Tarih: 07 Mart 2010

Kahin Baba Vanga’nın İnanılmaz Kehanetleri

Vangelina Dimitrova Pandeva Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri Yıl 1911 Bulgaristan topraklarında bir kız çocuğu doğuyor ve adı Vangelina Dimitrova Pandeva olarak konuyor. Küçük yaşta annesini kaybeden, babasıda asker olduğu için yakınları tarafından büyütülen Vangelina’nın sıradan bir kız çocuğu olmadığı 1924 yılında henüz 13 yaşındayken, şiddetli kasırga ve yağmurlar sonucu seller altında kalan köyde, sel sularına kapılıp mucizevi bir şekilde hayatta kalmasıyla anlaşılıyor. Selden günler sonra toprak altından öldü zannedilerek çıkarılan Vangelina’nın hayatta olduğu ancak gözlerine dolan kum ve topraktan dolayı iki gözününde görmediği anlaşılıyor.

Gözlerini kaybettikten sonra adeta kalp gözü açılan Vangelina kısaca “Vanga” ilk zamanlarda kaybolan eşyaları veya çalınan malların yerini bulmasıyla ün yapmaya başlıyor. Ünü gün geçtikçe artan Vanga 30 yaşından sonra Bulgar hükümeti tarafından parapsikoloji merkezine alınıp kendisine danışmanlık karşılığı aylık maaş bağlanıyor ve söylediği her kelime kayda alınıp dosyalanıyor. Artık Baba vanga olarak anılmaya başlayan vangelina öngörülerinin bir bir gerçekleşmesiyle tüm dünyaya ismini duyurmaya başlıyor ve 20. yüzyılın Nostradamusu Vanga Nine olarak da adlandırılıyor. Vanga’ya geçmişi ve geleceği nasıl bildiği sorlduğunda, tarif edemediği canlılar gördüğünü ve onlara sorduğunu, onlarında verdikleri cevabı insanlara ilettiğini belirtiyor. Rus gizli istihbaratı KGB ve Adolf Hitlerinde sık sık ziyaret ettiği Vanga’nın bugüne kadar inanılmaz bir şekilde gerçekleşmiş kehanetleri ise şöyle;

Birinci Dünya savaşı başladığında Vanga’nın erkek kardeşi Vasi orduya katılmaya karar vermişti. Bu karar üzerine Vanga kardeşinin vazgeçmesini, aksi halde 23 yaşında öleceğini söylemişti. Kararından vazgeçmeyen Vasil 23 yaşında alman ordusu tarafından tutsak edilierek idam edildi.Baba Vanga Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri

1979 yılında Rusya’nın SSCB (Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği) olarak bilindiği dönemde, “Vladimirin ünü ve şerefi bir buz parçası gibi eriyecek ve geriye Şanlı bir Rusya kalacak” diyen Vanga. Sovyet döneminde Vladimir Lenin’den sonra oluşacak Rusya’dan bahsetmiştir.

1995 yılında “Ağustos sıcağında Kursk sular altına gömülecek ve tüm dünya ardından yas tutacak” cümlesini kuran Baba Vanganın bu kehaneti önce Rusyada bulunan Kursk kasabası’nın ağustos ayında sular altında kalacağı olarak yorumlandı. Ancak 2000 yılı ağustos ayı geldiğinde hiç tahmin edilemeyen ve akla gelmeyen birşey olmuştu. Rusların Kursk isimli deniz altısı bir arıza nedeniyle batmış ve 118 mürettebattan kimse kurtulamamıştı. Bu olay tüm dünyada büyük yankı uyandırmıştı.

Amerikalı ikiz kardeşlere çelik kuşlar saldıracak, kurtlar inlerinde uluyacak, masumların kanı fışkıracak diyen Vanga 11 Eylül saldırılarından bahsediyordu. ABD nin İkiz Kulelerine çelik kuşlar yani uçaklar çarpmış ve birçok insan hayatını kaybetmişti, Mağaralardan ise Bin Ladin bantları yayınlanmaya hala devam ediyor.

ABD’nin G. W. Bushtan sonraki liderinin Siyah olacağını (Obama) ve Bu liderin başa gelmesiyle ciddi bir ekonomik kriz yaşanacığını da bilen Vanga, Bu siyahinin Barış için geleceğini ancak dünya ya barış değil tehlike getireceğini söylemiştir. Ayrıca Vanga bu liderin ABD’nin son başkanı olacağı kehanetinde de bulunmuştur.

