Arkadaslar uzun yazdım ama tavsiye olunur…
Konu, her ne kadar çok popüler olsa da, bir o kadar da karmaşık aslında ve gayet sulandırılmış çorba edilmiş vaziyette… İtinâ ile kaçınmaya çalıştım ama 2012′yi seyredince bu kadar incelediğim ve bildiğim mevzuuyu yazmaya karar verdim… Dolayısıyla, biraz karmaşık, alt-okumaları bol ve muhtemelen 1-2 yazılık bir dizi gibi de olabilir. Yalnız sizlerden okumaya başlamadan önce bildiklerinizi unutmanızı ve yazıyı ”dinlemenizi” rica ediyorum…
Yazı için ön-kılavuz:
1- Bugünün ”Gerçek Tarihi” 1 aralık 2011 değil…
2- Henüz İstanbul-Konstantinapol yıkılmadı…
3- Marduk gelecek fakat şu andaki Takvim ile 2012′de değil…
4- Bu dünyanın göreceği 7. yıkım, 7. Kıyâmet olacak…
5- Obama’dan Armegeddon’a diğer kehânetlere de bakacağız.
6- Mümkün olduğunca basit ve karmaşıklaştırmadan anlatacağım.
2012, teknolojik olarak dahi kötü bir film, tamamen ticari kaygılarla ama çok da aceleye gelmiş sığ ve yanlış bilimsel teoriye dayanan bir yapım. Dolayısıyla, onu bir kenara atalım.
Maya Takvimi’nin Son Günü, yani 21 Aralık 2012 benim için tartışmalı bir konu, neden derseniz, biz Maya Takvimi’ni bugünkü Takvim’imizle tarihliyoruz.
Halbuki, Takvim ve buna bağlı olarak tarihlememiz değiştirilmiştir. Dolayısıyla gerçek zamânda 2011 yılında değiliz. Kaç yılındayız meçhul, aslında meçhul değil, fakat bunu sadece Vatikan biliyor… Takvim konusu karmaşık sadece Hicri-Rumi-Şemsi-Kameri ile Milâdi arasındaki farktan bahsetmiyorum.
”Kayıp Zamân”…
Ortaçağ’da Avrupa’da devletler, küçük kent devletleri, derebeylikleri arasında dahi takvim ve tarih uyuşmazlığı vardı. İslâm âleminde kullanılan takvim zaten başka. Çin’deki takvim bambaşka… Ki Çin’deki takvim sistemi halen farklıdır esasında. Malûm, Yahudiler’in takvim sistemi ve yeni yılları da farklıdır.
Bugün uluslararası sistemde kullandığımız ise Gregoryen Takvimi’dir. Dönemin Avrupa’sında kentler arasında bile ay-gün ve hatta yıl farklılıkları olunca Vatikan, Gregory XIII döneminde takvim sistemini tekrar düzenleyip bir nevii sıfırlama yaptı. Görünen 4-5 Ekim 1582′den 15 Ekim 1582′ye geçildiği ve ”Kayıp Zamân”ın 10-11 gün olduğu fakat gerçek bu kadar değil.
Aslında, olayı karmaşık ve bilinmez hâle getiren faktör başka…
Çünkü, bu gayr-i resmi Vatikan Konsili, görünen maksatı takvimi düzenlemenin dışında İznik Konsili gibi bir amaç taşımaktaydı. Nasıl ki M.S. 325′te İznik’te resmi İncil oluştururken Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleri dışında Kanonik (*) sayılmayan diğer Apokrif diye damgalanan İnciller’in yokedilmesine karar verilmiştir. Fakat bu yoketme işleminin pek de başarılı olmadığını bugün Gnostik-Ezoterik denilen Nag Hammadi Kütüphanesi (**) bulunmuş olması sayesinde biliyoruz. Barnabas İncili de hâkeza… Başka bir fasıl olsa da Kumran Yazmaları da tabii ki…
Takvime dönersek… Roma’dan M.Ö. 46′dan Jül Sezar’dan kalma Jülyen Takvimi, başta düzgün uygulanmadığı gibi hemen arkasından gelen Augustus döneminde de bozulmuştu. İmparator Augustus’un kendi adını takvime sokması Ağustos’u 31 gün yapması, artık yıl hesaplarının değişmesi vs vs vs…
Dolayısıyla, yılbaşının Mart ayında olduğu Jülyen Takvimi’nin Gregoryen Takvimi’ne dönüştürüldüğü güne gelene dek her sene 1′er günlük hata olduğunu varsaysak bile…
46+1582= 1628 gün, bu da 4 yıl 168 gün eder…
Buna Jülyen Takvimi’nin bozulmamış halinin dahi dünyanın dönüşüyle 128 yılda 1 gün kayma yaptığını ilave ediniz.
