Foton Kuşağı
Foton Kuşağını Anlamak -2-

Bing bang denen büyük bir patlamayla oluştuğu kabul gören dünyamız evren içinde büyük bir denge ve düzene sahiptir.Sadece dünyamız değil diğer bütün gezegenler ,yıldızlar ve hatta bütün gök cisimleri bu dengenin bir parçası ve sistemin yapı taşlarıdır.Ancak dünyamızın bu sistem içerisindeki diğer gök cisimlerinden farkı üzerinde canlıların yaşamasıdır.Evrende yalnız olup olmadığımız bugün hala tartışılmakta ve yaşam izleri araştırılmaktadır.Fakat biliyoruz ki biz bu dünyada yaşıyoruz.Giydiğimiz elbise,Kullandığımız araba,oynadığımız oyuncak gibi, insanlık bu dünyayı da bir şekilde eskitiyor ve bir şeylerin düzeni gün geçtikçe bozuluyor.Fakat denge o kadar sağlam kurulmuş ki yaklaşık 7milyara yakın kullanıcısı olan bu dünya bunu kaldırabiliyor .Bu denge biraz bozulduğunda ve bir şeyler değişmeye başladığında yine dünyamız bunu başlangıçtaki durumuna getirme yeteneğine de sahip.Bunu beklide depremlerle,sellerler,tufanlarla, volkanik patlamalarla yapıyor.Ve bu geçmişte de böyle olmuş birçok uygarlığın yok oluşuna,yeni uygarlıkların kurulmasına zemin hazırlamıştır.Bugün de dünyanın birçok bölgesinde doğal afetler yaşanmakta ve biz bunları basın ve yayın yoluyla bir şekilde duyuyoruz ve sıra bize geldiğinde de biz de yaşıyoruz,bundan sonra da yaşamak zorundayız.
2012 dendiğinde foton kuşağı diyoruz,marduk diyoruz olumlu olumsuz birçok değişimden söz ediyoruz.Ancak bunları bilimsel açıklamalı sağlam temellere oturtamıyoruz.Zaten insan bizzat yaşamadığı, görmediği veya tecrübe etmediği bir durumu açıklayabilir mi? Tabikide açıklayamaz,varsayımlardan ibaret söylemlerle yetinebilir.İşte 21 aralıktı, 2012 idi durumuda böyle bir söylenti.Lakin durumu ilginç kılan ve insanı meraklandıran,araştırmaya öğrenmeye iten sebepler de yok değil.Maya takviminin 21 aralık 2012 de son bulması,bunu dünyanın sonu değil de yeni bir çağ olarak ifade etmeleri,yine Sümerlilerin nibiru adını verdikleri ve “geçiş” anlamına gelen Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşma periyodunun 2012 ye denk gelmesi bu sebeplerden.
Biz bütün bunları bir kenara bırakıp kendimize bakacak olursak, şu bir gerçek ki biz bu sistemin düzeniyle oynadıkça o da kendini bir şekilde tamir edecek ve yenileyecek, bize bir şekilde cevap verecek.Günü geldiğinde son sözünü de söyleyecek.Bunun zamanını bilmiyoruz .İnancımız gereği, kutsal kitabımızda da belirtildiği için bunu inkar da edemeyiz.Ben o gün gelene kadar da bu dünyanın bize söyleyeceği küçük büyük bir takım sözleri olduğunu düşünüyorum.Bu artık foton kuşağımı olur,beşinci boyut mu olur,2012 mi yoksa 20012 mi orasını bilemiyorum.Her yeni bir güne başlayıp yeni bir tarihi görmek gibi,yeni bir şey öğrenip “vay be demek böyleymiş” diye düşünmek gibi,yaşayacağımız ve göreceğimiz yani tecrübe edeceğimiz çok şey var.Ömrümüz yettiği müddetçe bunları görmek de kaçınılmaz olacak.Derler ya bazı şeyler anlatılmaz yaşanır.Anladığımız kadarını anlayıp günü geldiğinde yaşayalım.Belki gelecek nesillere anlatacak çok şeyimiz olur.
