İnternetteki birçok forumda veya gökbilim sitelerinde Anunnaki veya anunnaku denen üstün bir ırkın geçmişinden bahsedilen konular tartışılmaktadır. Aşağıda okuyacağınız Anu anlatıyor isimli yazı diziside Anunnakilerden, daha önce yaşadığı iddia edilen üstün ırklardan, İnsanoğlunun çok eski tarihinden, Nibiru gezegeninden (Marduk) (Belkide Nibiru Savaş Gemisi) bahsetmektedir. Bir arkadaşımızın gönderdiği ve biçok yerde gördüklerinizden daha ayrıntılı olan bu yazı dizisinin kaynağı Jelaila Starr adında bir yazarın 12.Gezegenin Dönüşü adlı kitabıdır. Belki bir bilimkurgu, belki yaşanılmış gerçekler, belkide çocuk masalı olarak nitelendirebileceğiniz Anu Anlatıyor yazı dizisi hakkındaki yorumları sizlere bırakıyoruz.
Anu Anlatıyor Yazı Dizisi -1-
Dünyanın sevgili insanları; size selamlar. Ben sizin ebeveyn ırkınız “Pleaidian”ların bir üyesi olan Anu’yum; daha belirgin ifade etmek gerekirse, Pleaidian savaş yıldızı Nibiru’dan olduğumu söyleyebilirim. Bu evrende yalnız olmadığınızı ve gerçekten de sizi seven ve koruyan bir ırk olduğunu anlamanız için size evreninizin ve gezegeninizin tarihini anlatacağım. Anlatacaklarımın bir noktasında, Jelaila’nın size bazı kitap ve yazar isimleri vermesini sağlayacağım; ama her şeyi başka kaynaklardan kendinizin de araştırmanızı öneririm. Bu ancak kendi kendinize kanıtlayabileceğiniz bir konudur.
Öncelikle biraz kendimden ve insanlarımdan, yani atalarınızdan söz ederek başlamak istiyorum.
Sümer, Mısır ve Babil kültürlerinize ait tarih metinlerinizde benden sıkça söz edilmektedir. Lyran soyundan gelen
safkan bir Pleaidian’ım; diğer bir deyişle, Avyon Kraliyet Soyu’ndan geliyorum. Kraliyet kelimesiyle, İnsan prototipinin DNA sarmalına örnek oluşturması için yaratılmış olan Sananda’nın bir görünümü olan atamız Amelius’tan söz ediyoruz. Irk olarak, sizlere göre çok uzun boyluyuz; boylarımız sizin ölçülerinizle ortalama 3 metre civarındadır. Altın ya da platin sarısı saçlarımız, mavi gözlerimiz, beyaz tenlerimiz vardır. Ben 2.97 metre boyunda, platin sarısı saçlı ve mavi gözlüyüm. Lyra insanları orijinlerinde platin sarısı saçlı, mavi gözlü ve beyaz tenlidir. Bedenlerimizin ve saçlarımızın etrafındaki altın renkli ışık huzmesi, aslan insanlarla ya da bazılarının onlara verdiği isimle, Feline’ ler ile birleşmemiz sırasında ortaya çıkmıştır. Atalarım, Lyran takım yıldızında bulunan Vega yıldız sistemindeki Avyon adlı gezegenden gelmişti. Kurucuların ve Evrensel Ruhsal Hiyerarşi tarafından öngörüldüğü üzere Felineler tarafından tohumlanan ve geliştirilen insan ırkının kökeni Avyon’a dayanır. Aynı zamanda evrenimizin dokuz kurucusundan biri olan Sananda’nın da kendisini Amelius olarak gösterdiği yerdir. Amelius, Avyon gezegenindeki ilk insan bedenindeki ilk ruhtu. Onun soyu, Amelius soyu olarak bilinir; yani Avyon Kraliyet Soyu.
Sizin zamanınıza göre milyonlarca yıl önce, Avyon Kraliyet Soyu, Pleaides’e göç etti ve oraya yerleşti. Samanyolu Galaksisi’ndeki diğer yıldız sistemleriyle kıyaslandığında, gezegenler ve yıldızlar arasında, Pleaides en yenilerdendir. Ailenin babası Devin tarafından yönetilen atalarımız, Pleaides’i dokuz Kurucu’nun yeni evi olarak teslim almışlardı; çünkü orijinal gezegenleri Lyran Avyon yaşanmaz hale gelmişti.
