Efsanevi Uygarlıklar

Lemurya Uygarlığının Yok Oluşu

Dünyada yaşanan savaşta(sürüngenimsi ve dinozorumsu ittifak ile memeli ırkla) insan topluluğu Lemurya kıtası denen yerde merkezlenmeye karar verdiler. Sonraki 850.000 yıl boyunca Lemuryalılar,şimdi Pasifik Okyanusu’nun bulunduğu yerde bulunan ana kıtadan tüm gezegene yayıldılar. Onlar bir dizi yavru imparatorluk oluşturdular.Bu yavru imparatorlukların en önemlisi,Atlantik Okyanusu’nun ortasında bulunan kocaman bir ada olan Atlantis idi. Diğerleri ise;bugün Çin ve Tibet denilen bölgede kurulan Yü İmparatorluğu idi.

Atlantisliler kolonilerinin eşsiz olduğunu iddaa ettiler ve bu diğer yavru imparatorluklardan ayrı hissetmelerine yol açtı.Bu durum tüm gücü ele geçirebilmek için Lemuryalılar’ı ve onlara sadık olan yavru imparatorlukları yok etme konusunda güçlü bir arzu duymaya başlattı. Lemuryalılar yavru imparatorlukların yeterince geliştiğini ve koruyuculukta(dünya koruyuculuğu) bir rol oynamaları gerektiğine karar verince Atlantislilerin Lemuryalıları yok etme konusundaki büyük planları için müttefik aramalarına fırsat verdi.

Atlantis uygarlığı çeşitli galaktik asi savunma kumandanlıklarında bazı müttefikler(aslen Alpha Centauri ve Pleiades’deki koloniler tarafından oluşturulmuş) buldular.Bu gruplar sonra,Lemurya’nın yok edilmesini ve Atlantis’in Dünya gezegeninde en üst konuma yükselmesini sağlayacak bir gizli plan geliştirmeye başladılar.

Bu plan şöyleydi;Yaklaşık 25 000 yıl önce asi gruplar(Pleiadesli ve Centauruslu) artık Lemuryayı yok etme kararı aldılar.Planları ve onun icrası teknik bir başarı olacak,ama Lemurya ile birlikte Dğnya gezegeninin aylarından birini de yok edecekti.(O zaman dünya 2 aya sahipti.)Bunların her biri sizin şimdiki ayımızın yaklaşık dörtte üçü büyüklüğündeydi.Asilerin yapmaya niyetlendikleri şey,güç alanlarını kullanarak bu aylardan birini aşağıya spiral çizen bir yörüngeye sokmaktı.Bu ay,Dünya ile bir kritik kütle konumuna(Lagranj Noktası’na)erişmeden önce havaya uçurulacak,böylece o muazzam bir meteor sağanağı halinde Lemurta kıtasının üzerine düşecekti.

Bu gelişme aslında volkanik bir felakete yol açtı,ki bu da Lemurya’nın altındaki büyük gaz odalarının şiddetle içeriye doğru çökmelerine,kıtayı batırıp Lemurya hakimiyetini yok etmelerine neden oldu.

Geçen günlerde bilim adamlarımız Pasifik bölgesinde okyanus sondajları sonucunda deniz dibinde geniş dağ ve vadi yükseltileri bulunduğunu saptandı ve sonuçta,bir zamanlar Dünya’nın harikası olan bu yerin bir kısmının haritası çıkarıldı.Lemurya’nın yok edilmesiyle,hiçbirşey güç-açlığı içindeki Atlantis’in yükselişini ve her yere nüfuz etmesini önleyemedi.