NOT:Konuya ilgi duyan arkadaşlarımız,büyüklerimiz, bilgilerini, araştırmalarını veya kişisel görüşlerini yorum kısmına yazarak bizimle ve tüm ziyaretçilerimizle paylaşabilirler.
Gelecek günlerde Foton kuşağını daha iyi anlayabilmek dileğiyle…
Foton Kuşağını Anlamak -1-
21 Aralık 2012 Foton kuşağı, eski uygarlıkların Marduk gezegeni dedikleri günümüzde henüz varlığı tam olarak
ifade edilememiş gök cisminin dünyaya çok yaklaşacak olması hatta çarpacak söylentileri…
Bunların sonucunda büyük tufanlar, seller, depremler gibi bir dizi doğal afet ve dünyadan göçenler.
Dünyada kalanları ise bekleyen müthiş bir yaşam.Süperbilinçli insanlar, psişik güçler, kötülerin sonu ,kötülüklerin sonu.
Bütün bunlar bilimsel bir temele dayandırılmaktan ziyade artık bir fenomen,bir inanç belkide bir umut olmuş durumda.Ekonomik bunalımların bitmediği, taciz ve tecavüzlerin kol gezdiği, cinayetlerin 3 kuruş olduğu, açlık, sefaletlik içinde ki insanlığın inanmak istediği umutla beklediği bir dünya foton kuşağı.
Son yaptığım araştırmalara göre bazı bilim adamları Maya takviminin son gününün 28 Ekim 2011 olduğunu savunmaktalar ve bunun için ciddi bilimsel delilleri ve hesaplamaları da mevcutmuş.Bu nedenle de 21 Aralık 2012 diyen bilim çevrelerine ise modaya ayak uyduruyorlar gözüyle bakıyorlar.2012 yi foton kuşağıyla,Marduk la ve mayaların son günüyle ilişklendirerek bir nevi insanları umutla bir bekleyişe sürüklüyorlar ve çektikleri belgeselellerle filmlerle bu işten ceplerini dolduruyorlar.
Tabi birbirleriyle zıtlaşan bu bilim çevreleri, bu işin yetkilileri çıkıpta yok efendim bütün bunlar saçmalık böyle bir şey yoktur olmayacaktır, bunlar bilim kurgudur diye kesin ve net söylemlerde bulunmaya cesaret edemiyorlar.Konunun meraklısı ilgilisi bizler hep bir şeyleri derinden takip etmek zorunda kalıyoruz.O öyle demiş bu böyle çalışmalar yapmış şu şöyle olacakmış demek zorunda kalıyoruz.Ve bekliyoruz.Geçenlerde NASA nın 2012 açıklamasını okuduk sorulan sorular o kadar derin ve geniş ancak cevaplar 1 cümle veya birkaç kelimeden ibaret.Açıkçası ya NASA hiçbirşey bilmiyor yada çok şey bilip geçiştiriyor diye düşündüm ben.
Herneyse işin bilimsel yanından kendimizi biraz soyutlarsak aslında 2012 gibi bir çağa artık bu dünyanın ihtiyacı var.Çünkü bir şeylerin çivisi çıkmış durumda.Düzen sürekli ve engellenemez bir şekilde bozulmakta.Ve bu düzen zamanla düzelecek,toparlanacak cinsten değil.Bir şeylerin ani ve hızlı değişmesi şart gibi gözüküyor.Artık buna foton kuşağı mı, foton çağımı, kıyamet mi ne denirse densin insanlığın ihtiyacı olduğu kesin.Küçüklüğümde şöyle bir şey okumuştum kıyametten önce dünya 7 yıl açlık, kuraklık, yokluk içinde olacak sonraki 7 yıl ise bolluk ve zenginlikle geçecek.Çok şükür bugün karnımız tok üstümüz kapalı ancak herkes bu kadar şanslı değil. O 7 yıl dünya yılı olarak mı bilemiyorum ama sanırım o yılları yaşamaktayız ve diğer 7 yılda belki 2012 de başlayacaktır, beklide Foton kuşağı budur kim bilir.