Bizler bağımsız insanlarız. Ama her zaman öyle değildi. Nibiru’nun yaratılmasından önce, kendilerini sadece dişil özelliklerle ifade eden bir ırktık. Nibiru’da yaşamaya başladığımızdan beri, bize bağımsızlık eğilimini getiren eril özelliği deneyimliyoruz. Irk olarak, ikisinin arasında bir denge kurmak için çalışıyoruz; buna entegrasyon aşaması diyebilirsiniz.
Şimdi biraz da Nibiru’nun kendisinden söz etmek istiyorum. Nibiru kızıl renkli, yüzeysel açıdan zengin, güzel bir gezegendir; yeni bir güneş olarak gelişimini başlatan ama uzun, çok uzun zaman önce yaşanan küresel bir felaket yüzünden bu gelişimi duran Jüpiter’e çok benzer. Güç alanımızdaki altın rengi, ona morumsu bir hale kazandırır. Bizler sizin gibi gezegenin yüzeyinde değil, içinde yaşıyoruz. Gezegenimizin dış yüzeyi, sizinkinde bulunmayan bir tür metalden oluşmuş bir tabakayla kaplı. Gezegen/gemimizin etrafını saran koruyu güç alanları, gezegeninizde yaşamış eski kültürlerin – bunlardan biri de Mısır idi – insanlarının sözünü ettiği parlaklığı yaratır. Gezegenimizin etrafındaki halkalar, uzayda yolculuk yapmamızı sağlayan itici gücü oluşturur ve Nibiru’nun etrafındaki parlaklığı güçlendiren de budur. Nibiru, Galaktik Federasyon tarafından barışı korumakla görevli bir savaş yıldızı/gezegen olarak tasarlanmıştı. Amacı, galaksimizdeki farklı ırklar arasındaki uyumu sağlamaktır. Pleaides, galaksimizdeki tüm insan ırkının asıl vatanıdır ve uzun bir süre önce Vega sistemiyle yer değiştirmiştir.
Nibiru, Dünya’dan dört kat daha büyüktür. Kuşaklar boyunca uyum içinde yaşayabilecek birçok ırk ve türü alacak kadar yere sahiptir. Güzel gölleri, denizleri, okyanusları, dağlan ve vadileri vardır; tıpkı Dünya gibi. Aklmıza gelebilecek her tür ağaç ve bitki yetişir. Nibiru, asıl vatanımız olan Avyon’un bir kopyası olarak tasarlanmıştı.
Avyon’un iki güneşi vardı ve bu da gezegeni tropik bir cennete çeviriyordu. Gezegen/gemimizin içindeki ışık yapay olmasına karşın, Nibiru hâlâ yeşil bir cennettir. Gezegenin bizim yaşadığımız iç tarafında yapay gündüz ve gece oluşturulmuştur. Dünya’da gördüğünüz bitkilerin çoğunun tohumları, Nibiru’daki zengin laboratuarlarımızda geliştirilmiştir. Tıpkı sizin gezegeninizde olduğumuz gibi, bizim de şehirlerimiz ve kasabalarımız vardır.
Barışı koruyan bir savaş yıldızı olduğumuzdan, savunma ve keşif gemileri için devasa boyutlarda bakım ve depo
birimlerimiz vardır. Uzay Yolu adlı dizinizdeki Enterprise adlı gemi, amacı göz önüne alındığında Nibiru’ya çok benzer.
Ruhsal açıdan yaklaşırsak, Nibiru’nun dişil eğilimli Pleaidianlar’ın negatifliği deneyimlemesi için büyük bir fırsat sunduğunu söyleyebiliriz. Kolonileri korumak zorunda olmak, bizi negatiflikle karşı karşıya getirdi ve dolayısıyla da korkuyu deneyimleyerek kökenlerini anlamamızı sağladı. Irk olarak, fazla negatiflikle karşılaşmadığımız için durgun bir hale gelmiştik. Negatiftik, ruhsal büyüme açısından büyük önem taşır. Gezegenimizde hiç negatiftik olmadığı için, gelişme de olmuyordu. Bu sorunun çözümü, Nibiru’nun yaratılmasıydı.
