Efsanevi Uygarlıklar

Atlantis’in Batışı ve Nuh Tufanı İlişkisi

Atlantis kıt’asının batışını nedenleriyle birlikte daha önceki yazılarımızda yazmıştık. Okumamış olan ziyaretçilerimiz Efsanevi Uygarlıklar kategorisinde bulabilirler. Kısaca bahsetmek gerekirse, ellerindeki doğa üstü güçlerini, zekalarını, yeteneklerini hep zalimlik için kullanan atlantis insanları, azgınlık, sapkınlık ve yüce yaradana şirk koşmaya kadar varan hatalarıyla sonlarını hazırlamışlardır. Bunun sonucunda büyük bir tufan sonucu üzerindeki tüm canlılarla birlikte okyanusa gömülmüştür atlantis kıt’ası.

Peki Atlantisi sulara gömen tufan Nuh tufanımıdır. Bu konunun derinlerine inen araştırmacılar Atlantis adasındaki düzenin ve zalimliğin, Kur’an-ı Kerim de anlatılan Nuh tufanı ile helak olan kavimle neredeyse bire bir ilişkilendirmişler.

Hz.Nuh sapkınlığa düşmüş, kendilerini tanrı ilan eden bir uygarlığa gönderilmiş ve 1000 yıl bu uygarlıkta yaşamıştır. Allah (c.c) tarafından kendisine peygamberlik vahyi gelmiş ve bu kavmi kötü yoldan, yaradana şirk koşmaktan, sapkınlıktan kurtarması için mücadele etmesi istenmiştir. Ancak 1000 yıl boyunca uyarılar yapan, halkı bilinçlendirmeye çalışan Hz.Nuh büyük bir kesim tarafından yalancı ilan edilmiş ve kavim yine yaptıklarından geri kalmamıştır. Bunun üzerine Allah (c.c) Nuh’un bir gemi yapmasını ve içine kendisine inanan her canlıdan birer çift almasını emretmiş, inanmayanların ise helak olacağını bildirmiştir. Tüm bunlar Kur’an-ı Kerimde belirtilmektedir.

Ankebut suresi 14. Ayet şöyle der;

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

A’raf suresi 64. Ayet;

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

A’raf suresi 17. Ayet

Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.

diye bahsetmektedir. Bildiğimiz gibi atlantis adası da Tufanlar ve seller ile sulara gömülerek yokolmuştur. Bu Nuh Tufanı ile helak olan kavmin Atlantis olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Atlantislilerin çok gelişmiş bir teknolojileri olduğundan, ellerinde gezegenleri bile parçalayabilecek silahları olduğundan bahsetmiştik. Hz.Nuh zamanında da işin İlahı boyutunu bir kenara bırakırsak, ki gemi yapımında Allahın ilahi bir güç verdiğinden hiç bahsedilmiyor. Arşimetin bulduğu suyun kaldırma kuvvetinin hesaplanması, keresteciliğin gelişmiş olması, demirin ve çeliğin iyi işlenmesi, yani en azından günümüz tersaneleri gibi bir ortamın bulunması gerekmektedir. Bu durum da Hz. Nuh dönemi teknolojisinin yine Atlantis teknolojisi gibi epey gelişmiş olduğunu göstermekte ve Nuh dönemi kaviminin Atlantis olabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Atlantislilerden büyük dev insanlar olarak ilk bahsedenler Maya ve Sümer uygarlıklarıdır. Mayalar ve Sümerlilere göre de Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşması sonucu oluşan tufanlar ve tsunamilerden dolayı atlantis uygarlığı sulara gömülmüştür.

Tüm bu bilgilere baktığımızda Atlantisin foton kuşağına girmiş ve foton çağını yaşamış bir uygarlık olabileceği, gücünü kötüye kullanan bu uygarlığın Nuh tufanıyla sulara gömülmüş olabileceği ve buna Yüce Allah’ın takdiriyle marduk gezegeninin sebebiyet vermiş olabileceği çok da abartı gelmiyor aslında. Yine baktığımızda tüm bu konular (Maya uygarlığı ve takvimi, marduk gezegeni, atlatis, foton kuşağı, 21 aralık 2012) birbiriyle o kadar bağlantılı ki ayırt etmek ve farklı farklı olaylar gibi düşünmek yersiz görünüyor. Bütün bu yazılanlar bir resmi tamamlayan irili ufaklı parçalar aslında.