1628/128=12,7
1628+12,7= 1640,7 yani 4 yıl 180,7 gün…
Bu basit hesapla bile ”Kayıp Zamân”ın Vatikan’ın söylediği gibi
10 günden kat be kat fazla olduğu ve dolayısıyla bugünün gerçek tarihinin 1 aralık 2011 olmadığı ortaya çıkacaktır…
En iyi olasılıkla Mayıs 2005′e döndük…
Şimdi, gelelim gerçekte neden Jülyen’den Gregoryen’e geçildiğine…
Nostradamus!
Nostradamus, bizde bazılarının sanıldığı gibi falcı, uydurmacı, boş, modern ticaret hârikası filan değildir.
Hekim, eczacı ve Veba Salgınını bitiren adamdır.
Yahudi’dir ve Kabala’yı, Okült İlimleri, simyayı gayet iyi bilir.
Vatikan, hayattayken yoketmeye çalışmıştır; Vatikan’ın yasakladığı Gnostik ve Ezoterik kimi yazmaların da bulunduğu söylenen kütüphanesinde çıkan şüpheli bir yangından zor kurtulmuştur.
Kehanetlerini şifreli bir dille yazması ve halen kısım kısım çözülememesi, yorumlanmaya çalışılması bu yüzdendir. Bugün kullanılmayan bir Fransızca ile Latince, İbranice, İspanyolca’yı karıştırarak ve bazı kelimeleri tersten, bazılarını harf eksiltmesiyle Akrostiş gibi kullanarak metinlerini şifrelemiş, mitlere ve astrolojiye göndermeler yapmış simgeler kullanmış ve bu sayede Vatikan’ın hışmından kaçmaya çalışmış; Papa III. Paulus tarafından 1542′de kurulan Roma Engizisyon’da yargılanmaktan kurtulmuştur.
Tabii, bunda Veba Salgınını mucizevi bir tedaviyle durdurmasının kendisine sağladığı dokunulmazlığın da faydası olmuştur.
Yaptığını iddia ettiği zaman makinesi gerçek miydi bilemiyoruz fakat bu alet günün birinde doğrulanırsa, o vakit Nostradamus bambaşka bir kimlik kazanacaktır.
Nostradamus’un tarihlenmiş kehânetleri o yaşarken çıkmaya başlamış ve büyük bir hayret uyandırmış, Vatikan’ı da korkutmuştur.
İlk bölümü burada kesmeden önce…
Gregoryen Takvimi’nin 1582′de kabul edildiğini ve Nostradamus’un 1566′da öldüğünü hatırlatayım…
Gelecek bölümlerde, İstanbul depreminden, Marduk’dan ve Marduk’un geldiğinin resmi âlametlerinden bahsedeceğim.
(*) Kanonik, Vatikan tarafından ekümenik konseyler-Konsiller tarafından kabul edilmiş dini kural ve kanunlara uygun, doğruluğu kabul görmüş İnciller; Akoprif ise Vatikan tarafından reddedilmiş, yasaklanmış ve imhâ edilmiş İnciller için kullanılmıştır…
(**) Mısır’da iki kardeş tarafından 1945 yılında Nag Hammadi yakınlarında bulunan 12 kitaptır. İçinde Koptik dilinde yani, yunan alfabesi ile yazılmış geç mısır dilinde Tomas’ın İncili de vardır. “Bunlar yaşayan İsa’nın söylediği ve ikiz Yahuda Tomas’ın yazdığı kelimelerdir” orjinali Grekçe’dir Nag Hammadi’de bulunan çeviridir ama tamamıdır. Tomas tabii ki takma bir addır ve Aziz Petrus olduğu tahmin edilmektedir.
Basit mânaları ile…
Gnostizm: Sezgi ve tefekkür ile edinilen Gizli Bilgi, bunlara inanma.
Ezoterik: Gerekçe “iç, içsel” anlamındaki “esoterikos” sözcüğünden ya da “görüyorum, içsel olan, gizli olan” anlamlarına gelen “eisotheo”dan gelir. Derin bilgilerin ve sırların gizlenerek, bir üstad tarafından sadece öğrencilerine öğretilmesidir.