Nibiru, evrendeki en üstün teknolojiyle donatılmıştır. Ben henüz çocukken, gezegenin operasyona başlatıldığı o büyük günü anlatmışlardı. Fazlasıyla eğlence, ziyafet ve kutlama vardı. Nibiru, bir savaş yıldızı olmaktan öte önem taşır. Bizim için, ruhsal gelişimimiz için kendimizi fiziksel ortamda ifade edebilmek için bir araçtı. Aynı zamanda yeni evimizdi. Nibiru’nun açılışı, görülmesi gereken bir zamandı.
Atam Niestda, Nibiru’nun ilk hakimi ve kumandanıydı. On yedi kuşak sonra, Galaktik Federasyon üvey ağabeyim Alalu’nun görevini bırakmasını isteyince, Nibiru’nun yönetimi bana verildi. Babamın ölümünden sonra yönetimi devralmış ve soylu bir şekilde görevini sürdürmüştü. İyi bir kumandandı ama o zamanlar artık insanların ve pozisyonunun ihtiyaçlarını karşılayamıyordu.
Alalu, Sürüngenlere karşı verilen bir savaşta karısını ve kızını kaybetmişti. Uzaklaşması gerektiğini hissediyordu. Altın araması için Dünya’ya gönderildi. Bu tür yolculuklardan hoşlanırdı ve karısıyla kızının acısını hafifletmesi açısından yardımcı oldu. Büyük bir savaşta onunla aramda iktidar mücadelesi olduğu konusunda yazılar olduğunu biliyorum ama bu doğru değil. Bunu yapan kişi, torunum Marduk idi. Marduk hakim/kumandan olduktan sonra, tüm yazılı belgeleri değiştirdi.
Sizin zamanınızla M.Ö.2200 yılında Marduk güç kullanarak elimden alana kadar, Nibiru’nun hakimiydim. 480,000 yıl önce gezegeninize ilk kez gelmemden uzun zaman önce yönetmeye başlamıştım. Şimdi kardeşim ve eşim Antu, kızım Ninhursag, oğullarım Enlil ve Enki, ayrıca bir grup aile üyesiyle birlikte Pleaidian ana gemisinde yaşıyorum. Şu anda, zengin laboratuarlarımızın bulunduğu Satürn gezegeninin yörüngesinde 5. boyuttayız.
Bu Pleaidian ana gemisinde Nibiru’dan, diğer gezegenlerden ve galaksilerden gelen ırklar, Dünya ile ilgili İlahi Plan’ın yerine getirilmesi için ortak görevlerini sürdürüyorlar. Bunların birçoğu, siz Dünya insanlarının yıldız tohumlarını veren diğer ırklardır. Ayrıca, yıldız tohumlarının ebeveyn ırklarının bazı temsilcileri de bizimle birliktedir; Dünya’da enkarne olmuş çocuklarına rehberlik vermek amacıyla transfer ruhlar da bu gemidedir.
Dünya üzerindeki insanlarımız aracılığıyla sizinle çalışmak çok heyecanlı bir iş. Onlar Galaktik Federasyon‘un Nibiruan Konseyi’nin elçileri ve aynı zamanda da “Avyonian”lar olarak bilinmektedir. Aranızda enkarne olmuş bu çok sayıdaki elçiler, gerçek atalarınızla ilgili bilgileri yaymakta, sizler 3. Boyut gerçekliğindeki son sahneyi oynamaya hazırlanırken, bizim getirdiğimizi yardımla ilgili güzel haberi vermektedirler. Yalanda bu büyük oyunu bitirecek ve 5. Boyut gerçekliğine geçerek yeniden bizlere katılacaksınız. Çoğumuz 5. ve daha yüksek boyutlarda yaşamamıza karşın, şimdi Nibiru 4. Boyut’tadır. Pleaidian ana gemisindeki bizler ise 9. Boyut kanalıyla 6. Boyut’tayız ve bu zamanda enkarne olduk.
