Yorumsal Bakışla "2012"

2012 Yorumsal…

Herkes bir şekilde de olsa 2012 yılında veya 2012 yılına kadar olumsuz olayların yaşanacağını biliyor..Ne kadar ”Hadi canım sen de” dese de bazıları,”Balık Baştan Kokar” misali, yaşadıklarımızın ve yaşananların bizi hiç de mutlu bir sona götürmediğini biliyoruz içten içe…Bir Kıyamet’in içindeyiz aslında.Kıyamet bir felaket değil,aksine bilinçlenmek demektir.İnsanlığın bilinçlenmesi demektir.Şuurların ayağa kalkmasıdır tam karşılığı.

İnsan bilincinin ayaklanabilmesi için iyiyle kötünün çarpışması gerekmektedir..İyinin kötülüğe bakıp bütün de oynayan rolünü kabul etmesi,kötünün ise iyiliğe bakıp bir yol bulması için…Tarihin belirttiği sona bu kadar odaklanmadan sürece odaklanmak yaraları iyileştirecektir.İnsanın dönüp kendisine bakması ‘’süreci” oluşturacaktır.Yaşadığı her an ve karşılaştığı tüm olaylarda kendi içine dönüp soru sorması,herkesi ve herşeyi vicdanından geçirmesi sürecin sancısını azaltacaktır. 2012 veya sonrasında yaşanacak her ne var ise bu ‘’süreç”tir bize şeytanın bacağını kırdırtacak olan.İnsanı İnsan yapan en önemli özellik SEVGİ dir ya hani..kuyrukta beklerken,sınavda çözerken,arabada giderken,komşuya kızarken,paylaşırken,paylaşmazken…vs,dönüp kendi içimize bakabilmek ve kendimize şu soruyu sormak bize yol aldıracak ve bu dünyaya gelmemizin asıl nedenini anlamamızı sağlayacaktır:”BENİM NİYETİM NEDİR? SEVGİ MİDİR?BEN BU DAVRANIŞI YAPARKEN SEVGİYLE Mİ HAREKET EDİYORUM?GERÇEK DUYGUM NEDİR?”Aldığınız cevaplarla Bir süre sonra gerçek sizle karşılaşacaksınız.Dışarda ki bir kimseyi suçlayamayacak ama Kendinizi de suçlamayacaksınız..

Duygularını analiz ederken kendi gerçekleri ile yüzleşmekten kormayan insanlar haline geleceksiniz.. işte dünyamızı değiştirecek gerçek insan davranışı budur.Çünkü bir süre sonra kendisiyle barışık olmanın bir şekilde yolunu bulmuş olacaktır.İnsanlık bir süreçten geçmekte..Çok ama çok zor bir süreçtir bu..Bu süreci herkes dışarda arıyor.Oysa bu süreç içerde gerçekleşmektedir..2012 yılı ve sonrasında bu kadar sıkıntının içinden çiçek açmış olarak çıkmak için içimizde ki kurtlardan kurtulmak hatta onları bile olabildiğince kabul etmek gerek..iç dünyası dışarda ki dünyadan çok daha karmaşık olan insanın, kabuk değiştirmesinin sancılarıdır bunlar…HERKESE RASTGELE….

HÜLYA BAYGIN

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (3) Faydalı (0) İlginç (0) Sıkıcı (0) Saçmalık (1)
1 Yorum

CERN Deneyi ve 2012 ilişkisi

CERN İsviçrede bulunan ve Dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma laboratuarıdır.Açılımı ise “Avrupacern deneyi lhc CERN Deneyi ve 2012 ilişkisiNükleer Araştırma Merkezi” dir. Haber bültenlerinde veya haber sitelerinde sıklıkla değinilen bir konu da Cern deneyidir. CERN i bu kadar popüler yapan ise insanlığın bugüne kadar yapmış olduğu en büyük ve en kapsamlı fizik deneyidir. Peki bu CERN deneyi nedir ve CERN’de neler oluyor?