Yazar: İlkay Alkan


Evrende İnsan Irkı Ve DNA Özellikleri

ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -4-

İnsanlar
İnsan ırkı, Lyran Takım Yıldızı‘ndaki Vegan Yıldız Sistemi‘nin Avyon adlı gezegeninde gelişmiştir. Daha önce de sözünü ettiğim gibi, İnsanlar, Felineler’in görünümünde yaratılmıştır. Onlara Sürüngenler’inkinden farklı bir yaratılış miti verilmiştir. İnsan yaratılış miti, insanlar’ın da istedikleri gezegeni ya da yıldızı kolonileştirebileceğini ama eğer başka bir ırkla karşılaşırlarsa, onlarla barış anlaşması yaparak uyum içinde yaşamaları gerektiğini söyler.
Hem Sürüngenler hem de İnsanlar, saf bir DNA lifi taşırlar. Bunlar, Kraliyet Soyları’dır. Sürüngenler’in Kraliyet Soyu, Aln Soyu’dur. İnsanlar’ın Kraliyet Soyu ise Avyon Soyu’dur.

Bu dört temel ırkın geçmişleriyle ilgili bazı bilgilere sahip olduğunuza göre, şimdi devam edebiliriz. Öncelikle, Felineler’in insan ırkını yaratmaya hazır olduğu zamandan başlayalım. Bu dönemde Felineler’in, Sürüngenleri çoktan yaratmış olduklarını ve onların da yıldız gemileri yapacak düzeye geldiklerini tekrar hatırlayalım.
Felineler, yeni İnsan ırkının yaratılışı için Avyon’da tohum çalışmalarına başladılar. İnsanlar öncelikle okyanusta başladı ve sonradan karaya çıktı. Darwin adlı bilim adamınız insanların okyanusta ortaya çıktığını söylediğinde, haklıydı. Okyanus primatlığı aşamasındayken, Felineler bu primatların büyük bölümünü alıp iki ayaklı insan haline getirdi. Geride kalan primatlar, yani balinalar ve yunuslar, Avyon’un biyosferini korumak üzere suda bırakıldı. Biyosferin korunması, yaşam olan herhangi bir gezegen için hayati önem taşır.

Avyon insanları uzay yolculuğu yapabilecek seviyeye ulaştıklarında, Lyran takım yıldızındaki başka bir gezegeni kolonileştirdiler. Bu gezegene “Avalon” adını verdiler. Yeni koloni, dişil odaklı bir toplum oluşturdu. Bir süre sonra Sürüngenler geldiler ve eril odaklı toplum yapılarıyla birlikte üstün teknolojilerini de beraberlerinde getirdiler. Bu iyiydi, çünkü kutup entegrasyonu için ilk fırsatı sunmuştu. Ne yazık ki, yeterince ruhsal bilgi ve deneyim olmadığı için, sonunda anlaşmazlık ve çatışma ortaya çıktı. Bunu açıklayayım.