Yazar: Seda Kübra Küçükaslan

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (4) Faydalı (12) İlginç (6) Sıkıcı (0) Saçmalık (3)
Yorum yazın..

Kahin Baba Vanga’nın İnanılmaz Kehanetleri

Yıl 1911 Bulgaristan topraklarında bir kız çocuğu doğuyor ve adı Vangelina Dimitrova Pandeva olarak konuyor. Küçük yaşta annesini kaybeden, babasıda asker olduğu için yakınları tarafından büyütülen Vangelina’nın sıradan bir kız çocuğu olmadığı 1924 yılında henüz 13 yaşındayken, şiddetli kasırga ve yağmurlar sonucu seller altında kalan köyde, sel sularına kapılıp mucizevi bir şekilde hayatta kalmasıyla anlaşılıyor. Selden günler sonra toprak altından öldü zannedilerek çıkarılan Vangelina’nın hayatta olduğu ancak gözlerine dolan kum ve topraktan dolayı iki gözününde görmediği anlaşılıyor.

Gözlerini kaybettikten sonra adeta kalp gözü açılan Vangelina kısaca “Vanga” ilk zamanlarda kaybolan eşyaları veya çalınan malların yerini bulmasıyla ün yapmaya başlıyor. Ünü gün geçtikçe artan Vanga 30 yaşından sonra Bulgar hükümeti tarafından parapsikoloji merkezine alınıp kendisine danışmanlık karşılığı aylık maaş bağlanıyor ve söylediği her kelime kayda alınıp dosyalanıyor. Artık Baba vanga olarak anılmaya başlayan vangelina öngörülerinin bir bir gerçekleşmesiyle tüm dünyaya ismini duyurmaya başlıyor ve 20. yüzyılın Nostradamusu Vanga Nine olarak da adlandırılıyor. Vanga’ya geçmişi ve geleceği nasıl bildiği sorlduğunda, tarif edemediği canlılar gördüğünü ve onlara sorduğunu, onlarında verdikleri cevabı insanlara ilettiğini belirtiyor. Rus gizli istihbaratı KGB ve Adolf Hitlerinde sık sık ziyaret ettiği Vanga’nın bugüne kadar inanılmaz bir şekilde gerçekleşmiş kehanetleri ise şöyle;

Birinci Dünya savaşı başladığında Vanga’nın erkek kardeşi Vasi orduya katılmaya karar vermişti. Bu karar üzerine Vanga kardeşinin vazgeçmesini, aksi halde 23 yaşında öleceğini söylemişti. Kararından vazgeçmeyen Vasil 23 yaşında alman ordusu tarafından tutsak edilierek idam edildi.Baba Vanga Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri

1979 yılında Rusya’nın SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) olarak bilindiği dönemde, “Vladimirin ünü ve şerefi bir buz parçası gibi eriyecek ve geriye Şanlı bir Rusya kalacak” diyen Vanga. Sovyet döneminde Vladimir Lenin’den sonra oluşacak Rusya’dan bahsetmiştir.

1995 yılında “Ağustos sıcağında Kursk sular altına gömülecek ve tüm dünya ardından yas tutacak” cümlesini kuran Baba Vanganın bu kehaneti önce Rusyada bulunan Kursk kasabası’nın ağustos ayında sular altında kalacağı olarak yorumlandı. Ancak 2000 yılı ağustos ayı geldiğinde hiç tahmin edilemeyen ve akla gelmeyen birşey olmuştu. Rusların Kursk isimli deniz altısı bir arıza nedeniyle batmış ve 118 mürettebattan kimse kurtulamamıştı. Bu olay tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.

Amerikalı ikiz kardeşlere çelik kuşlar saldıracak, kurtlar inlerinde uluyacak, masumların kanı fışkıracak diyen Vanga 11 Eylül saldırılarından bahsediyordu. ABD nin İkiz Kulelerine çelik kuşlar yani uçaklar çarpmış ve birçok insan hayatını kaybetmişti, Mağaralardan ise Bin Ladin bantları yayınlanmaya hala devam ediyor.

ABD’nin G. W. Bushtan sonraki liderinin Siyah olacağını (Obama) ve Bu liderin başa gelmesiyle ciddi bir ekonomik kriz yaşanacığını da bilen Vanga, Bu siyahinin Barış için geleceğini ancak dünya ya barış değil tehlike getireceğini söylemiştir. Ayrıca Vanga bu liderin ABD’nin son başkanı olacağı kehanetinde de bulunmuştur.

