ANU ANLATIYOR YAZI DİZİSİ -4-
İnsanlar
İnsan ırkı, Lyran Takım Yıldızı‘ndaki Vegan Yıldız Sistemi‘nin Avyon adlı gezegeninde gelişmiştir. Daha önce de sözünü ettiğim gibi, İnsanlar, Felineler’in görünümünde yaratılmıştır. Onlara Sürüngenler’inkinden farklı bir yaratılış miti verilmiştir. İnsan yaratılış miti, insanlar’ın da istedikleri gezegeni ya da yıldızı kolonileştirebileceğini ama eğer başka bir ırkla karşılaşırlarsa, onlarla barış anlaşması yaparak uyum içinde yaşamaları gerektiğini söyler.
Hem Sürüngenler hem de İnsanlar, saf bir DNA lifi taşırlar. Bunlar, Kraliyet Soyları’dır. Sürüngenler’in Kraliyet Soyu, Aln Soyu’dur. İnsanlar’ın Kraliyet Soyu ise Avyon Soyu’dur.
Bu dört temel ırkın geçmişleriyle ilgili bazı bilgilere sahip olduğunuza göre, şimdi devam edebiliriz. Öncelikle, Felineler’in insan ırkını yaratmaya hazır olduğu zamandan başlayalım. Bu dönemde Felineler’in, Sürüngenleri çoktan yaratmış olduklarını ve onların da yıldız gemileri yapacak düzeye geldiklerini tekrar hatırlayalım.
Felineler, yeni İnsan ırkının yaratılışı için Avyon’da tohum çalışmalarına başladılar. İnsanlar öncelikle okyanusta başladı ve sonradan karaya çıktı. Darwin adlı bilim adamınız insanların okyanusta ortaya çıktığını söylediğinde, haklıydı. Okyanus primatlığı aşamasındayken, Felineler bu primatların büyük bölümünü alıp iki ayaklı insan haline getirdi. Geride kalan primatlar, yani balinalar ve yunuslar, Avyon’un biyosferini korumak üzere suda bırakıldı. Biyosferin korunması, yaşam olan herhangi bir gezegen için hayati önem taşır.
Avyon insanları uzay yolculuğu yapabilecek seviyeye ulaştıklarında, Lyran takım yıldızındaki başka bir gezegeni kolonileştirdiler. Bu gezegene “Avalon” adını verdiler. Yeni koloni, dişil odaklı bir toplum oluşturdu. Bir süre sonra Sürüngenler geldiler ve eril odaklı toplum yapılarıyla birlikte üstün teknolojilerini de beraberlerinde getirdiler. Bu iyiydi, çünkü kutup entegrasyonu için ilk fırsatı sunmuştu. Ne yazık ki, yeterince ruhsal bilgi ve deneyim olmadığı için, sonunda anlaşmazlık ve çatışma ortaya çıktı. Bunu açıklayayım.