Ben, Galaktik Federasyon’un Nibiruan Konseyi’nin 6. Boyut Bölümü’nün başıyım. Şu anda en önemli görevimiz, adına “DNA Kodlaması ve Yeniden Bağlantı” süreçte insanlığa yardımcı olmaktır ama aynı zamanda evreninizin ve gezegeninizin tarihini öğrenmeniz için de çalışıyoruz. Bu süreçte, Dünya Ruhsal Hiyerarşisi’nin Christos Ofisi ile de çalışıyoruz. Biraz sonra bu konuda biraz daha bilgi vereceğim. Nibiruan Konseyi, oldukça büyük, çok katmanlıdır ve Dünya’nın yanı sıra gezegeninizdeki diğer gezegenlere de yardım sağlar. Birçok galaksiden ve yıldız sistemlerinden gelen varlıklarla birlikte çalışıyoruz.
Şu anda rehber ırkımız olan ve Sirius A’da yaşayan Felineler ile yakın bağlantıdayız. Buna Sirian/Pleaidian İttifakı deniyor. Sözünü ettiğim bu DNA Kodlaması üzerinde birlikte çalışıyoruz. Size ebeveynlik etmemizin dışında, aynı zamanda tarihinizle ilgili yeterince bilgi almanızı da sağlıyoruz. Felineler, astral bedenlerinizdeki DNA implantasyonunu ayarlıyor ve eterik bedenlerinizdeki on iki sarmallı DNA liflerini endokrin sisteminize yerleştiriyorlar. Christos Sirianları Dünya üzerinde Yeniden Kodlama sürecine girmeye hazır olanlara ulaşabilmemiz için bize yardım ediyorlar. Bu kişilerin rehberleriyle birlikte çalışıyor, süreç için temizliğin ve arınmanın sağlanmasına uğraşıyorlar.
Şimdi, evreninizin tarihini sizlerle paylaşmak için birlikte bir zaman yolculuğuna çıkmamızı öneriyorum.
Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
Ece Bostancı
Mayıs 29th, 2010 on 23:33
Bune yaa bunun kaynagi nedir hangi akli basinda bir adam yazmistir
Mayıs 31st, 2010 on 00:38
Jelaila Starr adında bir yazarın 12.Gezegenin Dönüşü adlı kitabıdır Denmiş ama hiç beğenmedim, yazanda pek aklı başında değil galiba
Haziran 1st, 2010 on 22:54
ANU KIM KARDESIM PUTPEREST FILANMisini??
Haziran 4th, 2010 on 21:31
ya ben inanirim bu gibi seyler uydurulacak bir hikayeye benzemiyor hepsi aslinda mantikli cünkü bizlerin dünyada kolonilestigimiz zaman önce nsistematik bir yasaya ihtiyac duyuldu bir tanri olmaliydi bu düzenin bir patronu ciragi ve anayasa kitabi olmali idi cünkü insanlar buna inansin ve korkuya kapilip hadlerini acmamasi saglandi ve insanogluna bu gibi bilgiler empoze edilerek gerceklere ulasmasi engellendi bence dogru bu olaylar
Haziran 14th, 2010 on 02:40
Cevap SERKAN:
Say ki putperest… Ya da say ki ateist..! Ne yapıcaksın..?! Senin inandığın Tanrı’ya (ya da hiç bir yaratıcıya) inanmıyor diye onu dışlayacak mısın..?! Sen kabul etsen de, etmesen de o var olmaya ve de inandığı şeyleri yazmaya ve deklare etmeye devam edecek..! Yani, kendince önemli olduğunu düşündüğü bir şey yapıyor. Peki, sen kendi İNANCIN İÇİN ne yapıyorsun Serkan; insanları ya da inançsızlıkları konusunda etiketlemekten başka..???!!!
)
Haziran 14th, 2010 on 02:56
Cevap admin:
Neden böyle bir etkilemeye gerek duydun sevgili Admin..?! Senin düşüncelerine ya da inançlarına ters düştüğü için mi..?! Bir de şöyle düşünmeyi dene istersen; o, senin yöneticiliğini yaptığın bu siteyi kendince değerli bulup, düşüncelerini burada yazarak paylaşmayı uygun görmüş. Yani, senin emeğinin bir ürünü olan bu siteye katkıda bulunmuş. Bu bağlamda ona (ve de yazma zahmetinde bulunan diğer herkese) minnettar olman gerekir, bu sitenin üst düzey yöneticisi olman sıfatıyla..!