Deneyin amacının bundan yaklaşık 14 milyar yıl kadar önce dünyanın oluştuğu patlama olarak kabul edilen “big bang” teorisini laboratuar ortamında, Büyük hadron çarpıştırıcısı (lhc) ile küçük parçacıklarda gerçekleştirmek ve dünyamızın nasıl oluştuğu, bir maddenin aslında ne olduğu ve nasıl meydana geldiğini gözlemleyebilmektir. Fakat burda büyük bir patlama oluşturulmayacak aksine ışık hızına yakın protonların çarpıştırılması sonucu küçük bir enerji oluşturulacaktır. Bu küçük enerjinin akabindeki nano ve mikrosaniyelerdeki gözlemler kaydedilecek ve büyük patlamadan sonra yaşanmış olanlar anlaşılmaya çalışılacaktır. Deneyin bilimsel olarak amacı bu şekildedir. Büyük hadron çarpıştırıcısı (lhc) çalışmaya ve çarpışmaları gerçekleştirmeye geçtiğimiz hafta başlamıştır. Ancak şuan 450 milyar Ev (elektron volt) enerjisinde çarpışma gerçekleşmekte ve küçük bulgular hedeflenmektedir. Çarpışmalarda zamanla 7000 milyar Ev enerjisine kadar çıkılcak ve bu enerji düzeyinde bilinmeyeni keşfetmek, maddenin ve anti maddenin birbirini yok etmediği bir nano saniye aralığını gözlemlemek mümkün olabilecektir. Bilim adamlarına göre de önümüzdeki 2 yıl içerisinde 7000 milyar ev lik enerjide çarpışmalar gerçekleştirilecektir. Peki Kara delik oluşup dünyayı yutacak mı? Yine bilim adamlarına göre bu kadar yüksek enerjilere çıkıldığında kara delik oluşması muhtemel, fakat bu dünyayı yutacak cinsten değilde mini kara delik denilebilecek ve kendini yok eden enerjiler olacak.

CERN deneyinin bilimsel açıklamasını bu şekilde yaptıktan sonra birde sosyal olarak ele alalım. Aslında Cern deneyi “Nereden geldik, Nereye gidiyoruz” sorusuna cevap aramaktadır. Bir nevi insanın inandığı ve kulluk ettiği yaratıcı gücü Cern kara delik CERN Deneyi ve 2012 ilişkisibilimsel olarak keşfetme deneyidir Cern deneyi. 3 Boyutta yaşadığımız dünyaya, Albert Einstein 4. bir boyut var o da “zaman” demiştir. Biz 4. Boyut Zaman teoride biliyoruz. Şuan 3 boyutu yaşayabiliyoruz ve algılayabiliyoruz. Fakat bilim adamları biliyorlar ki dünya yaşanan 3 boyuttan ve teorik olarak 4 boyuttan ibaret değil. Bunu bilmek için bilim adamıda olmak gerekmiyor. Biraz düşündüğümüzde dünya üzerinde yaşayan ve Yüce yaradana kulluk eden sadece biz insanlar olmadığımızı bilyoruz. Gözle göremediğimiz bu canlılar yüksek enerji formlarında ve bizden daha yüksek boyutlarda. İşte Bunun için CERN de bu deneyler yapılıyor. Farklı boyutları, yüksek enerjideki yaşam formlarını anlamak ve algılayabilmek için. Ve yine birkaç yıl sonra bütün fizik kurallarının alt üst olabileceğini, yeni boyutların keşfedilmesinden sonra fizik kitaplarının yeniden yazılması gerekeceğini söylüyor bilim adamları.

Tüm bu beklentilerin olumlu olması ve CERN’de bilinmeyen farklı boyutların keşfedildiğini, artık yüksek enerjili yaşam formlarını kullanılabileceğimizi, gözlemleyebileceğimizi, bu enerji boyutlarında yaşayabileceğimizi düşünelim…Yine bu düşünceler biraz zor gibi geliyor ancak yabancı da gelmiyor değil mi? Maya takvimi de 2012 yılı için insanlığın uyanışı, farkındalık, bilinçlenme demiyor mu, insanlık foton çağına girecek yükselecek, bilinçlenecek çakraları açılacak denmiyor mu? Kim bilir 2012 öncesi CERN tüm bunların bilimsel açıklamasıdır belki, her ne kadar oradaki bilim adamlarının da şuan bundan haberi olmasada.