İnsanların Avyon’dan dışarı yolculuk edebildiklerini gördüklerinde, Sürüngenler tehdit edildiklerini hissettiler. Ya İnsanlar tüm galaksinin kontrolünü ele geçirirlerse ne olacaktı? O zaman Sürüngenler nerede yaşayacaktı? Kendi kafalarında, bunun durdurulması gerektiğine karar verdiler. Başlangıçta, Sürüngenler ve İnsanlar arasında açık bir mücadele olmadı. Bu Sürüngenlerin tarzı değildi. Bunun yerine, Sürüngenler her zamanki yollarını tercih ettiler. Koloninin içine sızmaya ve insanlar arasında uyumsuzluk yaratmaya başladılar; aynı zamanda kendi teknolojilerini sunarak, İnsanlar’ın güvenini ve dostluğunu kazandılar. Bu, teknolojik açıdan gelişmek isteyenlerle ruhsal açıdan gelişmek isteyenler arasında bir ayırım yarattı. Bu ayırım, bir iç savaşa yol açtı ve bu noktada Sürüngenler eril enerjiyi savunan kolonicilerin tarafına geçti; mücadele neredeyse tüm koloninin ve gezegenin yok olmasıyla sonuçlanıyordu. Tarih kitaplarınıza bakarsanız, gezegeninizdeki savaşlarda da Sürüngenlerin etkilerini ve taktiklerini görebilirsiniz; önce ikilik yaratacak tohumlar ekerler ve sonra yıkıma yol açacak şekilde taraf seçerler. Avalon kolonisinin neredeyse yok olmanın eşiğine gelmesinden sonra, Kurucular buradaki İnsanları Sirius B’ye taşımaya karar verdiler; ama bu kez gelişim süreçlerinde Sürüngenlerin karışmasına izin verilmeyecekti. Bu plan kısmen başarılı oldu. Ortaya çıkan şey, şimdi Sirian İnsanları olan ırkın arasında bir bölünmeydi. Kendilerini ruhsal gelişime ve dişil odaklı Lyran yaşam tarzına adamış olan eterik (fizik dışı) insan grubu, yani Eterik Sirianlar, buna devam ettiler. Bu grubun lideri, Amelius’tan başkası değildi. Sirian İnsanları’nın geri kalanı, fiziksel durumlarını korumaya karar verdiler. Fiziksel durumdakiler, eril odaklı Fiziksel Sirianlar denen insanlardı. Kurucular ve Ruhsal Hiyerarşiler, Kutup Entegrasyonu’nun devam etmesi için, yine bu insanların yeni yerlere götürülmesi gerektiğine karar verdi. Bu kez, Orion Takım Yıldızı’ndaki Aln ve Tiamat gezegenleri seçildi. Fiziksel Sirianlar eril odaklı olduklarından, Sürüngenlerin evi olan Aln’a gönderildi ve kısmen Sürüngenlerin arka bahçesinde yeni bir koloni kurmaları sağlandı. Bu grup, Orion İnsanları haline geldi. Bu adımın, kendilerini ve eril taraflarını daha iyi anlamalarını sağlayacağı umuluyordu. Ama bu durum Sürüngenleri hiç memnun etmedi ve savaşın tekrar başlayıp Alnian kolonisinin neredeyse yok oluşun eşiğine gelmesi çok sürmedi. İnsan koloniciler, Sürüngenler tarafından köleleştirildi.
Zaman içinde Alnian kolonisi yeniden kuruldu ve entegrasyon oyunu devam etti ama şimdi oyunda yeni bir grup daha vardı; Karanlık Birlik. Karanlık Birlik, kendilerini köleleştiren Sürüngenlere karşı bir direniş hareketi olarak Orion İnsanları’nın arasından başladı. Daha sonra, Karanlık Birlik’ten bir grup insan kaçtı ve yeni bir başlangıç yapmak için Tiamat’a geldi. Sirius B’den gelen Eterik Sirianlar, Tiamat’ı yeni evleri olarak almışlardı. Eterik Sirianlar, gezegenin koruyuculuğu görevlerine devam edebilmek için, yine fiziksel hale gelmek zorundaydılar. Felineler bu ihtiyacın karşılanması için yine yardım etti. Eterik Sirianlar geldiklerinde, yeni gezegen koruyucusu ırkı okyanus primatları olarak bulmuştu. Eterik Sirianlar bu yeni ırkın koruyuculuğu görevini aldı ve gelecekteki fiziksel araçlarına sevgiyle bakarak, ruhsal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşıladı. Eterik Sirianlar’dan bazıları zamanlarım gezegendeki hayvanların vücutları içinde geçirmeye başlayana kadar hayat böyle devam etti. Bu durum, bir süre sonra diğer Eterik Sirianlar için gerçek bir endişe haline geldi. Düşüncenin gerçekleştiğini biliyorlardı ve eğer kardeşleri zamanlarını o bedenlerin içinde geçirmeye devam ederlerse, zaman içinde eterik olduklarım unutarak fiziksel durumda sıkışıp kalacaklarını anlıyorlardı. Dünya’daki İnsanlık da aynı durumu yaşadı. Dünya’daki İnsanlar, fiziksel bedenlerin içinde yaşayan ruhlar olduklarını unuttular. Bunun yerine, ruhu olan fiziksel bedenler olduklarına inanmaya başladılar. İşte Eterik Sirianlar’ın başına gelen buydu.