Yazar: Serkan
Arif Baştürk
Seda Kübra Küçükaslan
Ece Bostancı
Aralık 18th, 2011 on 02:58
2012 safsatasının bir diğer yaftası, yüzyılın yalanı “Hayali Foton Kuşağı”…
İlk olarak bu hayali kuşağın günümüze nasıl geldiğine bakalım:
Her ne kadar ilk olarak 1961 yılında Paul Otto Hesse adında Alman, hayalci bir yazar tarafından kitabında bahsedilmiş olsa da, bu yalan daha sonra 1977 senesinde ruhani bir lider ve gnosizm akımının kurucusu sayılan Samael Aun Weor (Víctor Manuel Gómez Rodríguez) tarafından uç noktada dallandırılıp budaklandırılmıştır.
İddaa edilen, merkezinde Alcyone yıldızı olduğu varsayılan Ülker (Pleiades) yıldız kümesini çevreleyen bir foton kuşağının var olduğu, Güneş sisteminin de bu yıldız kümesinin etki alanında olup, etrafında döndüğü ve bu dönüşü 25-26 bin senede bir tamamladığıdır. Ülker yıldız kümesi etrafındaki yörüngesinde dönen Güneş sistemi, her dönüşü sırasında 2 kere olmak üzere, gene aynı yıldız kümesini çevrelediği varsayılan hayali foton kuşağının içinden geçmekte ve bu geçiş 2000-2500 sene kadar sürmektedir. Daha sonraki 10-11 bin sene dünyamız tekrar foton kuşağının dışına çıkacak ve bu döngü bu şekilde devam edecektir. Yani 10-11 bin senedir foton kuşağı dışında devam eden dönüşümüz, birkaç yıl sonra sona erecek ve yepyeni bir çağ açılacaktır. Bu sürece de ışık çağı, foton çağı gibi kavramlar yüklenip, insanlık için yeni bir uyanış çağı olacağı varsayılıp, bir bir etkileri de sıralanmaktadır.
Astronomi konusunda en ufak gerçekçi bir bilgisi olmayan bu iki şahsın hayalleri 1981 senesinde Avustralya UFO magazininde bir üniversite öğrencisi tarafından(!) yayımlanan bir yazı ile ivme kazanmaya başlamış ve birbiri ardına takip eden fiction tarzı kitaplarla ve dünya dışı varlıklardan geldiği iddaa edilen bilgilerle pohpohlanarak günümüze kadar gelmiştir. İlk başlarda 1992 senesi olarak verilen tarih daha sonra 1997 ve en son olarak ta, günümüzün ünlü tarihi 21.12.2012 olarak kesin ve inşallah(!) son olarak değiştirilmiştir.
Aslında bu konu orta derecede astronomi bilgisi olan herkes için gülüp geçilecek derecede amatörce ama, gülüp geçip üşenmiş olmayalım ve 20. Yüzyılın bu en büyük yalanını derinlemesine bir irdeleyelim:
Ülker yıldız kümesi 440 ışık yılı uzaklıkta bulunan ve 14’ ü çıplak gözle gözlemlenebilen 1000’ e yakın yıldızdan oluşmaktadır.
Bu yıldızların yayıldıkları alan 8 ışık yılı yarıçapındadır ve çekim etki alanı da (roche limiti) 43 ışık yılı mesafeye kadar uzanır. Bu mesafeden itibaren herhangi bir cisim, madde bu yıldız kümesinin tamamen etki alanı dışındadır.Söz konusu yıldız kümesi oldukça genç bir oluşum olup, gözlemlenen yıldızların yaşları 50 ila 150 milyon yıl arasındadır ve küme toz ve hidrojenden oluşan bir bulutumsu (Nebula) tarafından çevrelenmiştir.
Aşağıdaki linkte söz konusu yıldız kümesinin güncel bir fotoğrafı mevcuttur.
http://en.wikipedia.org/wiki/File:M45map.jpg
İddaa edildiği gibi Alcyone yıldızı merkezde filan bulunmamakla birlikte, yarıçapı Güneş’ in yarıçapının 5 katıdır. Ülker yıldız kümesinin toplam kütlesi ise yaklaşık 800 güneş kütlesine eşittir.
Basitçe bir hesap yapılırsa, Güneş sisteminin Ülker yıldız kümesinin etrafında dönebilmesi ve bu dönüşü 26.000 senede tamamlayabilmesi için, ışık hızının onda birinden daha hızlı bir sürat ile dönmesi gerekmektedir. Bu durum, tüm gökyüzü haritasının bir insanın yaşam süresinde gözlemlenebilecek derecede hızlı değişmesi demektir.