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (13) Faydalı (24) İlginç (10) Sıkıcı (6) Saçmalık (7)
5 Yorum

Farkında Olmamız Uyanmamız Gerek

Foton kuşağı diyoruz, Dünyamız büyük bir enerji deposunun içine girmiş ve bunu değişimlerinin yaşandığından ve yaşanacağından bahsediyoruz veya bahsediliyor. Marduk Gezegeni diyoruz, bu değişimin en büyük parçalarından biri de mardukmuş. 3661 yıllık bir periyotla dünyamıza yakın geçmekte ve bir dizi felaketlere sebep olmaktaymış, günümüzde artan doğal afetler mardukun habercisiymiş. 2012 diyoruz, Maya takvimine göre böyle donusum degisim Farkında Olmamız Uyanmamız Gerekolacakmış şöyle olacakmış şunlar yaşanacakmış ve yine mayalara göre yeni bir güneş çağının başlangıcıymış 2012. İnsanlığın uyanışıymış. Foton enerjisininde etkisiyle kötülükler yerini sevgiye, savaşlar barışa, kavgalar, gürültüler yerini dostluğa bırakacakmış. Doğa insanı sevecek insan da doğayı hiç üzmeyecekmiş artık.

Ne güzel değil mi? Cevabını yine ben vereyim. Hiç de güzel değil. Oturduğumuz yerden ahkam kesmek, muhalefet olmak en iyi yaptığımız şey bizim. Muhalefet olabilmek çok güzel bir şey, fakat elimizde, aklımızda, hiçbirşey yokken muhalefet olmak sadece konu baltalamaktan başka birşey değil.  Bugün yüzlerce bilim adamı Marduk geliyor, felaketler gelecek diyor, bir o kadarıda marduk yoktur, uydurmadır diyor. Bırakalım marduk gelsin veya gelmesin, biz kendi irademizle, gören gözümüzle, duyan kulağımızla birşeylerin farkına varamıyormuyuz? Bugün dünyanın heryeri depremlerle sallanıyor, tsunamiler oluyor, yüzlerce, binlerce insan hayatını kaybediyor. Bunlar felaket değil mi? Fakat başımıza gelmeyeni  biz tek bir kelime ile ifade ediyoruz “Saçma”.  Dünya 5 milyar yıldır yaşıyor, biz bunun 20 ’sine, 30′ una bilemediniz 70′ine tanıklık etmişisizdir. Geçmiş bir 700 yıl hakkında da iyi kötü bilgimiz vardır. Ancak 5 milyar yıldan bahsediyoruz. Saçma kelimesini kullanmadan önce 5 milyar yıllık dünya, yaşamına neler sığdığını, dünyanın neler gördüğünü geçirdiğini biraz olsun irdelememiz gerekmez mi? Diyelim ki gerekmez. İşimiz olmaz. Ama bunları araştıranlara, bize fikirler sunanlara, efsanede olsa birşeyler anlatanlara, yol gözterenlere biraz olsun saygı duymamız gerekir. Geçmişten gelen bilgilere bu kadar önyargılı bakmak ve kabullenmemek için direnmek bize birşey kazandıracaksa hep birlikte silelim bütün geçmişimizi. Unutalım dünyanın geçmişini nede olsa hepsi efsane diyelim, masal diyelim. Çocuklarımıza dahi anlatamayacığımız bir masal. Ama kazandırmayacak. Bunlara kulak tıkamamız, hiçbir sebep ve dayanak ortaya koymadan “Saçma” diyerek geçiştirmemiz belkide sadece vicdanımızı rahatlatacak. Ben üzerime düşeni yaptım havası vererek kendimizi kandırmamızı çok daha kolay bir hale getirecek.