Bulgar hükümetinin dosyalayıp arşivlediği Vanga kehanetlerinin bilinenleri bunlarken, bilinmeyen ve açıklanmayan daha birçok kehaneti bulunduğu tahmin ediliyor. Geçmişte birçok olayı çok önceden bilen Vanga’nın dünyanın geleceği için yaptığı kehanetlerde tüyler ürpertici;

İnsanlar para için birbirlerini öldürecek diyen Vanga, birçok doğal afet dünyayı saracak, insanların düşünceleri ve görüşleri değişecek bu yüzden çatışmalar yaşanacak diyor. Sanırsam içinde bulunduğumuz zamanı çok iyi bir şekilde özetlemiş Vanga. Etnik çatışmalar, teroristler, depremler, tsunamiler…

İçinde bulunduğumuz yıl yani 2010 için ise Vanga inanılmaz bir kehanette bulunuyor, Devletler arası siyasi anlaşmazlıklar artacak ve bahar aylarında 4 hükümet başkanına suikast düzenlenecek, bunun sonucunda da Kasım 2010 da 3. dünya savaşı çıkacak, bu savaşta büyük devletler kullandıkları kimyasal ve nükleer silahlarla güç gösterisi yaparken, kimyasallar nedeniyle başlayan kanserlerden avrupa nufüsu gün geçtikçe azalacak diyor Vanga. 3.Dünya savaşı ise 2014 yılında kadar devam edecek. Vanga savaştan sonra dünyanın süper gücünün Çin olacağını belirtiyor.

2011 yılı için müslümanların hristiyanlar üzerinde kimyasal silahlar kullanacaklarını belirten Baba Vanga, birçok bitki ve hayvan türünün de oluşan radyoaktiviteden dolayı yok olacağanı söylemiş. Birgün müslümanların hristiyanları tamamen yok edeceği de Vanga kehanetlerinden.

2012 yılı kehanetinde zaman dalgası sıfır adını verdiği dönemin sona ereceğini ve yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen vanganın ne demek istediği ise hala çözülememiş durumda. Ancak 2012 yılında bir takım değişiklikler olacağını artık tüm dünya bekliyor.

Ölmeden 2 yıl önce 1994 yılındaki kehanetinde de, birgün dünyanın tek hakiminin Rusya olacağını bildiren Baba Baba Vanga kehanetleri Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri Vanga 1996 yılında hayata veda ediyor. 3797 yılına kadar kehanetleri bulunan kahinin çok ileriki yıllar için yaptığı kehanetlere ise zamanın akışı içerisinde değinmek istediğimizden şuan yazma gereği duymuyoruz. Kim öle kim kala… Ancak şunu belirtmekte isteriz ki bulgar halkının 3.dünya savaşı korkusuyla yaşadığı bu yıl gerçekten devletler arası sorunlar iyice artmakta. Ülkemizin iç sorunları almış başını giderken birde dış sorunları bugünlerde sıklıkla duyuyoruz. ABD ile ilişkileri kopma noktasına getiren ve onaylanan bir Ermeni tasarısı bunun en bariz örneği. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İsrail bize baharda savaş açmayı planlıyor istihbaratı aldık sözleride cabası. Birçok kehaneti gerçekleşen Büyük kahin Vanga‘nın 2010 kehanetinin gerçekleşmemesini tüm insanlık ve dünya barışı (şuan olmayan) için ümid ediyoruz.

Yazar: Arif Baştürk

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (32) Faydalı (24) İlginç (31) Sıkıcı (10) Saçmalık (16)
20 Yorum

Büyük Kıt’a Atlantisin Batışı

Bir önceki yazımızda atlantis uygarlığının belgide günümüz yaşam standartlarından daha üstün yaşam standartlarına sahip olduğu bilgilerini vermiştik. Peki bu uygarlık elindeki bu teknolojiyi ve üstün yaşam formlarını niçin koruyamadı ve büyük bir ada bir anda batıp yok olup gitti? Şimdi bu sorunun yanıtlarına bakacağız. Atlantis ister gerçek olsun ister bir efsaneden ibaret olsun, günümüzde ki bazı olaylarla benzerlik gösteren tarafları ilgi çekici ve merak uyandırıcı.

