Foton Kuşağı-1-
FOTON KUŞAĞI-1—The Photon Belt—

Daha önceki yazılarımda değindiğim gibi Foton,Kütlesi olmayan ancak,enerjisi ve momentumu olan parçacık özelliği göstererek dalgasal olarak yayılan kuantum ışığıdır.Burdan hareketle Foton kuşağı yüksek frekansta ve buna bağlı olarak çok yüksek enerjide fotonlardan oluşan bir kemer biçiminde ışık kümesidir denebilir.Gökyüzüne baktığımızda sadece gözümüzün gördüğü binlerce yıldız ve göremediğimiz milyonlarca hatta milayarlarca yıldız vardır.Hepimiz yıldızların ışık ve ısı saçtığını,çok yüksek enerjilere sahip olduğunu hatta güneşten bile fazla enerjide ve büyüklükte yıldızlar olduğunu biliyoruz.İşte Foton kuşağıda böyle bir yıldız kümesinin dünyaya yaklaşması olayıdır.
Foton kuşağı ilk defa Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden ve adını veren ingiliz bilim adamı ve astronom Edmund Halley tarafından bulunmuştur.Halley ,6 yıldızdan oluşan bu kuşağın Güneş yörüngesinde belli bir hareket sisteminde döndüğünü ve yaklaşık 3bin yıl gibi bir süreçte dünyaya en yakın konuma geldiğini makalelerinde anlatmıştır.Günümüzde bu olay sonucunda insanda ve dünyada oluşabilecek değişiklikler hakkında birçok araştırma ve rivayet bulunmaktadır.Bu söylemlere göre dünya bir aydınlama sürecine girecek ve insanoğlu üçüncü boyuttan beşinci boyuta geçiş yapacaktır.Foton kuşağının dünya çekim alanına yaklaşmasıyla birlikte insanlıkta ve dünyada oluşacak fiziksel ve ruhsal değişimler birçok tez’de şu şekilde açıklanmaktadır.
- Birinci Gün: 21 Aralık 2012 olarak öngörülen bugün de yüksek enerji ve manyetik alanla birlikte hiçbir elektrik,elektronik ve manyetik alet çalışmayacak.Bitkiler,hayvanlar,insanlar ve tüm canlıların hücreleri bu enerjiden etkilenerek değişime uğrayacak buna bağlı olarak canlılarda bedensel bir değişim gözlenecek.Dünya zifiri bir karanlığa gömülecek.
- İkinci Gün: İnsanın içindeki iç basınç dış basınçla fiziksel bir denge halindedir.Dahada
yaklaşan yüksek enerjinin atmosfer basıncını etkilemesi ve basıncın düşmesiyle insanın iç basıncı fazla gelecek ve insanlar kendilerini kabarmış ,şişmiş gibi hissedecekler.Güneş Dünaymızı yeteri kadar ısıtamayacak ve dünya buzul soğukları iklimine girecek. - Üçüncü Gün: İyice yaklaşan foton kuşağı atmosferde sabahın ilk saatleriymiş gibi aydınlık bir görüntü oluşturacak ve dünya sanki şafak vaktiymiş gibi loş bir aydınlığa kavuşacak.
- Dördüncü Gün: Foton enerjisiyle bir çok alet yeniden çalışmaya başlayacak ve gökyüzünde yıldızlar yeniden ve eskisinden daha yoğun bir şekilde belirecek.
- Beşinci Gün: Dünya içinde bulunduğu loş aydınlıktan tamamen aydınlık bir evreye yani ana foton kuşağına girecek.Bu 24 saatlik gündüz evresindeki enerji tüm canlıları zindeleştirip kuvvetlendircek
- Altıncı Gün: Foton ışınıyla gemiler artık uzayda yolculuk yapabilecek,insanoğlunun telepati gibi telekinezi gibi psişik güçleri ortaya çıkıp,insanlık süperbilince ulaşacak..
Ortaya atılan bu raporlardan sonra hayli ilgi görmeye başlayan foton kuşağı,kimi bilim adamlarına göre bilimsel bir şekilde çok ciddi araştırmalara tabii tutuluyor.Bazı kozmik bilimciler 2000 li yıllarla birlikte foton etkisine girildiğini ve bu etkinin giderek artmakta olduğu görüşünü savunmaktalar.Yukarıda anlatılan altı günlük evre’nin ise 24×6 saatten oluşmadığını, her bir günün yaklaşık 100-110 yıl gibi bir dilimde gerçekleşeciğini vurgulayan
astronomlarda bulunmakta.Bunlardan Kozmik bilimci Prof.Dr Ahmet Maranki bir tv programında ,Birinci güne 2012 yılında girileceğini ve bu dilimin 2127 yılına dek süreceğini belirtiyor…
Foton

Foton (Photon) Nedir?
Kısacası Foton bir elektromanyetik dalgadır.Enerjiye ve momentuma sahip,sıfır kütleli,sonsuz ömürlü bir ışık parçacığıdır.Enerjisi E=hf (f=frekans) şeklinde h (planck sabiti) sabit olmakla birlikte frekansına bağlıdır.Frekansında ışıkhızı/Dalga boyu olduğu düşünülürse fotonlar ‘c’ ışık hızıyla hareket eden enerji paketleridir denebilir.Fotonlar diğer maddelerle etkileşime parçacık özelliğiyle girebilirken,normal halde dalga olarak yayılırlar.Ünlü fizikçi Albert Einstein Fotoelektrik olay deneyinde ışığın sadece dalga modeliyle açıklanamayacağını gözlemlemiş,yine ünlü fizikçi Max Planck ın da gözlemlerini değerlendirerek 1905 yılında ışığın parçacık özelliği ileri sürülmüştür.Klasik fiziğin yetersiz kaldığı bu açıklama kuantum sonucunu doğurmuştur.Bu nedenle foton ışık kuantumu olarak da adlandırılabilir.
Maya Takvimi