Foton Kuşağı ve Psişik Güçler
Foton kuşağına girdiğimizde ve foton çağını yaşamaya başladığmızda insanın bir takım psişik güçlerinin açığa çıkacağı ve bunları rahatlıkla kullanabileceği yine yaygın söylentiler arasında.
Altı günlük geçiş evresinin son günlerinde insanın süperbilince ulaşacağı ve psişik bir takım güçleri kullanmaya
başlayacağını daha önce okumuştuk.
Psişik güç ,insanın hisleriyle, düşünceleriyle beyine sinyal gönde-
rerek bir takım eylemleri yapabilme-
sidir.Peki gerçekten insanın açığa çıkmamış ve üzerinde çalışarak geliştirebileceği bu tip güçleri var mıdır? Bu parapsikolojik konu hakkında yazılanlar,söylenenler ve bu konunun meraklıları oldukça fazla. Yine parapsikolojiyle uğraşanlar bu güçlere ulaştıklarına inanıyorlar ve birde doğuştan bu tip psişik olduğuna inanan insanlar var. Başlıcaları ve en çok ilgi uyandıranları Telekinezi (telekinesis), düşünce gücüyle cisimleri hareket ettirebilme veya onlara yön verme, telepati ,yine beyin gücüyle bir başkasının düşüncelerini okuyabilme, Astral seyahat,belirli bir süre bedenimizi terkedip farklı bi yere gitme ve orada neler olup bittiğini görme gibi güçlerdir. İnternette biraz gezindiğimizde bu tip güçleri olduğunu iddia edenler, bu güçler hakkında yazı ,resim ve video görüntüleri bir hayli fazladır.Ancak benim şahit olduğum o kadar saçma görseller ve yazılarda vardır ki hilelerini ve abartılarını görmek hiç de zor değil.Özellikle de tv de yayınlanan programlar tamamiyle show amaçlıdır.Bunun yanı sıra gerçekten ilgi uyandıran ve hadi be, o nasıl olur dedirten şeylerde bulunmakta.Günümüzde bu tip parapsikolojik konuların bilimsel araştırmaları mevcut fakat bilimsel olarak geçerli hiçbir sağlam kanıtı yoktur.Buna rağmen bu konuyu merakla inceleyen ve bu güçlerinin varlığına inanıp onları kullanmaya çalışan birçok insan vardır. İsrail’li psişik Uri Geller’ ve Rus psişik Nina Kulagina bu güçlerini savunan en ünlü bilim insanlarıdır.
İNSAN GİZEMLİ OLMAK İSTER
Aslında insanoğlu geçmişten günümüze kadar kendini hep güçlü hissetmiştir, kendisinin bir takım farkları olduğunu bulmaya çalışmıştır.Kimileri altıncı hissim çok kuvvetlidir der,kimileri maşallah dediğinin yedi gün yaşadığnı söyler. İşin espirisi bi yana bunlar insanın kendini gizemli gösterme amacımıdır, yoksa gerçekten de bunlar içimizde var mıdır? Ve yıl 2012 yi gösterdiğinde foton çağına girilip, ortaya atıldığı gibi insanlık süperbilince ulaşacak ve bu güçler ortaya çıkacak mıdır.?