Gerçek olan şudur ki, Güneş sistemi Samanyolu galaksisinin merkezi etrafında dönmekte, 26 bin ışık yılı uzaklıkta bulunmakta ve her bir dönüşü yaklaşık 220 milyon yılda bir tamamlamaktadır.
Gelelim bahsi geçen foton kuşağı yalanına. Foton aslında ışık demektir, elektromanyetik bir ışınım fotonlardan oluşmaktadır yani. Dünyamıza gelen Güneş ışınları da fotonlardan oluşmaktadır. Emin olun ki, iki sene içersinde içine gireceğimiz 2000 ışık yılı kalınlığında bir kuşağın varlığı hemen hemen her amatör astronom tarafından dahi şimdiden çoktan fark edilmiş olurdu ki, böyle bir kuşağın var olma ihtimali zaten yok. Çünkü var olması demek, en azından Ülker yıldız kümesinin merkezinde bir kara deliğin var olması sonucunu doğurur ki, bu durum zaten yapılan tüm gözlemlere ve verilere aykırıdır ve hatta dünyanın var olmamasını gerektirmektedir.
İnsanoğlu, çoğu kişinin hayalinin ötesinde, milyarlarca yıldızı ve milyarlarca galaksiyi gözlemleyebilmektedir. Sadece içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinde 100 milyardan fazla yıldız sistemi, ve şu ana kadar gözlemlenebilen evrende de 100 milyardan fazla galaksi bulunmaktadır. Düşünebileceğiniz her dalga boyunda, X, Gama, Kızılötesi, Radyo dalga boylarında gözlemler yapılmakta ve evrenin haritaları çıkarılmaktadır. Söz konusu yıldız kümesi, bu derece detaylı gözlemleyebildiğimiz evren içersinde yan komşumuzun bahçesi gibidir. Ve tüm detaylarıyla bilinmektedir.
En komik olan kısım ise bu foton kuşağının sınırında Zero Point, sıfır noktası adı verilen bir elektromanyetik vakum alanı olduğunun hayal edilmesidir. Bu hayali bitiren gerçek ise, Bing Bang teorisinin de doğuşuna ön ayak olan, 1965 yılında keşfedilmiş olan ve bütün evreni dolduran bir elektromanyetik dalga biçimidir: Kozmik mikrodalga arkaplan ışıması (Cosmic Microwave Background Radiation). 2.725 kelvin sıcaklığındaki siyah nesnenin (dark matter) termal ışınımına tekabül eden 160.2 GHz frekansında ve 1.9 mm dalga boyundadır. COBE uydusu tarafından havaküre dışında hassas olarak ölçülmüştür. Kısacası, bu ışıma tüm yönde, uzaklıktan bağımsız bir şekilde tüm evrende, her noktadan gelen bir şekilde ölçülmektedir. Bu durumda hayal edilen elektromanyetik vakum durumu söz konusu değildir.
Aşağıda evrenin gözlemlenen arkaplan ışımasının haritası mevcuttur. Renk farklılıkları sıcaklıktaki minimal değişimleri göstermektedir.
http://en.wikipedia.org/wiki/File:WMAP_2008.png
Aslına bakarsanız, foton kuşağı hakkında ortaya atılan iddaalar konuya hakim olmamakla ilgilidir. 26.000 senelik periyod aslında dünyanın dikey aksı etrafında yaptığı topaç dönüşünün peryodudur.
Bu dönüşün nasıl olduğuna aşağıdaki linkten bakabilirsiniz.
http://en.wikipedia.org/wiki/File:Earth_precession.svg
Bu dönüş süresince gökyüzünün görüntüsü de değişim göstermektedir. Sadece Maya uygarlığı değil, dünyadaki bir çok uygarlık bu değişimi baz alarak hesaplamalar yapmışlardır. Örnek olarak, piramitler de yapıldığı tarih itibariyle gökyüzündeki yıldızların konumlarını göstermektedirler. Bu konuda çok detaya girmeyeceğim, belki daha sonra arkeoastronomi başlığı altında daha detaylı bilgi verebilirim.
En başta bahsettiğim Paul Otto Hesse ve Samael Aun Weor, aslında Maya’ ların Ülker yıldız kümesinin gökyüzündeki hareketine bağlı olarak oluşturdukları kısa vadeli takvimlerinden ve bu konudaki mitlerden esinlenmişlerdir. Bu takvim 52 seneden oluşmakta ve Güneş sisteminin 26 bin senede bir Ülker yıldız kümesi etrafında döndüğü varsayılmakta idi. (Böyle düşündüklerinin de çok net kanıtları yoktur ya.)