“Yok arkadaş, ben abuk sabuk yazan hiç kimseye minnettar filan olamam, bana ters” diyorsan eğer; o zaman da sitenin en tepesindeki banner’in altına bir yerlere kocaman fontlarla “BU SİTEDE BENİM DÜŞÜNCE VE İNANÇLARIMA TERS DÜŞEN HİÇ BİR YAZI YAZILAMAZ, YAZILSA DA YAYINLANAMAZ… O KADAR” diye bir ibare koyarsın, olur biter..!!!
Haziran 14th, 2010 on 22:20
Cevap Nenu Rah Khan: Sayın Kahn siz nasıl düşüncenizi açık niyetlilikle yazabiliyorsanız bende o şekilde yazıyorum, beğenmek veya beğenmemek benim düşüncemdir, bende sizin yorumlarınızdan etkileniyorumi bir başkasıda benim yorumlarımdan etkilenebilir, beğenmez, eleştirebilir. Burada Yorum, düşünce, inanç vs şeylere bi kısıtlama getirilmiyor takdir edersiniz ki. Elbetteki sizin yorumlarınız da değerli bizim için.
Haziran 14th, 2010 on 23:54
Cevap admin:
Teşekkür ederim; olması gereken de, her türlü özgür düşünceye açık bir sitenin yönetici admin’ine yakışan da budur zaten..!
Bu arada benim yazımımda tamamen dikkatsizliğimden kaynaklanan bir karışıklık olmuş ve “etiketleme” sözcüğünü yanlışlıkla “etkileme” olarak yazmışım. Sanırım, bundan dolayı bir anlam ve algı karmaşasına sebebiyet vermişim; bundan dolayı ayrıca özür dilerim.
İnsanlararası paylaşımlarda etkileme ya da etkilenme son derece normal bir şeydir, dahası paylaşım kavramının bir anlamda doğasıdır bu..!
Ama özgür düşüncelerinden, ya da sahip oldukları inanç ve değer sistemlerinden dolayı, onları (sırf kendimizinkilere uymuyor diye) “aklı başında değil”, ya da “çatlak”, “deli”, “arızalı” vs. gibi yakıştırmalarla etiketlemek de hoş bir durum değil. Belirtmek istediğim buydu, sizin söyleminize dair..!
İlginiz için tekrar teşekkürler. Ayrıca, sevgi ve saygılar, sitede emeği geçen herkese..!
Haziran 15th, 2010 on 10:02
salak saçma bişey aptalların beynini yıkamak ve kendilerince yeni bir çağ başlatmak inanalar nasıl inanır bilinmez
Haziran 16th, 2010 on 00:34
akla olmadık fikirler sokmak şeytanın işi..fikrin peşinden gitmek sizin işiniz..Yüce yaratıcının kitabında kuranı kerimde yazmış yüce mevlam herşeyi onlara inanmazsın. aklına zaaflık bürümüş kim olduğu belli olmayan insanların yazdıklarına inanırsın.bu adama bunları anlatan bilmem nerenin eski komutanıda iyi anlaşmış bu kitabı yazan arkaddaşla.bu uzaylılar hepsi iniglizce biliyo sanırım:D:D:
Eylül 26th, 2010 on 01:49
NİBİRUANLAR VARDIR VE VAR OLACAKLARDIR
ONLARI, SEVGİ VE MERHAMET DUYGULARINDAN FARK EDECEKSİNİZ
NİBİRU BARIŞ KOMUTANI ANU, DÜNYAYI KORUYAN POZİTİF IRKIN LİDERİDİR.