Kozmik Özgür İrade Yasası’na göre, diğer Eterik Sirianlar kardeşlerini durduramazlardı. Bu yüzden, durumu düzeltmek için bir plan yapıldı. Eterik Sirianlar’ın bir bölümü Christos Sirianları olacak ve Christos Ofisi’ni oluşturacaklardı. Bu grup, gezegenin Ruhsal Hiyerarşisi’ne eklenecek ve kardeşlerinin (Dünya Sirianlan) hayvan bedenlerinden kurtarılması için çalışacaklardı. Bu planın tamamlanması da birçok galaktik plan gibi, milyonlarca yıl sürecekti.
Şimdi Sürüngenlere geri dönelim. Sürüngenler, yeni bir gezegenin yaşam sunmaya hazır olduğunu duymuşlardı. Bunun kendi doğal hakları olduğuna inandıklarından, kolonileştirmek için Tiamat’a doğru yola çıktılar. Oraya ulaştıklarında, Eterik Sirianlar tarafından izlenen insan primatlarının başlattığı uygarlıkları gördüler. Kurucular, Sürüngenlerin Tiamat’ı kolonileştirmesine izin verdiler, çünkü bunun kutup entegrasyonunda başarı kazanılmasını sağlayacağma inanıyorlardı. Eterik Sirianlar, onları yumuşatmayı ve yaratılış mitlerinden kurtulacaklarını umarak, Sürüngenlere pozitif enerji göndermeye başladılar. Eğer bu başarılırsa, Sürüngenler ve insan primatları, uyum içinde yaşamayı başarabilirlerdi. Bir süre için bunu başardılar.
Sürüngenlerin gelişinden kısa bir süre sonra, Amelius, Devin’in Lyran Avyon’daki evinden ayrılmasını ve insan primatlarının DNA’larına katkıda bulunmak için Tiamat’a gitmesini istedi. Amelius Kraliyet Soyu, evrendeki tek saf insan DNA’sına sahipti ve gelecekteki DNA gelişimlerinin korunması için diğerlerinden ayrı tutulması gerekiyordu. Bu gelişim, şimdi İnsan ırkını Sürüngenlere daha eşit bir hale getirecekti. Teknolojik açıdan hâlâ gelişmemiş olmalarına karşm, ruhsal açıdan daha ilerideydiler ve ruhsal olgunluk, kutup entegrasyonunu tamamlamak isteyen bir ırk için vazgeçilmez özelliklerden biriydi
Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
Ece Bostancı
Haziran 1st, 2010 on 22:46
KARDESIM SIZ HANGI DINE MENSUPSUNUZ YA BU NE SORABILIRMIYIM INSANLARIN KAFASINI NEDEN KARISTIRIYONUZ
Haziran 1st, 2010 on 23:00
YA KARDEŞİM KİTABINI ÇIKARSANIZA BUNUN VALLAHİ ÇOK TUTAR DİYE DÜŞÜNÜYOM BEST SELLER OLURSUNUZ DÜNYADA HATTA SİRİUSTA HATTA ORİON TAKIM YILDIZINDA KİTAPLARINIZ KAPIŞ KAPIŞ GİDER DÜNYANIN BÜYÜK ROMANCILARI ELİNİZE SU DÖKEMEZ NE DİYEM ARTIK SİZ BİR GALAKTİK YAZARSINIZ GALAKSİNİN TEK YAZARI NOBELDE NEYMİŞ SİZE YENİ BİR ÖDÜLDE İCAT EDERLER ARTIK GALAKSİLER ARASI YAZARLIK ÖDÜLÜ FALAN GİBİ TUTTUM KİTABINIZIYAZILARINIZI NOLUR LÜTFEN RİCA EDİYOM KİTABI PAHALIYA SATMAYIN ALAMAM YOKSA SİZE KATKI SAĞLAMAMIŞ OLURUM GİDER KORSAN ALIRIM SİZDE ÜZÜLÜRSÜNÜZ BENDNE SÖYLEMESİ SONRA GALAKSİLER ARASI BİR SAVAŞ ÇIKAR MAZALLAH İŞTE BİZİM ADAMIMIZIN KİTABININ KORSANINI DÜNYADA SATIYOLAR DİYE SAVAŞ ÇIKAR SAKN BU SAVAŞTA 2012TE ÇIKMASIN
Haziran 1st, 2010 on 23:05