Orta Amerikadaki ve Meksika sınırları içinde geniş bir alana yayılan ve o bölgenin en gelişmiş uygarlığı olan Mayalar M.Ö 3000 ile M.S 1600 yılları arasında yaşamışlardır. M.Ö 3114 yılında oluşturdukları gizemli takvim birçok şey anlatmaktadır.Maya takvimi sıradan astrolojik bir takvim olmayıp her günün kendi içinde ayrı anlamı ve özelliği vardır.İnşanlığı etkileyen enerjileri,bu enerjiler değiştikçe insan bilincinde meydana gelen gelişmeleri ve değişmeleri yansıtan bu takvim bilim adamları ve bütün insanlar tarafından çok ilgi görmektedir.Bu ilginin sonucunda bilim adamları yaptıkları araştırmalarla bu takvimin şifrelerini çözmeyi başarmışlardır.Bu şifrelerin sonucunda günümüz biliminin henüz yakın bir geçmişte keşfettiği presesyonun,Mayalar tarafından daha önce hesaplandığı ve 26000 yıl olarak takvimlerinde yazdığı anlaşılmıştır.
Peki nedir presesyon?
Presesyon dünyanın büyük döngüsüdür.Kendi ekseni etrafında dönen dünyamız kutuplarının basık olması sebebiyle tam bir dairesel dönüş yapmamakta ve kutupsal bir döngü izlemektedir ve bu döngü de günümüz hesaplamalarında yaklaşık 26000 yıl olduğu keşfedilmiştir.
Günümüz bilim adamları,özellikle astrofizikçiler evrenin merkezinde bulunan devasa büyüklükteki karadeliğin dünyamıza uzaklığının 26000 ışık yılı olduğu tespit etmişler ve bu karadelikten çıkan ışık enerjisinin yine yakın bir gelecekte aralık 2012 yılında dünyamıza ulaşacağını hesaplamalar sonucunda ortaya atmışlardır.Günümüzde Foton kuşağı(the photon belt) olarak adlandırılan bu ışık enerjisi yine Maya uygarlığının takvimlerinde belirttiği 21-22 aralık 2012 tarihinde dünyadaki büyük değişim çağı kehanetiyle şaşırtıcı şekilde benzeşmektedir.
Maya takvimine göre altıncı dünyanın başlangıç tarihi 2012 yılıdır.Fakat günümüz bilim adamlarına göre maya takvimiyle bugün kullandığımız gregoryan takvimi arasında 2 yıllık bir hata payı bulunmaktadır.Günümüz astrofizikçileri Mayaların habercisi olduğu bu değişimin,oluşabilecek tufanların,doğal afetlerin, küresel ısınmanın ve buna bağlı iklimsel değişmelerin, buzul erimelerinin bir sonucu olarak karşımıza çıkabileceği ihtimali üzerinde durmakta ve çalışmalarını sürdürmektedirler.
Marduk gezegeni ve Mayalar

Marduk, astronomi konusunda gelişmiş uygarlıklar olan sümerler,babiller ve özelliklede mayalar tarafından varlıgına inanılan bir gezegendir,günümüzde de bazı astronomlar tarafından 10.gezegen olarak nitelendirlmekle beraber bazı gök bilimciler ise marduk’un varlığına inanmamaktadır.Sümerlilerin geçiş gezegeni anlamına gelen Nibiru adını verdikleri bu gezegenin dünyadan 4 kat daha büyük olduğu ve güneş etrafındaki turunu 3661 senede tamamlayan bir gaz bulutu olduğu araştırmalar sonucunda ortaya atılmıştır.Babiller ise bu gezegene en büyük ve en güçlü tanrıları olan Marduk ismini vermişlerdir.Günümüzde hala sırrı çözülemeyen ve neredeyse yüzde yüz doğru astronomik ölçümler yapmış olan maya uygarlıgı ise Marduk gezegenini bir geçiş çağının baş kahramanı olarak görmektedir.Mayalara göre Mardukun dünyaya yaklaşma tarihi net bir şekilde 2012 yılını göstermekte ve Maya takvimindeki yok oluş tarihi Mardukla çakışmaktadır.Mayalara göre bu yok oluş dünyanın sonu değil beşinci güneşin bitiş tarihi,insanlığın fiziksel değişimi ve yükselişi,dibe kadar inen insanlığın yukarılara doğru atacağı ilk adımı,büyük bir tufandan sonra girilecek son dünya çağıdır.Bunun içinde 21 Aralık 2012 gibi kesin bir tarih vermektedirler.
Peki Mayalar bunu nerden biliyordu?
Nasıl hesapladıkları gözlemledikleri hala bir sır olarak kalmakta birlikte daha önce dünya, bunun gibi dört kez kutup kayması geçirmiş ve günümüz insanlığı bunu yeni yeni keşfetmişmiştir.Lakin Mayalar esrarengiz bir şekilde bunların bile farkındaymışlar.

Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
İlkay Alkan