clr"></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Atlantis kıt’asının</strong> batışını nedenleriyle birlikte daha önceki yazılarımızda yazmıştık. Okumamış olan ziyaretçilerimiz <strong>Efsanevi Uygarlıklar</strong> kategorisinde bulabilirler. Kısaca bahsetmek gerekirse, ellerindeki doğa üstü güçlerini, zekalarını, yeteneklerini hep zalimlik için kullanan <a href="http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/buyuk-kita-atlantisin-batisi.html">atlantis</a> insanları, azgınlık, sapkınlık ve yüce yaradana şirk koşmaya kadar varan hatalarıyla sonlarını hazırlamışlardır. Bunun sonucunda büyük bir tufan sonucu üzerindeki tüm canlılarla birlikte okyanusa gömülmüştür atlantis kıt’ası.</p>
<p>Peki Atlantisi sulara gömen tufan Nuh tufanımıdır. Bu konunun derinlerine inen araştırmacılar Atlantis adasındaki düzenin ve zalimliğin, Kur’an-ı Kerim de anlatılan <strong>Nuh tufanı</strong> ile helak olan kavimle neredeyse bire bir ilişkilendirmişler.</p>
<p>Hz.Nuh sapkınlığa düşmüş, kendilerini tanrı ilan eden bir uygarlığa gönderilmiş ve 1000 yıl bu uygarlıkta yaşamıştır. Allah (c.c) tarafından kendisine peygamberlik vahyi gelmiş ve bu kavmi kötü yoldan, yaradana şirk koşmaktan, sapkınlıktan kurtarması için mücadele etmesi istenmiştir. Ancak 1000 yıl boyunca uyarılar yapan, halkı bilinçlendirmeye çalışan Hz.Nuh büyük bir kesim tarafından yalancı ilan edilmiş ve kavim yine yaptıklarından geri kalmamıştır. Bunun üzerine Allah (c.c) Nuh&#8217;un bir gemi yapmasını ve içine kendisine inanan her canlıdan birer çift almasını emretmiş, inanmayanların ise helak olacağını bildirmiştir. Tüm bunlar Kur’an-ı Kerimde belirtilmektedir.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>Ankebut suresi 14. Ayet şöyle der;</strong></span></p>
<p>Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>A’raf suresi 64. Ayet;</strong></span></p>
<p>Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.</p>
<p><span style="color: #333399;"><strong>A’raf suresi 17. Ayet</strong></span></p>
<p>Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.</p>
<p>diye bahsetmektedir. Bildiğimiz gibi atlantis adası da Tufanlar ve seller ile sulara gömülerek yokolmuştur. Bu <a href="http://www.fotonkusagi.net/Photon-Belt/atlantis-ve-nuh-tufani">Nuh Tufanı</a> ile helak olan kavmin Atlantis olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Atlantislilerin çok gelişmiş bir teknolojileri olduğundan, ellerinde gezegenleri bile parçalayabilecek silahları olduğundan bahsetmiştik. Hz.Nuh zamanında da işin İlahı boyutunu bir kenara bırakırsak, ki gemi yapımında Allahın ilahi bir güç verdiğinden hiç bahsedilmiyor. Arşimetin bulduğu suyun kaldırma kuvvetinin hesaplanması, keresteciliğin gelişmiş olması, demirin ve çeliğin iyi işlenmesi, yani en azından günümüz tersaneleri gibi bir ortamın bulunması gerekmektedir. Bu durum da Hz. Nuh dönemi teknolojisinin yine Atlantis teknolojisi gibi epey gelişmiş olduğunu göstermekte ve Nuh dönemi kaviminin Atlantis olabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.</p>
<p>Atlantislilerden büyük dev insanlar olarak ilk bahsedenler Maya ve Sümer uygarlıklarıdır. Mayalar ve Sümerlilere göre de Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşması sonucu oluşan tufanlar ve tsunamilerden dolayı atlantis uygarlığı sulara gömülmüştür.</p>
<p>Tüm bu bilgilere baktığımızda Atlantisin <strong>foton kuşağına</strong> girmiş ve <strong>foton çağını</strong> yaşamış bir uygarlık olabileceği, gücünü kötüye kullanan bu uygarlığın Nuh tufanıyla sulara gömülmüş olabileceği ve buna Yüce Allah’ın takdiriyle marduk gezegeninin sebebiyet vermiş olabileceği çok da abartı gelmiyor aslında. Yine baktığımızda tüm bu konular (Maya uygarlığı ve takvimi, marduk gezegeni, atlatis, foton kuşağı, 21 aralık 2012) birbiriyle o kadar bağlantılı ki ayırt etmek ve farklı farklı olaylar gibi düşünmek yersiz görünüyor. Bütün bu yazılanlar bir resmi tamamlayan irili ufaklı parçalar aslında.</p>
<p>Yazar: Seda Kübra Küçükaslan</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fotonkusagi.net/efsanevi-uygarliklar/atlantis%e2%80%99in-batisi-ve-nuh-tufani-iliskisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