Aslında biz böyle değildik. Gün geçtikçe araştırmayan, düşünmeyen bir toplum durumuna geldik. Aslında böyle bir duruma kendi kendimize de gelmedik, getirildik. Biz oyalanırken, eğlenirken, cebelleşirken atı alan üsküdarı geçti bile. Hayatın akışına kendimizi o kadar bıraktığımız için hiçbirşeyin farkına bile varamadık. Karnımız doyuyorsa, yatacak yerimiz de varsa herşeye eyvallah demek prensibimiz oldu artık. Çünkü bunu bulamayanlarda var diye düşünmek de tek tesellimiz.

NASA öyle dedi, NASA bu açıklamayı yaptı, Nasa böyle diyor, siz ne saçmalıyorsunuz…Hiç düşündünüz mü dünyada bir tane daha NASA’nın neden olmadığını? Hiç düşündünüz mü NASA’nın yıllardır Ay ile Mars ile neden ilgilendiğini. Ders kitaplarını güncellemek yeni bilgiler eklemek için ilgilenmiyor emin olun. Ay’a devalarca astronot gönderen NASA bir avuç toprak parçası alamadı da, füze ile Ay’ı bombalayarak mı su aramayı uygun gördü? Nasa diyorsa doğrudur, Edmund, Zetcheria veya Ahmet diyorsa saçmadır diye düşünüyoruz. Zannediyormusunuz ki dünyamızın başına bir felaket gelecek olsa Nasa bunu ilk bize haber verecek. Bizi geçtim zannediyormusunuz ki tüm dünyaya bir basın toplantısıyla duyuracak. Hayır bunların hiçbiri olmayacak.

Artık uyanmamız gerek bu uykumuzdan. Birşeylerin farkında olmalıyız. Gizli kapılar ardında o kadar şey varki gücümüz, yetkimiz, imkanımız yok hepsini anlamaya, fakat düşünerek anlayabileceklerimizi bari, kafa yorarak kavrayabileceklerimiz bari kavrayalım. Önümüz kesmelerine izin vermeyelim, sen şimdilik bununla oyna ben gidiyorum, gelirken sana bak neler getireceğim sözlerine kanmayalım artık. Çünkü vakit kaybediyoruz. Önce değişime kendimizden başlayalım. İstediğimizi kendimiz elde etmeye çalışalım. Çalışalım, araştıralım, okuyalım ve öğrenelim. Biraz bilinçlenelim ve farkında olalım. 2012 gelsin Foton kuşağı gelsin herşey çok güzel olsun diye beklemeyelim, Marduk gelecek zaten sonumuz olacak birçok kişi ölecek diye kaygı duymayalım, yarını bilmesek de koskoca birgün var önümüzde, gelelim bugünü değerlendirelim. Dedelerimiz gaz lambasıyla okul okumaya çalışırken bizim önümüzde sınırsız bir dünya var, internet var bunun farkında olalım. Ben değişirsem herşey değişecek…

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (7) Faydalı (4) İlginç (7) Sıkıcı (3) Saçmalık (3)
Yorum yazın..

2012′ye Doğru İnsanın Uyanışı

Aşağıdaki Makale 2006 yılında manisanur.4t.com adresinde yayınlanmıştır.Sn S. Öztaş makaleyi sitemizle paylaşmış olup,Makale içeriği, 2012 yılına doğru İnsanın Uyanışı,Schumann Rezonansıyla insan beyin dalgalarındaki değişmeler ve gelişmelerdir.

SON DURAK 2012 Mİ?