ya Allah tan başka rab yok ilah yok anlamadınmızmı bunu eğer dünyayı bir çok tanrı yaratsaydı haşa şuan kargaşa ve karmaşa olurdu sirius ne orion ne bu resmen putperestlik gelin islam ahlakında birleşin
Haziran 2nd, 2010 on 02:39
Dostum bu tepkileri hakedecek kadar var yazılar. Ama bizimle bir alakası yok. Baştan okumadın heralde, yazılar İlgili yazarın belki hayal ürünü belki bilimkurgu senaryosu belki inancı bilemiyorum. Elhamdülillah müslümanız bizde. Devamı var bunların ancak yayınlamayacağım sonrasını…
Haziran 4th, 2010 on 22:55
serkan kardeşimiz hemencecik yorumu bir güzel yapmış birde allahtan başka rab yokmu deyişide byagı hoşuma gitti.ne diyelim onun yolunamı girelim şimdi. bir rabın peşinden gitmekmi iyidir yoksa bilimsel verilerin peşindenmi bunuda iyi düşünmek gerekecektir….
Haziran 10th, 2010 on 18:27
Bence hepsi doğru,evren içre evrenler ,gibi.Bizim amacımız,şimdi bütünleşip birleşebilmek,bunun için çalışmalı gayret etmeliyiz.Herkesi herşeyi koşulsuz şartsız sevmeliyiz hatta sürüngenleri de ,bu evrende herkesin bir görevi var,oyunumuz inşallah çok başarılı olur yeryüzünde cennetimizi yaratır orada hep birlikte yaşarız.herşey sevgidir.
sevgiyle kalın
Temmuz 15th, 2010 on 01:02
BANA İSPAT EDEBİLİRMİSİN YAZIDKLARINI HAYIR PEKİ NİYE İNANMAK İSTİYORUZ YADA NEDEN GÖRMEDİGİMİZ ŞEYLERE İNANIYORUZ ÜZERİNE DİNLER İNŞA EDİP SONRA ANLATILAN BAŞKA BİR ŞACMALIGA İNANMIYORUZ NEDEN NEDEN İŞTE ARADIGIMIZ SORU NUN ACEVABI NEDEN.
Temmuz 19th, 2010 on 12:30
Lyran ve Vegan tkm yıldızında gelişmiş insan ırkı Pess.. sonra Avyon insanları uzay yolculuğu yapabilecek seviyeye ulaşmıs yeni koloni kurmuslar ee peesss yanı bızı uzaylılar yarattı peki onları kim yarattı ? yazarın ne genış bi hayal dünyası varmıs okadar ınandırıcı sallamışki bı an ınsan acabamı diyor tebessüm ederek
Yazar belki ALLAH bizi ilk bu yıldızlarda yaratttı dıyerek konuya girse neden olmasın dıyesı gelıyor ınsanın.Hem ALLAH’a inanmak okadar basittir ilk once hissetmek sonra görmekttir.Sadece zaman ve mekanın olmadıgını ,sen yokkeen O’nun hep oldugunu düşün beyin salteri anında indirir aşırı yuklemeden ilerisini goremezsın düşünemezsin bunun nedeni ALLAH’ın büyüklüğünü bize verilen bu muazzam mukemmel beyinlerle bile anlayamayacağımız gerçeğidir (: Dunya dışı yasam elbette var birgün geldiklerinde eğer bize ALLAH’hın varlığından bahsederlerse ne yapacak bu ve bunun gibi insanlar bakarsın bızde olup da onlarda olmayan bişeyler vardır belkide onlara biz öğretiriz inanç ile ilgili bişeyler zekiler tmmda okadar ezik görmeyelim insanoğlunu dimi daha beynimizin %100nü calıştıramıyoruz (:sevgiler…
Şubat 7th, 2011 on 15:14
Tuncay gümüş arkadaşımızın yorumunu pek anlamış değilim. kendisi bilim adamımıdır yoksa Hak ka inanan birimidir bilemedim şimdi. ama şunu söyleyebilirim kimse peşinden sürüklemiyo insanları. Hale arkadaşımızda poliannacılığı seven birisi.cennete inanıyo ama bizi uzaylılar yaratmışada doğru diyor.