Aslında Maya uygarlığı astronomi ve kozmoloji konusunda gelişmiş bir uygarlık olsa bile, öyle bahsedildiği gibi çok ta gelişmiş değillerdi, ve hatta günümüz ile kıyaslanırsa baya bir gerideydiler denebilir.
Dönen cismin Güneş değil Dünya olduğunu bu dönüşün de Ülker yıldız kümesi etrafında değil, kendi aksı etrafında olduğunu anlayamamışlardı.Onları geçtim, 20. yüzyılda bile bazıları bunu anlayamamış ki, kendi olmasını istedikleri hayalleri gerçek sanmaya devam ettiler.
Bütün hayal bu yanlış varsayım üzerine kurgulandı işte, para hırsı ve cahillik ile de birleşince, arz talep dengesi tamamlanmış oldu ve süslü eklemelerle insanlığa pompalanmaya başlandı. Ama bu pompalamaya bir de patlama noktası yaratmak gerekliydi, hem de kısa vadede… başka türlü hayallerin maddi geri dönüşleri sağlanamayacaktı. Bunun için de gene Maya uygarlığının uzun vadeli takvimlerinin bitiş tarihi olarak ilan ettikleri 21.12.2012 tarihini uygun gördüler. Hayali hikayeye mükemmel bir de son bulmuşlardı… ve hala cahil insanlardan para kazanmaya devam etmekteler. Çok merak ediyorum 2012 senesinde hangi yeni yalanlarla erteleyecekler bu tarihi.
Alıntıdır.
Aralık 29th, 2011 on 14:52
sizler at gözlüğüyle bakmaya insanların bilinçaltına bir mayışıklık sokmaya hazır askersiniz şunu çok iyi bilin isa mesih bir ayette diyor ki ; ben iyileri değil kötüleri iyileştirmek için geldim.Bu arada en başta mesih nedemek ve kimdir sorusuna cevap vermeniz için kutsal kitabı okuyun tevrat-zebur-incil.O kitaplar değiştirilmiş gibi düşünce olabilir ama şu ayette mevcut ”kim bu kitaptaki sözlere birşey katarda değiştirirse kitaptaki tüm felaketler onun başına gelsin”cesaret edip değiştiren olmuşmudur?.ona bakarsanız kuranı kerimi türkçe meailine çevirenler yanlış birşey katmış olamazmı.her dil türkçe gibi tek anlam taşımıyor bir çok şeyi anlatıyor.Herneyse konumuza devam edelim 2.si isah mesih diyor ki ”alfa ve omega benim” yani başlangıç ve son benim ve bir başka ayetinde de benden sonra sahte peygamberler türeyecek ve mucizede gerçekleştirecekler onlara inanların vay haline diyor.Bilgisizliğin cehaletin esirinde olanlar öyle devam etmektle kalmasın egolarının etkisinde kalsın uyarıları dikkate almasın.Şunu bilin kopyala yapıştırla bir çok kişi yazılar alıp forum sayfası açıp insanları yanlış bilgilendirerek ruhani büyümelerine engel oluyor.Araştırarak okuyarak görerek bilerek ve hissederek öğrenip yazın.Hangi yolu takip ediyorsunuz dünya lanetlendi insanlar tanrıdan uzak atmosferi yokedecek kadar talaf ediyorlar dünyanın kanını emiyorlar petrolü çıkarıyorlar fabrikaların pis dumanlarıyla ürettikleri doğaya zarar veren işlerle uğraşıyorlar.Altından koltuklarım gümüşten yemek tabaklarım olsun kabul edermiyim HAYIR!bu dünya da hangi değerlerle uğraşıyorlar yaradılış sebebiniz var.Kendinizi sorgulayın!.Senin paran yok ondan böyle parayı altını gümüşüe hayır diyorsun diye düşünenlere de şu cevabı vereyim.Ben orta derecede kazanırım eksiğim olmaz bundan fazlasını istemem bir şekilde iyi işlerde kullanırım.Sonsuz yaşam mesihtedir ve o yaradıcının tanrının seçilmişidir ve tekrar geleceğini herkez bilir.Kimileri kendine çekerek şunu söylüyorlar.Mehdi gelecek ve herkezi müslüman olmaya davet edecek.Mesihi müslüman diye anlatantanlar hangi yakıştırmayla yapıyorlar isa mesih çarmaha gerilmeden önce müslümanlıkmı vardı hristiyanlıkmı vardı.Ozaman sadece insanlar ve inançlar vardı kimi taşa taptı kimi puta kimi heykele oyüzden sınıflandırma yapmayın müslümanlar cennetlik hristiyanlar cehennemlik bu yakıştırmalarla çok feci yanılıyorsunuz..