SEVGİLER
Kasım 20th, 2010 on 02:08
Ben Enki nin ve Anu nun sürüngen ırkından olduğunu düşünüyorum hatta Anu Anunnaki lerin monarşik düzendeki kralı hatta bu sürüngen anunnakiler Draconian olan (Dragon kelimesi bunlardan gelir en büyük sürüngen demek) evrenin en antik sürüngen ırkından türemiş olduklarını düşünüyorum ama bu yazıda yazanlarıda öğrenip araştırmalara katmakta fayda var
Aralık 15th, 2010 on 17:30
çok güzel,hatta süper,21aralık2012′yi bekliyorum.
yeter artık,bu kirletilmiş dünya’daki yalancıların
yalanı meydana çıksın.
Aralık 21st, 2010 on 19:32
sümer yazıtlarında her şey yaziyor, tableti yazan yaw bu gün tablete bi bilimkurgu roman döktüreyim diye civilemedi herhalde.okulda okudugumuz gılgamışı destan diye bize kakalıyorlar, gercekler destan ögretmenim mestan.bide allah ne kadar fikir degiştiriyor,
kitap gönderiyo bakıyo olmuyo başka bi kitap yolluyo oda olmuyo al bi kitap daha ulen buda olmadi galiba, alın size bu son baskı bakmışız bir kütüphanemiz olmuş, sonrada insanlar birbirine düşman olmuuuşş.herşeyi bilen allah,god,manitu,buddha,yehova bunu bilememiş.
Aralık 23rd, 2010 on 07:20
veeee,
bundan sonra kitap mitap yazmıcam ulen,
beni hiç anlamadınız yazıklar olsun size,
ortam iyice karıştı hadi bana eyvallah
diyerek evrenin derinliklerine karışmıştır.
kendisinden o günden beri haber alınamamaktadır.
ammaaa velakin ne mutluki öbür tarafa gidip gelmiş herşeyi görmüş cehenneden zor kurtulan din alimlerimiz sayesinde bilgi akışı devam etmekteedüüüür
Ocak 3rd, 2011 on 11:14
geç sen daldanı geç, öbür tarafta kazığa oturttuklarında da geçersin dalganı..
Ocak 5th, 2011 on 02:19
kazığa oturup gelen arkadaşım dünyada da atını sağlam kazığa bağlamıştır tarih de
kazıklı voyvoda olarak nam salmıştır
Haziran 19th, 2011 on 12:48
Hepinizin seviyesi cok dusuk. Gecmisinizi tam cozmeden gelecegi cozmek istiyorsunuz. Bu Dunyada okyanusun en karanlik yerini daha cozemeden uzayin haritasini cikarmaya benziyor…
Ağustos 10th, 2011 on 01:00
İyi geceler diliyorum. Çok güzel bir yazı ancak hepsi bu kadar mıdır? Devamı yok mudur?
Saygılarımla.
Ağustos 27th, 2011 on 22:37
Adam önce satürnün halkasında 5. boyutta yaşıyoz demiş sonra alt satırda 9. boyut kanalıyla 6. boyutta yaşıyoz demiş karar ver 5. boyutta mı yaşıyon 6. boyutta mı?
Bizim insanlarımız demiş ilk satırda madem insan deilsin neden insanlarımız diyon?
Bunu yazanın insan olduğu belli!!!
Eylül 24th, 2011 on 22:00
yahu sizin mantiginiza ters olan hersey sizin icin putperest oluyor neyse az kaldi ogreneceksiniz sizde 4. v e 5. boyuta gectigimizde foton kusagina girerken o zaman anlarsiniz putperest kimmis
Ekim 3rd, 2011 on 22:52
Valla fotonu moton’u bilmem, ama olan bir şey varsa oda hepimizin öldüğümüzde gök gözlü münker ve nekir’i gördüğümüz deki 3,5 boyutu
Ocak 1st, 2012 on 21:45
islamdan ve cehaletten nefret ediyorum…
Ocak 2nd, 2012 on 20:35
“ey muhammed,sen de ki;
ben sadece apaçık bir tebliğ için seçilmiş bir elçiyim.
benim,”yüce gökler meclisi”nde nelerin tartışılıp-görüşüldüğünden bir haberim yoktur” (kuran)
bu mesajım yorumsuzdur.
Kuran’ı,”Allah,elbet birşeyler demek istiyordur ama ben anlamam” diyenlere-yada,O2nu hakkıyla hiç okumadan iman ettik diyenlere…