ZAMAN MERAKIMIZI GİDERECEK
Konuya farklı bir açıdan da yaklaşmak gerekirse ,bu tip güçleri olan insan efsanelerini, hikayelerni büyüklerimizden dinlemişizdir.Ancak bugün ise bilim buna pek sıcak yaklaşmıyor ve sağlam bulgular ortaya konamıyor.Ve bu yüzdende konuları algılayamıyoruz beynimiz genelde saçma onlar olurmu öyle şey diyor.Geçmişte ise bilim yoktu,teknoloji yoktu ispatlama gereği duyulmuyordu ve bu yüzdende insanın kafasında saçma diye bir düşünce oluşmuyordu.Aceba bu SAÇMA sözcüğü bir şeylerin önünü kapattımı, beynimizi ufkumuzu açmamıza engel mi oldu?Ve yine düşünürsek bu efsaneler birileri tarafından uyduruldu mu? İnsan yaşamadığı,görmediği uygulayamadığı doğa üstü bir konuda bir şeyler nasıl uydurabilir? Aslında yazımda geçen birçok soru işareti cevap bekliyor ancak kafamızda bir takım cevaplar da oluşturmuyor değil.Yine de konunun meraklıları biz insanların yapabileceği şey okumak,araştırmak ,düşünmek, yapabiliyosakda gözlemlemek.Ancak en önemli olan şu ki, o da ZAMAN..Zaman her şeyi çözermi bilinmez ama zamanla her şey çözülecektir.
21 Aralık 2012 ve Foton Çağı-2-
HADİSLER FOTON ÇAĞINA MI İŞARET EDİYOR
Olaya bilim adamı gözüyle baktığımızda açıklanamayan şeyler var. Astrolog veya kozmik bilimciler açısından gerçekleşmesi kuvvetle muhtemel bu olaya din adamlarının yaklaşımı daha da enteresan. Bazı hadisler de sanki bu türde bir kıyamet olacağını desteklercesine. Alıntı yaparak yazsam da orjinalini bozmadan vermek zorundayım bu hadisleri.
‘’ Benim ümmetim o devirde öyle bir refah bulacak ki, o güne dek onun benzerini kesinlikle bulmamıştır…’’
‘’ O zaman ümmetim iyisi, kötüsü, hepsi de benzerini görmedikleri nimetlerle nimetlenir..’’
‘’ Muhakkak o zamanda mal çoğalıp su gibi akacak da onu hiçbir kimse (tenezzül edip) kabul etmeyecektir…’’
Bu tür hadislere de bakıldığında sanki bir şeyler olacak gibi düşünebiliriz. Ama yinede bu 2012 kehanetlerini beklemeden görmek neredeyse imkansız.

MAYALAR YİNE HAKLI ÇIKACAK MI
Olayın beklide çıkış noktası maya kehanetleri. Maya’ların tahminde bulunduğu bu 2012deki gelişmelerle ilgilenmemizin sebebi de Eski Mayalar”ın astronomi, matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri bir uygarlık düzeyinde olmalarıdır. Kutuplarda yer veya açı değiştirildiğinde kutuplarda buzullar eriyor. Ve bilindiği gibi küresel ısınma sonucu şu anda Kuzey Kutbu’ndaki buzullar zaten erimeye başladı. Mayalar’ ın söylediği üzere de daha önce yaşanan dört çağ da buna benzer şekilde sona erdi. Maya’lardan biraz bahsedersek; Tekerlek gibi teknolojiye daha sahip olmadan çok büyük yapılar inşa etmiş olan Mayalar, gerek mimari, gerekse inanılmaz matematik, takvim ve astronomi bilgileri bakımından, gerekse kentlerinden bilinmeyen bir nedenle aniden ayrılmaları bakımından da gizemli bir uygarlık olarak görünüyor. Gizemli konulara ilgi duyan yazarlar ve ufologlar, Mayalar’ın bazı alanlardaki olağanüstü bilgilerini, battıkları ileri sürülen efsanevi kıtalardan gelmiş olmalarına ve uzaylılarla temas kurmuş olmalarına bağlarlar. “Mayalar” adlı kitapta Mayalar’ın geçmişte manyetik eksenin ve kutupların yer değiştirmiş olduğunu bildiklerini, ayrıca 405 dolunayın 11.960 günlük periyodunu ve 25.626 yıllık presesyon periyodunu
hesaplamış olduklarıda ileri sürülüyor. Mayalar’la ilgili bir başka gizemi de Maya kazılarında keşfedilen kristal kafatasları ve Yucatan’da keşfedilmiş, dünyada pek rastlanmayan anormal kafatasları oluşturmaktadır.
Yazan: Arif Baştürk

Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
İlkay Alkan