Eylül 16th, 2011 on 16:28
İnsan ırkı kendi türünden olanları tanrı yapınca bu hayallere sapıyor ve buna özelliğini yitirmeden paranoid sizofren diyor
Kasım 18th, 2011 on 16:59
Abi bir kere Evrende ”DÜNYA BENZERİ” gezegen çokk ama çoookk küçük bir olasılık. Bir dizi sıra-dışı oluşun birbirini tetiklemesiyle meydana gelen bir İSTİSNAYIZ! Bu gerçeği artık birçok Bilim İnsanı kabul etmek durumunda kalıyor. Drakenin APTAL rakamları artık masal kadar basit ve ciddiye alınacak bir tarafı yok. Şimdi bu durumda bizim SAMANYOLU GALAKSİMİZDE bile Dünya benzeri gezegenlerin sayısı taş çatlasın 100 dür! Bilim İnsanları uzayı defalarca taramasına rağmen Dünya benzeri karmaşık yaşamı destekleyen gezegenleri işte bu yüzden bulamıyor
Buraya kadar ne oranda NADİR olduğumuzu görüyoruz… Bunun bir de UZAYDA YOLCULUK komedisi var
Sanki Hasan Dayı kamyonla yolculuk yapıyormuş gibide anlatmıyorlarmı ben çıldırıyorum!! Bu kadar Bilimin kanunları, Doğanın Yasaları gibi konularda CAHİL olunabilir ancak!! Uzaysal felaketlerden tutunda, Mesafenin uzaklığına, Yaşam Gezegenlerinin azlığına, Teknolojik gelişimin pamuk ipliğine bağlı oluşuna…. Bu kadar şeyden sonra uzayda yolculuk yapmak çoooooookkkk ama çoookkk küçük bir olasılık. Bu kadar şeyden sonra dönüp yukarda anlatılanları kabul etmek için gerçekten müthiş derecede BİLGİSİZ olmak lazım. Hala Peri masallarına inanmak kadar komik bir durum bu
)) Ayrıca diğer Türler bu kadar İSTİSNA biz gezegene varsaysalımki geldi, bu durumda Dünya şimdiki gibi olmazdı çünkü şimdiki gibi BİZLER burda olmazdık. Hadi diyelim bizler onlarız yahu o zaman neden Bilim UZAYDA YOLCULUK yapacak kıvamda değil? Bu ABD de doğan bir çocuğun TAŞ DEVRİNE göre yaşaması, Kültürek yapısının TAŞ DEVRİ seviyesinde olması lazım. Yani NESİLDEN NESİLE aktarılan bu kadar bilgi ŞAKA mıydı? Yani abi lütfen bu kadar saçma şeyleri artık ciddiye alıp, onlara papuç bırakmayın. İnanın bunların hepsi SAFSATA bir grup uyanığın dikkatleri üzerine çekmek için oluşturduğu safsata!! Bu yoldan TANRILARIN ARABALARINI yazan pek muhterem şahıs şimdi paraya para demiyor!!! Varın gerisini artık siz düşünün