Bulgar hükümetinin dosyalayıp arşivlediği Vanga kehanetlerinin bilinenleri bunlarken, bilinmeyen ve açıklanmayan daha birçok kehaneti bulunduğu tahmin ediliyor. Geçmişte birçok olayı çok önceden bilen Vanga’nın dünyanın geleceği için yaptığı kehanetlerde tüyler ürpertici;

İnsanlar para için birbirlerini öldürecek diyen Vanga, birçok doğal afet dünyayı saracak, insanların düşünceleri ve görüşleri değişecek bu yüzden çatışmalar yaşanacak diyor. Sanırsam içinde bulunduğumuz zamanı çok iyi bir şekilde özetlemiş Vanga. Etnik çatışmalar, teroristler, depremler, tsunamiler…

İçinde bulunduğumuz yıl yani 2010 için ise Vanga inanılmaz bir kehanette bulunuyor, Devletler arası siyasi anlaşmazlıklar artacak ve bahar aylarında 4 hükümet başkanına suikast düzenlenecek, bunun sonucunda da Kasım 2010 da 3. dünya savaşı çıkacak, bu savaşta büyük devletler kullandıkları kimyasal ve nükleer silahlarla güç gösterisi yaparken, kimyasallar nedeniyle başlayan kanserlerden avrupa nufüsu gün geçtikçe azalacak diyor Vanga. 3.Dünya savaşı ise 2014 yılında kadar devam edecek. Vanga savaştan sonra dünyanın süper gücünün Çin olacağını belirtiyor.

2011 yılı için müslümanların hristiyanlar üzerinde kimyasal silahlar kullanacaklarını belirten Baba Vanga, birçok bitki ve hayvan türünün de oluşan radyoaktiviteden dolayı yok olacağanı söylemiş. Birgün müslümanların hristiyanları tamamen yok edeceği de Vanga kehanetlerinden.

2012 yılı kehanetinde zaman dalgası sıfır adını verdiği dönemin sona ereceğini ve yeni bir dönemin başlayacağını söyleyen vanganın ne demek istediği ise hala çözülememiş durumda. Ancak 2012 yılında bir takım değişiklikler olacağını artık tüm dünya bekliyor.

Ölmeden 2 yıl önce 1994 yılındaki kehanetinde de, birgün dünyanın tek hakiminin Rusya olacağını bildiren Baba Baba Vanga kehanetleri Kahin Baba Vanganın İnanılmaz Kehanetleri Vanga 1996 yılında hayata veda ediyor. 3797 yılına kadar kehanetleri bulunan kahinin çok ileriki yıllar için yaptığı kehanetlere ise zamanın akışı içerisinde değinmek istediğimizden şuan yazma gereği duymuyoruz. Kim öle kim kala… Ancak şunu belirtmekte isteriz ki bulgar halkının 3.dünya savaşı korkusuyla yaşadığı bu yıl gerçekten devletler arası sorunlar iyice artmakta. Ülkemizin iç sorunları almış başını giderken birde dış sorunları bugünlerde sıklıkla duyuyoruz. ABD ile ilişkileri kopma noktasına getiren ve onaylanan bir Ermeni tasarısı bunun en bariz örneği. İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın İsrail bize baharda savaş açmayı planlıyor istihbaratı aldık sözleride cabası. Birçok kehaneti gerçekleşen Büyük kahin Vanga‘nın 2010 kehanetinin gerçekleşmemesini tüm insanlık ve dünya barışı (şuan olmayan) için ümid ediyoruz.

Tarih: 04 Mart 2010

Nasa’dan Şili Depremi Açıklaması

Geçtiğimiz cumartesi yani 27 şubat gecesi, pasifik saatiyle 03:30 sularında Şili’de 8.8 büyüklüğünde bir deprem Nasa sili depremi Nasadan Şili Depremi Açıklamasımeydana gelmişti. Geçmişte Maya uygarlığının beşiği ve yaygın olarak yaşadağı alanlardan olan Şili’de meydana gelen ve yaklaşık 95 saniye süren büyük şiddetteki bu deprem hakkında Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) uzmanlarından bir açıklama geldi. Açıklamaya Nasa resmi sitesi nasa.gov adresinde “Chilean Quake” araması yaparak ulaşabilirsiniz.

Nasa JPL (uzay, yıldız, dünya, gezegen) uzmanı Richard Gross’un hesaplamalarına göre 8.8 lik Şili depremi Dünyanın dönüş yörüngesini 8 cm değiştirmiş ve bu değişim kendi çevresinde dönüşünü 24 saatte tamamlayan dünyamızın dönüş periyodunu yaklaşık 1.26 mikrosaniye azalmasına sebep olacaktır. Bu da demektirki 24 saatlik bir gün Şili depreminden sonra saniyenin milyonda 1.26’sı kadar kısalmıştır. Daha önceki yer sarsıntılarında bu denli hesaplamaların yapılmadığını belirten Gross, Aynı hesaplamayı 26 Aralık 2004 tarihinde meydana gelen güneydoğu Asyanın Sumatra Adası, Hint Okyanusu açıklarında ki 200 bin kişinin ölümüne yol açan 9.1 büyüklüğündeki deprem için yapıldığında, Sumatra depreminin de dünyanın yörüngesini 7 cm değiştirdiğini belirtiyor. O depremin günü kısaltma süresi ise Saniyenin milyonda 6.8′i. sili-depremiSumatra depreminin şiddetinin daha büyük olması ancak Dünya yörüngesini daha küçük değiştirmesi, ancak süreye daha fazla etki etmesi ise, ekvatora yakınlık ve depremin meydana geldiği fay hattının dünyanın merkezine olan açısına bağlı olduğu belirtiliyor.