Atlantis kitası Büyük Kıta Atlantisin BatışıGÜÇLERİNİ ZALİMCE KULLANDILAR
Haddi hesabı olmayacak derecede büyük alanlara sahip olan Atlantis kralları doyumsuzdular ve tüm dünyayı zapt etmek, sadece kendi uygarlıklarını, kendi insanlarını yaşatmak azmindeydiler. O dönemlerde bulunan dinazorumsu canlılar ve iri yapıdaki diğer hayvanlar, insanlık için tehlike oluşturmaktaydı. Bunun sonucunda M.Ö 50200 yılında Atlantis de dahil 5 büyük uygarlığın temsilcileri toplandı ve bu canlılara karşı, topraktan ve havadan elde ettikleri kimyasal silahları kullanma kararı aldılar. Bu karardan sonra kullanılan kimyasal silahlar ve gazlar önce mağaralara bilinçsizce atılırken, atlantis kralları tarafından kaza süsü verilerek diğer uygarlıklara da atıldı. Ölçüsüzce kullanılmaya başlayan kimyasal silahların sonucunda ise doğanın dengesi alt üst oldu ve volkanik patlamalar, demremler, tsunamiler Atlantisin üzerine üzerine yağdı, Buzul çağının başlamasına ve dinozor soylarının tükenmesine yol açan bu tufan böylece atlantisin yaşamış olduğu ilk tufandı.

İlk tufanın etkisini atlatmaya çalışan Atlantis uygarlığı, çok hızlı ve başarılı bir toparlanma döneminden sonra elektronik alandaki buluşlar, uranyum zenginleştirme ve atom enerji elde etme yolunda epey bir yol aldı. Güneş enerjisine daha o günden hakim olmuşlar ve bunu etkin olarak kulanmaktaydılar. Ancak yine yanlış yaptılar. Ellerindeki güç kaynaklarını diğer uygarlıklarda yıkıcı etkiler yaratmak, elektrik enerjisini işkence yapmak için kullandılar. Bunun sonucunda yine cezalandırıldılar. Ateş taşı adını verdikleri en büyük güç depoları olan trafolarında M.Ö 28000 dolaylarında meydana gelen bir hata sonucunda toprak alev alev yanmaya başladı, bu yangının tetiklediği volkanik patlama ve depremler birçok atlantislin yine sonu oldu. Sizce de atlantislilerin yaptığı bu hatalar günümüz süper güçlerinin yaptıklarıyla da benzerlik göstermiyor mu?

Bu tufandan sonra geride kalan Atlantis ırkı tekrar toparlanma ve gelişimini sürdürme evrimine girdi. Üstün zekalı ve uyanık bilinçli olan atlantis insanları kısa sürede toparlanıyor ve ard arda teknolojik devrimler yaratıyorlardı. Belkide bugün bahsettiğimiz foton çağının tam içindeydi Atlantis.

İNSAN GENLERİYLE ACIMASIZCA OYNADILAR
Genetik teknolojiyide geliştiren atlantis uygarlığı ilk etapta hayvan genleriyle deney yaparak klonlama gerçekleştirmekteydi. Ancak kralların tek düşündüğü tüm dünayay hakim olmak olduğundan bunu da abarttılar ve insan genleriyle oynamaya başladılar. Yakaladıkları mahkumların zalimce genleriyle oynayım onları hayvan kılıklı yarı insan haline getiriyor ve köle olarak kullanıyorlardı. Zamanlarında 12 Sarmaladan oluşan insan DNA sıyla oynayarak, DNA larını 2 sarmala indirdiler ve bilinçlilik, telepati güçlerinin yok olmasına sebebiyet verdiler. Günümüz insanlarının genetiğide Atlantislilerin oynadığı genlerden kalma olduğu ifade ediliyor. Aslının 12 sarmal olduğu insan DNA sının birgün yine kendi özüne döneceği söylenen bilinçlenme seviyesi ise yakından tanıdığımız ve takip ettiğimiz foton kuşağı etkisi.