İnsan beyninin yapısı,ilahi, insani algı ve olguları yaşatabilen kozmik bir teknolojik dizayna sahiptir. Bu harika yapının insanın Rububiyet, Resuliyet, Uluhiyet, Kudsiyet sırlarıyla alakalı imkanlarla donatılmış olmasının sebebi, kozmik insan, yani İNSAN-I KAMİL vasfını taşıdığı içindir. Bu yapı kendisindeki şuur ve düşünce rezonanslarını farklı yaşam boyutlarının yanı sıra içinde var olduğu alemlere ve farklı yaşam formlarına yönlendirebileceği gibi, kendi varlığının asıl gayesi olan kendini bilme olgusunuda taşır. Beyin kendinde bulunan bu olguları tarihler boyunca hep deneyimlemek istemiştir ve deneyimlemiştir. Bilindiği gibi düşünce ve şuur, Kuantsal boyutta bir nevi elektromanyetik rezonanslar olarak işlev görmektedir, yani Evrende var olan yapı ile alakalıdır. Fakat beynin bu yapısı günümüzde çok önemli bir değişime uğramaya hamiledir, Schumann Rezonansı kayıtlarını tutan Merkezlerin verilerine göre, 1980 yılından sonra yapılan Schumann Rezonansı ölçümlerinde, ortalama 7.8 Hertz olan en büyük manyetikalanın frekansının yükseldiği ve 11 Hertz’ in üzerine çıktığı, Ayrıca saniyede 1000′ in üstünde olan Yıldırım ve Şimşek çakmalarının da, saniyede 2000′ ne çıktığı tespit edilmiştir. Yani Tüm Dünyayı çepeçevre saran en büyük Elektro Manyetik Alanın, çok uzun süreden beri sabit olan Frekansı 7.8 Hertz’ den 12 Hertz’ e çıkmış, Aynı zamanda İyonosfer tabakasından Yeryüzüne akan elektrik enerjisi de Toplam olarak eskisinin 2 katına çıkmış bulunmaktadır. İlim, bu artışların kesin nedenlerini açıklayamamakta, Güneşin 11 yıllık periyotlarından kaynaklandığını tahmin etmektedir.
Schumann Rezonansı’ nın 1952 yılında keşfedilerek açıklanmasından çok önce diğer Alman Bilgini Hans BERGER, Beynimizin çeşitli aktivitelere göre, değişik Elektrik Dalgaları yayınladığını keşfetmiş ve “Elektroensefalografi” denen veya kısaca EEG denilen bir aletle beynin çıkardığı değişik elektromanyetik Dalgaları kaydetmiştir.Bunun sonucunda beynimizin yaydığı elektromanyetik dalgaların 5 ana frekansta olduğu tesbit edilmiştir.

Bunlar ;

Delta Dalgaları (1-3 Hertz frekans aralığı) = Derin uyku, bilinçsizlik halinde beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Teta Dalgaları (4-7 Hertz frekans aralığı) = Derin gevşeme, uyuşukluk, hafif uyku halinde beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Alfa Dalgaları (7-11 Hertz frekans aralığı) = Dinlenme halinde iken ve uykudan önceki safhada beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Beta Dalgaları (11-25 Hertz frekans aralığı) = Aktif çalışırken, dikkat ederken, bilgi alıp verirken beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

Gama Dalgaları
(25-60 Hertz frekans aralığı) = Öğrenme, anlama,idrak etme için zihnin zorlandığı sırada beynin çıkardığı elektromanyetik dalgalardır.