İnsanların Avyon’dan dışarı yolculuk edebildiklerini gördüklerinde, Sürüngenler tehdit edildiklerini hissettiler. Ya İnsanlar tüm galaksinin kontrolünü ele geçirirlerse ne olacaktı? O zaman Sürüngenler nerede yaşayacaktı? Kendi kafalarında, bunun durdurulması gerektiğine karar verdiler. Başlangıçta, Sürüngenler ve İnsanlar arasında açık bir mücadele olmadı. Bu Sürüngenlerin tarzı değildi. Bunun yerine, Sürüngenler her zamanki yollarını tercih ettiler. Koloninin içine sızmaya ve insanlar arasında uyumsuzluk yaratmaya başladılar; aynı zamanda kendi teknolojilerini sunarak, İnsanlar’ın güvenini ve dostluğunu kazandılar. Bu, teknolojik açıdan gelişmek isteyenlerle ruhsal açıdan gelişmek isteyenler arasında bir ayırım yarattı. Bu ayırım, bir iç savaşa yol açtı ve bu noktada Sürüngenler eril enerjiyi savunan kolonicilerin tarafına geçti; mücadele neredeyse tüm koloninin ve gezegenin yok olmasıyla sonuçlanıyordu. Tarih kitaplarınıza bakarsanız, gezegeninizdeki savaşlarda da Sürüngenlerin etkilerini ve taktiklerini görebilirsiniz; önce ikilik yaratacak tohumlar ekerler ve sonra yıkıma yol açacak şekilde taraf seçerler. Avalon kolonisinin neredeyse yok olmanın eşiğine gelmesinden sonra, Kurucular buradaki İnsanları Sirius B’ye taşımaya karar verdiler; ama bu kez gelişim süreçlerinde Sürüngenlerin karışmasına izin verilmeyecekti. Bu plan kısmen başarılı oldu. Ortaya çıkan şey, şimdi Sirian İnsanları olan ırkın arasında bir bölünmeydi. Kendilerini ruhsal gelişime ve dişil odaklı Lyran yaşam tarzına adamış olan eterik (fizik dışı) insan grubu, yani Eterik Sirianlar, buna devam ettiler. Bu grubun lideri, Amelius’tan başkası değildi. Sirian İnsanları’nın geri kalanı, fiziksel durumlarını korumaya karar verdiler. Fiziksel durumdakiler, eril odaklı Fiziksel Sirianlar denen insanlardı. Kurucular ve Ruhsal Hiyerarşiler, Kutup Entegrasyonu’nun devam etmesi için, yine bu insanların yeni yerlere götürülmesi gerektiğine karar verdi. Bu kez, Orion Takım Yıldızı’ndaki Aln ve Tiamat gezegenleri seçildi. Fiziksel Sirianlar eril odaklı olduklarından, Sürüngenlerin evi olan Aln’a gönderildi ve kısmen Sürüngenlerin arka bahçesinde yeni bir koloni kurmaları sağlandı. Bu grup, Orion İnsanları haline geldi. Bu adımın, kendilerini ve eril taraflarını daha iyi anlamalarını sağlayacağı umuluyordu. Ama bu durum Sürüngenleri hiç memnun etmedi ve savaşın tekrar başlayıp Alnian kolonisinin neredeyse yok oluşun eşiğine gelmesi çok sürmedi. İnsan koloniciler, Sürüngenler tarafından köleleştirildi.

Zaman içinde Alnian kolonisi yeniden kuruldu ve entegrasyon oyunu devam etti ama şimdi oyunda yeni bir grup daha vardı; Karanlık Birlik. Karanlık Birlik, kendilerini köleleştiren Sürüngenlere karşı bir direniş hareketi olarak Orion İnsanları’nın arasından başladı. Daha sonra, Karanlık Birlik’ten bir grup insan kaçtı ve yeni bir başlangıç yapmak için Tiamat’a geldi. Sirius B’den gelen Eterik Sirianlar, Tiamat’ı yeni evleri olarak almışlardı. Eterik Sirianlar, gezegenin koruyuculuğu görevlerine devam edebilmek için, yine fiziksel hale gelmek zorundaydılar. Felineler bu ihtiyacın karşılanması için yine yardım etti. Eterik Sirianlar geldiklerinde, yeni gezegen koruyucusu ırkı okyanus primatları olarak bulmuştu. Eterik Sirianlar bu yeni ırkın koruyuculuğu görevini aldı ve gelecekteki fiziksel araçlarına sevgiyle bakarak, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşıladı. Eterik Sirianlar’dan bazıları zamanlarım gezegendeki hayvanların vücutları içinde geçirmeye başlayana kadar hayat böyle devam etti. Bu durum, bir süre sonra diğer Eterik Sirianlar için gerçek bir endişe haline geldi. Düşüncenin gerçekleştiğini biliyorlardı ve eğer kardeşleri zamanlarını o bedenlerin içinde geçirmeye devam ederlerse, zaman içinde eterik olduklarım unutarak fiziksel durumda sıkışıp kalacaklarını anlıyorlardı. Dünya’daki İnsanlık da aynı durumu yaşadı. Dünya’daki İnsanlar, fiziksel bedenlerin içinde yaşayan ruhlar olduklarını unuttular. Bunun yerine, ruhu olan fiziksel bedenler olduklarına inanmaya başladılar. İşte Eterik Sirianlar’ın başına gelen buydu.