TANRI OLDUKLARINI İDDİA ETTİLER
Bu kadarıyla da yetinmeyen atlantislileri o kadar büyük bir hırs bürümüştüki, Bizim Allah dediğimiz, onların zeus dediği yaratıcılarına kendilerini eş koşmaya başladılar. Çünkü onlarda güçlüydü, genetik insanlar, bitkiler, hayvanlar yapabiliyorlardı. Bu sebeple onlarda birer yaratıcı olarak görüyorlardı kendilerini. Ancak tüm bu yaptıklarının atlantis bermuda seytan ucgeni Büyük Kıta Atlantisin Batışıkendilerinin sonu olacağının farkında değildiler. Yine o dönemin en güçlü uygarlıklarından biri olan Lemurya uygarlığı dünyanın hak,mi olabilmeleri için yoketmeleri gereken en büyük ve güçlü uygarlıktı. Atlantisliler bunu yine çok acımasızca yaptı. Dünyamızın iki tane Ay’ının bulunduğu bir dönemdi, dünya dışı varlıklarla yaptıkları anlaşmalara güvenen Atlantis, Uzay gemilerinin ışın bombalarını kullanarak bu Ay ların  birtanesini parçaladı ve Lemurya uygarlığının üzerine meteror yağmurları şeklinde yağmasına sebebiyet verdi. Bunun sonucunda Lemurya üzerindeki tüm insanlarla birlikte darmadağın oldu ve okyanusun derinliklerine gömüldü.

Dünyadaki zaferini kazanan, en büyük düşmanını okyanusa gömen atlantis artık Yüce yaratıcıya tümüyle sırtını dönmüştü. Dünyanın ve galaksinin hakimiydiler kendilerince. Artık ibadethaneler, tapınaklar insan kurban etmek için kullanılmaya başlamış, heryeri zulüm ve işkence sarmıştı. Dünya bir kaos ortamının tam içindeydi İnsanlığa ve doğaya o kadar çok zarar vermişlerdi ki bunun sonucu Eflatun şöyle anlatmıştır;  Yüce yaratıcı bir tufan emri verdi ve Gökkubbeler çatladı,  Hiç dinmeyen sağanak yağmurlar, depremler batik uygarlik atlantis Büyük Kıta Atlantisin Batışıve lavlarla birleşinde Atlantis 3. tufanını yaşamış ve tıpkı lemurya ya yaptıkları gibi kendileri de sular altına gömülmüşlerdi. Bugün bildiğimiz bermuda şeytan üçgeninin de atlantis Kıtasının battığı alanda oluşan boyutlar arası geçişten kaynaklanan manyetik alan olduğu ifade edilmektedir.

Okurken bir bilim kurgu romanı izlenimi veren Atlantis bir efsanemidir, yoksa Platon, Eflatun, Sokrates gibi düşünürlerin mısırlı rahiplerden öğrendikleri gibi bu anlattıklarımız mıdır. Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerimin bize bildirdiği Nuh tufanı ve bu tufanla yok olan, azgınlığa, sapkınlığa, Allaha şirk koşmaya düşmüş bir uygarlık yoksa atlantis midir? Bir sonraki yazımızı Nuh tufanı ve atlantis ilişkisi oluşturacak…

Yazar: Seda Kübra Küçükaslan

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (39) Faydalı (10) İlginç (23) Sıkıcı (0) Saçmalık (0)
4 Yorum

Efsanevi Mu ve Atlantis Uygarlıkları

Günümüz biliminin başına efsane sıfatı koyduğu uygarlıklar olan, Mu ve Mu uygarlığının bir parçası olan Atlantis uygarlığından, Mayalar, Mısırlılar gibi önemli uygarlıkların yanı sıra tarihe damgasını vurmuş önemli düşünürler de sıkça söz etmişlerdir. Bu batık Mu Kıt’a sı ve atlantis uygarlığı hakkında Plato ve Eflatunun yazdıklarını kendi araştırmalı ve çalışmalarıyla derleyen İngiliz Savunma kuvvetlerinden Albay James Churchward, 19.Yüzyılda yazdığı beş eser ile çok önemli bilgiler vermiştir. Dünyanın geçirdiği büyük bir felaket sonucunda dalgalara gömülmüş olan bu uygurlıkların varlığı birçok arkeolog tarafından kabul görülürken bazı çevrelerde Atlantis ve Mu‘yu bir efsaneden ibaret olarak nitelendirmektedir. Ancak her iki görüşü de savunanların ortak noktası, bu uygarlıkların yok olduğu söylenen dönemlerinde dünyanın büyük bir felaket geçirdiği yönündedir.

