Foton Kuşağına Hazırlanın !
21 Aralık 2012 Tarihi’nde Dünyamızın içine girmesi beklenen Foton Kuşağına ruhsal ve bedensel olarak hazırlanmak gerekiyor. Bu hazırlıkları ise şu şekilde sıralayabiliriz:
* Doğal enerji akımlarınıza ve biyoritminize müdahele eden tüm elektromanyetik araçları azaltarak,
* Çevrenizdeki tüm sentetik giyim, beslenme ve kimyasalların yerine doğal kumaşlar, sağlıklı vejetaryen besinler ve organik maddeler koyarak;
* bilinçli düşünceleriniz, dua ve meditasyonlarınız -ve kutsal geometrik formların uygulanması- aracılığı ile hücresel seviyede arındırılmış su içerek;
* Dağa ile uyumlu, en iyi havaya ve toprağa sahip çevreler seçerek;
* Her bir hücresel birimin aydınlanması için evrensel enerji içinde nefes alırken bedenlerinizin dinç kalması için egzersiz yaparak.
* Meditasyon ve düzenli nefes alıp vererek;
*Bilinçli olarak intikam yerine bağışlayıcılığı, yargı yerine hoşgörüyü, nefret yerine sevgiyi, korku yerine güveni seçerek;
* Koşulsuzca severek, koşulsuzca sevgiye teslim olarak;
* Duygularınızı, iyileştirmeleri için kalp merkezlerine ve dünyaya bırakmadan önce onları bilincin ışığına çıkarak yüzleşip, kabullenerek;
* Doğada zaman geçirerek, hayvanları severek, temiz havayı içinize çekerek, ağaçların ve çiçeklerin, cennetin bahçesinin armağanlarının ihtişamında nefes alarak;
*Güzelliği arayarak ve dünyanızda doğru olan her şeyi kutlamak için zaman ayırarak;
* Sizi negatif düşünce ve eylemleriyle sınırlamaya çalışanların düşün titreşimlerinden kaçınarak;
*Tüm düşünce ve eylemlerinizde, en yüce iyiliğe hizmet etmeye niyet ederek.
Foton kuşağına gireceğimize ya da büyük bir değişim yaşayacağımıza inansakta, inanmasakta; bu bahsedilenleri yapmak çok işimize yarayacaktır. Hem daha iyi niyetli bir insan olabilmemize, hem de sağlıklı bir bedene sahip olabilmemize faydası muhakkak olacaktır.
Yazar: Onur Arslan

Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
İlkay Alkan
Nisan 1st, 2010 on 17:23
Bunları yapabilmemiz çok zor, her insan kendine amaç edinip bunları yapsa zaten dünya kurtulur. Ama öyle bir ihtimal yok, Neden yok? Çünkü kafamız rahat değil, zar zor geçiniyoruz, işte çalışırken koştururken geçirdiğimiz zamanı egzersiz olarak düşünüyoruz, eve gelip ölü gibi yattığımızda meditasyon oluyor, tek pozitif düşüncemiz yemek yemek, sevmekten korkuyoruz masraf çıkar diye, sevilmekten de korkuyoruz selam verdim borçlu çıkarım diye, zor zorr tüm bunlar çok zor
Nisan 2nd, 2010 on 15:10
Erteleye erteleye yapamaz olduk zaten. Bir ucundan başlayıp gerçekleştirme ihtimali var bir de. Evet bu dünya bizlerin şuan görüldüğü gibi hevesini de kırmış durumda. Ortada bir enerji var, bunu harekete geçirip o hevese kavuşmak lazım. Düşünmüyorum bunları yapmanın vakit ayırılamayacak bir olay olduğuna. Evet en zor yapılacak zamanlar, ama en gerekli olan zamanlar. Güzel bir değişim,çok güzel.
Nisan 18th, 2010 on 03:58
meditasyon kardeşler meditasyon meditasyon meditasyon…
Mayıs 2nd, 2010 on 23:53
Geçen gün bir dostumla foton kuşağı ve etkileri hakkında tatlı bir muhabbete dalmış iken arkadaşım bana “peki bu foton kuşağı meselesi o hadise gerçekleşirken samanyolu galaksisinde bulunacak ruhsal varlıkları(cinler vb.) etkileyecek mi” diye sordu. Cevap veremedim. Bilgisi olan varsa yardım edebilir misiniz?
Mayıs 19th, 2010 on 15:38
bakin sunuda aciklayim
1-Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi.(ve cevabi cok basit)
Bu bir yalan. Çürütmesi çok kolay. Birincisi Halley’in böyle birşey gözlediğinin bir belgesi var mı diye sorarız, hayır yok.