İşte son 20 yılda devamlı arttığı tespit edilen Schumann Rezonansı, Akustik Rezonans Yasası gereği, Schumann Rezonansı içinde yaşayan tüm insanları ve canlıları etkileyerek, onların beyinsel olarak yayınladıkları elektromanyetik dalgaların frekanslarını yükseltmektedir. Diğer bir ifadeyle Schumann Rezonansını 12 Hertze yükselmesi demek genel olarak insanların Alfa Dalgaları (7-11 Hertz) frekansından, Beta Dalga (11-25 Hertz) frekansına çıkartılması demektir. Başka bir ifadeyle Bu durum, İnsanların dinlenme hali,uykulu halden uyandırılarak bilinçli hale getirilmesidir. Fakat bu durum aynı zamanda insan beynini dinlenme haline yani meditasyon haline, yani Namazdaki ( SALAT ) haline, yani uykudan önceki uyku ile uyanıklık arasındaki hale, yani (7-11 Hertz) Alfa dalga düşünce boyu haline geçebilmesini imkansızlaştıracaktır. Bununla birlikte ancak dinlenme ( AKL-I MEAD ) haldeki bir beynin aktif düşünce boyutlarının tümünün farkındalığını algılaması söz konusudur. Namespace prefix = 0 düşünce dalga boyutsuzluğu hali,yani beynin tam anlamı ile gevşeme,dinlenme haline ulaşması ( 7-11 Alfa) düşünce dalga titreşim boyutunu terkedişinden sonra imkansız hale gelecektir. Yani sizin anlayacağınız DİN siklüsü dönemi, ( Beta 11-25 Hertz ) düşünce titreşimi dönemine geçildiğinde yani 2012‘de tamamen kapanacaktır gibi görünüyor. Bu olay sanki Semavi dinlerdeki TÖVBE kapılarının kapanması olayını anımsatmaktadır. Yani beşer seviyesindeki ( AKL-I MAAŞ ) ne kadar ibadet ederse etsin ne kadar meditasyon yaparsa yapsın Transandantal hale (dinlenme,gevşeme yani AKL-I MEAD)’a ulaşamayacaktır. Evet 2012′de (Beta 11-25) düşünce dalga titreşim boyutuna Güneş sistemi olarak giriyoruz. Bu durum gelmiş geçmiş ve gelecek olan bütün beşer seviyesindeki (Ruhsal) bireysel şuurların hepsini etkileyecektir, şu an yaşayanlarıda ölmüş olanlarıda etkileyecektir. Daha da açık ifade etmek gerekirse KOZMO İNSAN modeli olmaya namzet insan bir daha asla İNSAN-I KAMİL vasfını, Transandantal boyutta tanıyamayıp ( İNSAN ) adını alamayacaktır. Ne yaparsa yapsın 2012′deki beta boyutuna geçişten sonra daima beşer ( AKL-I MAAŞ ) düşünce frekansında kalacağı için, beşer düşünce boyutunun ilerisinde, ileri zeka seviyesi varlıkları olan CİN ve MELEKlerin düşünce titreşim boyutlarına ( MÜLHİME )’ye şimdikinden çok daha kolayca ulaşılabilecektir. Unutmamalıdır ki bu durum LAHUTİ manada bir kazanım değildir, hatta beşer için çok büyük bir kayıptır. Fakat bazı çevrelerin bu ileri zeka boyutuna geçiş olayını insanlığa bir müjdeyimiş gibi göstermeleri, kendilerinin aslı olan İNSAN-I KAMİL vasfını, ve yine aynı vasfın HAKİKAT-I MUHAMMEDİ oluşunu, yine aynı vasfın ADEMİYET olduğunun, şu anda dahi farkında olmayışlarından kaynaklanmaktadır. İnanç sahibi ve DİN’i hakikiye aşina olanların bu olayı çok iyi değerlendirmeleri gerekir. RESULİYET müessesesinin, İLAHİ teknolojiyi beşer idrakına sunmasının getirisi çok iyi etüd edilmelidir. 2012 ye çok az bir zaman kalmıştır, olan olmuştur ve olacaktır. İnananların egosantrik davranışları bir an önce terk edip bu real durumu yeniden değerlendirip, Transandantal düşünce dalga boyu titreşimlerinde seyredilebilecek olan, görerek biliş ile imajinasyon kazanılması vasfını kazanmaları elzemdir. İMAN görerek elde edilen BASİRETtir, biliştir. İnanmak yeterli değildir. Salat dua ibadet ve meditatif davranışlar düzene sokulmalıdır.

Yazar: S.Öztaş İNSHU

Bu yazı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çok beğendim (13) Faydalı (6) İlginç (5) Sıkıcı (0) Saçmalık (0)
5 Yorum


Sayfa 1 - 212»

Bağlantılar

  • Bursa Bar-Club-Pub Bursa barları, Bursa clup aktiviteleri, Bursa pub iletişim ve adres bilgilerini bulabileceğiniz web sitesi.
  • oyun indirOyun indirmek için ideal bir oyun sitesi.
  • nokiaNokia hakkında arandıklarınız bulmak istedikleriniz.
  • fifa 2010 Fifa 2010 tutkunlarına.
  • Haber Blogu Sosyal medyadan haberin merkezi.