Kozmik Özgür İrade Yasası’na göre, diğer Eterik Sirianlar kardeşlerini durduramazlardı. Bu yüzden, durumu düzeltmek için bir plan yapıldı. Eterik Sirianlar’ın bir bölümü Christos Sirianları olacak ve Christos Ofisi’ni oluşturacaklardı. Bu grup, gezegenin Ruhsal Hiyerarşisi’ne eklenecek ve kardeşlerinin (Dünya Sirianlan) hayvan bedenlerinden kurtarılması için çalışacaklardı. Bu planın tamamlanması da birçok galaktik plan gibi, milyonlarca yıl sürecekti.
Şimdi Sürüngenlere geri dönelim. Sürüngenler, yeni bir gezegenin yaşam sunmaya hazır olduğunu duymuşlardı. Bunun kendi doğal hakları olduğuna inandıklarından, kolonileştirmek için Tiamat’a doğru yola çıktılar. Oraya ulaştıklarında, Eterik Sirianlar tarafından izlenen insan primatlarının başlattığı uygarlıkları gördüler. Kurucular, Sürüngenlerin Tiamat’ı kolonileştirmesine izin verdiler, çünkü bunun kutup entegrasyonunda başarı kazanılmasını sağlayacağma inanıyorlardı. Eterik Sirianlar, onları yumuşatmayı ve yaratılış mitlerinden kurtulacaklarını umarak, Sürüngenlere pozitif enerji göndermeye başladılar. Eğer bu başarılırsa, Sürüngenler ve insan primatları, uyum içinde yaşamayı başarabilirlerdi. Bir süre için bunu başardılar.
Sürüngenlerin gelişinden kısa bir süre sonra, Amelius, Devin’in Lyran Avyon’daki evinden ayrılmasını ve insan primatlarının DNA’larına katkıda bulunmak için Tiamat’a gitmesini istedi. Amelius Kraliyet Soyu, evrendeki tek saf insan DNA’sına sahipti ve gelecekteki DNA gelişimlerinin korunması için diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyordu. Bu gelişim, şimdi İnsan ırkını Sürüngenlere daha eşit bir hale getirecekti. Teknolojik açıdan hâlâ gelişmemiş olmalarına karşm, ruhsal açıdan daha ilerideydiler ve ruhsal olgunluk, kutup entegrasyonunu tamamlamak isteyen bir ırk için vazgeçilmez özelliklerden biriydi



Sayfa 2 - 71234567


Yazarlar

  •  Arif BasturkArif Baştürk
  •  Seda Kubra Küçükaslan Seda Kübra Küçükaslan
  •  Ece Bostancı Ece Bostancı

En Son Yorumlayanlar

  • sevkat: tamamen hayel ürünü kardeş bu dünyada geçirdiğimiz zamanı iyi değerlendirip merak ettiğimiz...
  • sevkat: Bu konu bilgelik gerektirir .Anlayabilen ,canavara ait sayıyı hesaplasın.Çünkü sayı bir insanı...
  • sevkat: muhammet kardeş sen buradan önce annen ve babanla tartıştınmı adını niye muhammed koymuşlar...
  • dogukan: slm,bu tartismay yeni gordum, ve enteresan buldum.. arkadaslar, sunu iyi bilmek lazimki bazi seyler normal...
  • Murat: şimdi arkadaslar hadi dedik bizim dinimizde gaybı sadece Allah bilir,,, Bazıları da dediki Muhammed...
  • muhammed: Din cehalettir. Okumadan bilmeden ahkam kesmeyin. Mısırın ölüler kitabı, eski ahit, yeni ahit, incil,...