İsa mesih te olanlar rabbi sever kurtulacağını bilir sizin deyişinizle cehennemlik değil sonsuz yaşama kavuşur ölümsüz olacaklardır.Sizin kıyamet diye adlandırdığınız olay bizim kurtuluş günü diye adlandırdığımızdır.Artık gözünüzü açın kaldırın o perdeleri bilmediğiniz o kadar çok şeyler varki hafısanızı gereksiz şeylerle doldurmayın alçakgönüllü olun unutmayaın sevgi anahtardır sevgiyle yapılan her iş sizin kurtuluşunuz olacaktır .Beklenen günler geldi yaklaştı doğal afetler çoğaldı ve foton kuşağı diye araştırma yaptığınızda daha felaketler olacak size şunu söyliyeyim ertelediğiniz her bir süre iman ve inanç yanılgısı sizi ölüme götürür.İmanınız kıt olmasın isa mesih diyor ki”hardal tanesi kadar imanınız olsa şu ağaça kalk kendini denize at deseniz gider atar” ve tanrı sevgidir ondan korktuğunuz kadar dua eder ve sevgiyle yaklaşırsanız yüreğinizi görür ona göre size kutsallık sağlar.Bunlar derinlemesine konular ben bu konuda herkeze yardımcı olacağım iyilikle söz veriyorum öğrenmek isteyene yardım edeceğim araştırın çözümleyemediğiniz konularda sorularınıza cevap vereceğim ben kutsal kitap olsun ve bilimsel olarak bilim adamlarının yazılarını kaynakları toparlıyorum ve çalışıyorum ama şunu belirteyim veriler nolacağını söyleyecektir sadece ama asıl konu imanınızı nasıl sıkı tutacağınızdır.paniklemeyin kesinlikle iyi ve alçakgönüllü olmak için çabalayın.Size yardım etmek isteyenlerin yardımını kabul edin.Her yardım edeni kabul etmeyin iyi bir yardımın;çıkarsız,iyi düşünce ve tüm insanların iyiliğini düşünen kişileri hissettikten sonra algılayacaksınız onun için seçiminizi doğru yönde yapın.her konuda bana ulaşabilirsiniz
Ocak 2nd, 2012 on 18:52
nerelerdeydiniz bu zamana kadar
Ocak 11th, 2012 on 12:52
sene 2012 oldu iki hafta gecti hani nerede bu foton kusagi girdik yok kor nokta yok ortasindayiz ya gecin bunlari milleti kandirmayin zaman sizin gibi yalancilara nasil tokat atiyor ama iste buna seviniyorum.
Ocak 22nd, 2012 on 22:44
keşke iyi şeylere sevinseydin.
“gerçek”in yazılarına ben de katııyorum…
iyi öğretmenin öğrencileri de iyi.
o,”evet gökten ineceğim ve herkese yaşamın bende olduğunu göstereceğim”diyor.
ancak hala Allah onu yer suçlularla bir tutuyor.
hala onu onların ikametlerine gönderiyor ve eğer yine Allah tarafından ateşe verilmiş evinden kaçıp orada bir döşekte uyuya kalırsa da,onu çok kötü bir şekilde cezalandırıyor.
yine o yangında,yer suçlularının sokaklarına girerse ve oralarda üstünü kirletirse de..
şimdi artık herkes suçunu kabul eder.
zaten siz bilmezsiniz ama aslında insanoğlu masumdur.
ama Allah hala insanoğluna karşı işlediği günahından dönmüyor.
şimdi ona;”bu kapkara başınla mı hükmedeceksin? yoksa çok çirkin işkence ettiğin oğlundan güzel bir heykel mi yapacaksın?”diye bir sorsanıza..
kimsenin işkencede bu kadar sapıtabilmiş bir babası yok.olamaz da…
ama siz bilmezsiniz…
neyse şükredin ki; ben gerçektende adilim…
ben O’nun da Rabbiyim ve O’nun günahlarını bağışlıyorum çünkü ben gerçekten de çok bağışlayıcı ve çok merhametliyimdir…
ama siz bilmezsiniz(!)