İkincisi, o dönemde yapılan teleskoplar ufaktı, benim teleskobumla gördüğüm Pleiades görüntüsünü bile asla görmediler, ki Pleiades çevresinde bulunduğu söylenen kuşak, bir yansıtma bulutsusundan ibarettir. Bunlar foton kuşağı filan değildir, uzayda bulunan gazın yıldızların ışığını yansıtmasına yansıtma bulutsusu (reflection nebula) denir, uzayın her tarafında gözlenebilir.
devam ediyorum…
2-Diğer bilimadamları Fredrick Wilhelm Bessel ve Paul Otto Hesse ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti, (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye) ve foton kuşağının kalınlığını saptadılar. (2000 ışık yılı). En büyük keşifleri ise Güneş sistemimizin her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmekte olduğunu gördüler.(cavabi)
Adı geçen bilimadamları neyi bulmuşlar bilmiyorum ama buldukları şeyin foton kuşağı olmadığı kesin, çünkü böyle bir şey bilimsel olarak “yok”. Var olduğu söyleniyorsa kaynak gösterilsin biz de onun aslında ne olduğunu söyleyelim.
Güneş sisteminin Pleiades çevresinde döndüğü ise gerçek dışıdır, bütünüyle hurafe. Çok yakınında olsalar ve biz onun çevresinde dönsek zaten Pleiades açık yıldız kümesinin bir parçası olurduk ki bu söz konusu değil, bu yıldız kümesi bize 440 ışıkyılı uzak.
Plüton gezegeninde meydana gelen KIZARMA olayını ancak foton etkisiyle açıklayabiliriz. Fakat bu noktada da siz diyebilirsiniz ki: yok kardeşim o buzulların erimesinden kızardı. Gittin baktınmı(cevabi)
Pluto’daki kızıllık değişimi mevzusu çok eski, güncel bir haber değil. Bunun açıklaması da çok basit, Pluto’nun yörüngesinin yamukluğu nedeniyle stabil bir atmosfer yoktur, Charon’un varlığı da durumu iyice karmaşıklaştırır, zaten eccentricity’si de fazladır, kutup ekseni de çok eğiktir, dolayısıyla Pluto gibi ufak bir cüce gezegende atmosfer farklılıklarındna kaynaklanan renk değişimleri mümkündür. Renk değişiminden kastedilen de burda kesinlikle “kızarmak” değildir, binde 1 oranında artan bir kızıllıktan bahsediyoruz, öncesi ve sonrasını görseniz fark etmezsiniz bile.
Ha benim yazdıklarıma baştan cevap vermişsiniz, gittin baktın mı diye. Hayır ben gidip bakmadım, kimse de gidip bakmadı, şükürler olsun ki bilimsel araştırma yapmak için gidip bakmak gerekmiyor, gidip bakmadan da nötron yıldızlarını, quasarları, kara delikleri, pulsarları tespit edebiliyoruz. Gidip bakmadan da sayısı yüzleri geçen ötegezegen tespit edebiliyoruz, hem de atmosfer bileşenlerine kadar! Bunu nasıl yapıyoruz? Bilim ile. Bilimsel metodlar kullanarak. Kullanılan araç gayet meşru. Peki siz neye dayanarak kızardığını söylüyorsunuz, kullandığınız yöntemlerin, baktığınız yerlerin bilimle uzaktan yakından ilgisi yok, bu durumda geriye bir tek seçenek kalıyor “gidip baktınız mı?”
Temmuz 8th, 2010 on 11:46
İşte bizi bitiren bu materyalizm sanki.
Temmuz 24th, 2010 on 08:48
Okay article. I just became aware of your blog and desired to say I have really enjoyed reading your opinions. Any way I¡¯ll be subscribing in your feed and Lets hope you post again soon.
Ağustos 8th, 2010 on 21:55
This is very intresting, You are a very skilled blogger. I have joined your feed and look forward to seeking more of your great post.
Ağustos 21st, 2010 on 14:05
Hey very nice blog!! Man .. Beautiful .. Amazing .. I will bookmark your blog and take the feeds also…I am happy to find so many useful information here in the post, we need develop more strategies in this regard, thanks for sharing. . . . . .
Eylül 2nd, 2010 on 23:45
I have been surfing online more than three hours today, yet I never found any interesting article like yours. It’s pretty worth enough for me. In my opinion, if all webmasters and bloggers made good content as you did, the internet will be much more useful than ever before.