Kayip kıta Mu Atlantis Efsanevi Mu ve Atlantis UygarlıklarıİNSANLIĞIN İLK UYGARLIKLARI
Atlantis uygarlığı
, insanlık tarihinin ilk ve en gelişmiş medeniyeti olduğu söylenen, Mu ve Mu uygarlığı çevresindeki uygarlıklardan en gelişmiş olanıdır. Arkeolojik bulgular ve eski medeniyetlerin yazıtlarında bahsettikleri günümüzde bu uygarlığı efsaneden daha ileriye götürmüştür. Mısırlı bir rahibin yazdıklarına göre de Mısır uygarlığının kökleri Mu ve atlantise dayanmaktadır. Rahip yazılarında, Mısır uygarlığının batı ülkeleriyle hiçbir bağının bulunmamasına, Atlantisin depremler ve tsunamiler sonucunda sular altında kalmasıyla Atlantik okyanusunun batı kıyısının tamamen çamur ve balçık içinde olduğu, hiçbir şekilde batıya ulaşıma geçit vermediğini gerekçe olarak göstermiştir. Montaigne, Bafflon, Voltaire gibi rönesans döneminin usta edebiyatçılarıda Kayıp Kıt’a Mu ve Atlantis üzerine eserler yazmışlardır.

ÜSTÜN YAŞAM STANDARTLARI
Dünyadaki ilk insan ırkının bundan 850 bin yıl kadar önce pasifik okyanusu üzerindeki Lemurya yani Mu denilen Kıt’a da ortaya çıktığı, İnsanlığın ilk beş ırkının bu kıtada yaratılmış olduğu söylenmektedir. Eflatunun eserlerine göre, atlantis sehri Efsanevi Mu ve Atlantis UygarlıklarıAtlantiste bu kıtadan çıkan uygarlıklardan biri olup Atlantik okyanusunun ortasında bulunan büyük bir ada idi. Atlantis insanları üstün bir zekaya sahip insanlardı. Hayat biçimleri belkide günümüze göre daha lüks, daha bir medeni idi. M.Ö 400 bin yılında dahi topraktan çeşitli madenler çıkarıp bunları işeleyebiliyorlar, taş ocaklarından çıkarılan çeşitli renkteki taşlarla evler ve saraylar inşa ediyorlar, hatta bitkilerden parfüm bile damıtıyorlardı. Muhteşem bir şehir yapıları, hamamları, kaplıcaları hatta atyarışları için hipodromları bile mevcuttu. O dönemde yaptıkları gemilerle okyanusa açılıp diğer uygarlıklarla ithalat – ihracat yaparken, doktarları açık ameliyatlar bile yapabiliyorlardı. Elektirik ve elektronik alanda da buluşlar yapan atlantisde, televizyon, telefon, radyo ve asansör yaygın teknolojik araçlardı. Görsel eğlencelerinde lazer ışığıda kullanılıyordu. Tabi bu teknolojinin hepsi biranda ortaya çıkmamıştı, hüküm sürdekleri yıllar boyunca yaptıkları keşifler ve  buluşladı bunlar.

İşte günümüzde ancak ulaştığımız bu teknolojiye sahipti atlantis uygarlığı. Belkide o dönemde, bugünde bahsettiğimiz, merak ettiğimiz, ilgilendiğimiz foton kuşağına giren ve foton çağını yaşamış bir uygarlıktı onlar.Peki ne oldu atlantis uygarlığı, Niçin felaketler yaşadılar, yaptıkları yanlışlar nelerdi, neden onların yok olmasıyla insanlık bu denli geriledi ve sanki sıfırdan başladı…Tüm bunların cevabını bir sonraki yazımızda bulabilirsiniz.

Yazar: Seda Kübra Küçükaslan

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (20) Faydalı (6) İlginç (18) Sıkıcı (2) Saçmalık (8)
Yorum yazın..


Sayfa 3 - 3«123

Bağlantılar

  • Ayakkabı Modelleri Ayakkabı modelleri, Ayakkabı firmaları hakkında Ayakkabı portalı
  • Lazer Epilasyon Fiyatları Lazer epilasyon, Lazer epilasyon fiyatları Lazer epilasyon cihazları ve epilasyon merkezleri hakkında
  • oyun indir Oyun indirmek için ideal bir oyun sitesi.
  • nokia Nokia hakkında arandıklarınız bulmak istedikleriniz.
  • fifa 2010 Fifa 2010 tutkunlarına.
  • Haber Blogu Sosyal medyadan haberin merkezi.