Bugüne kadar meydana gelmiş her depremin bu etkiyi yaptığı varsayılırsa yaşadığımız günün 24 saat olmadığını düşünmememiz için bir neden yok. Ancak NASA uzmanı Richard Gross’a göre her deprem büyük ölçüde bir değişiklik yaratmıyor. Dünyanın merkezi olarak kabul edilen Ekvatora yakın bölgelerde meydana gelen depremler yörüngeyi önemli ölçüde etkilemezken, kutuplara daha yakın ve ekvatora daha dik bir fay hattında oluşan depremlerin etkisi ise önemli derecede büyük.

Peki bu zaman kısalması insanlık ve dünya için ne ifade ediyor? İnsan ömrü ortalama 60 yıl dersek, yaşanabilecek 1.26 mikrosaniyelik bir kayıp pek de olumsuz etkilemeyecek insanı. Ancak tüm dünya insanları göz önünde bulundurulursa yaklaşık 7 milyar insan olduğu da düşünülürse, günlük yaklaşık 88 dakika bir kayıp söz konusu olacaktır. Bu da tüm insanlık için yıllık 22.35 gün bir kayıp demektir. Farklı bir açıdan da ele almak gerekirse sık sık deprem haberleri duyuyoruz, bunların bir kısmının 7 cm, 8 cm, 3 cm, 5 cm vs. lik yörünge değişikliklerine sebep olması ve bunun bu şekilde artması, dünyadan çıplak gözle gözleyemediğimiz bazı göl cisimlerinin gözlenebilmesi anlamına gelebilir. Bu da 2012 öncesi Marduk gezegeninin çıplak gözle gözlenebileceği söylentilerini belkide doğrulayacaktır.

Tarih: 03 Mart 2010

Atlantis’in Batışı ve Nuh Tufanı İlişkisi

Atlantis kıt’asının batışını nedenleriyle birlikte daha önceki yazılarımızda yazmıştık. Okumamış olan ziyaretçilerimiz Efsanevi Uygarlıklar kategorisinde bulabilirler. Kısaca bahsetmek gerekirse, ellerindeki doğa üstü güçlerini, zekalarını, yeteneklerini hep zalimlik için kullanan atlantis insanları, azgınlık, sapkınlık ve yüce yaradana şirk koşmaya kadar varan hatalarıyla sonlarını hazırlamışlardır. Bunun sonucunda büyük bir tufan sonucu üzerindeki tüm canlılarla birlikte okyanusa gömülmüştür atlantis kıt’ası.

Peki Atlantisi sulara gömen tufan Nuh tufanımıdır. Bu konunun derinlerine inen araştırmacılar Atlantis adasındaki düzenin ve zalimliğin, Kur’an-ı Kerim de anlatılan Nuh tufanı ile helak olan kavimle neredeyse bire bir ilişkilendirmişler.

Hz.Nuh sapkınlığa düşmüş, kendilerini tanrı ilan eden bir uygarlığa gönderilmiş ve 1000 yıl bu uygarlıkta yaşamıştır. Allah (c.c) tarafından kendisine peygamberlik vahyi gelmiş ve bu kavmi kötü yoldan, yaradana şirk koşmaktan, sapkınlıktan kurtarması için mücadele etmesi istenmiştir. Ancak 1000 yıl boyunca uyarılar yapan, halkı bilinçlendirmeye çalışan Hz.Nuh büyük bir kesim tarafından yalancı ilan edilmiş ve kavim yine yaptıklarından geri kalmamıştır. Bunun üzerine Allah (c.c) Nuh+un bir gemi yapmasını ve içine kendisine inanan her canlıdan birer çift almasını emretmiş, inanmayanların ise helak olacağını bildirmiştir. Tüm bunlar Kur’an-ı Kerimde belirtilmektedir.

Ankebut suresi 14. Ayet şöyle der;

Andolsun, Biz Nuh’u kendi kavmine gönderdik, o da içlerinde elli yılı eksik olmak üzere bin sene yaşadı. Sonunda onlar zulmetmekte devam ederlerken tufan kendilerini yakalayıverdi.

A’raf suresi 64. Ayet;

Onu yalanladılar. Biz de onu ve gemide onunla birlikte olanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayanları da suda-boğduk. Çünkü onlar kör bir kavimdi.

A’raf suresi 17. Ayet

Böylece onu ve onunla birlikte olanları Katımızdan bir rahmet ile kurtardık. Ayetlerimizi yalan sayarak inanmamış olanların da kökünü kuruttuk.

diye bahsetmektedir. Bildiğimiz gibi atlantis adası da Tufanlar ve seller ile sulara gömülerek yokolmuştur. Bu Nuh Tufanı ile helak olan kavmin Atlantis olabileceğini düşündürmektedir. Ayrıca Atlantislilerin çok gelişmiş bir teknolojileri olduğundan, ellerinde gezegenleri bile parçalayabilecek silahları olduğundan bahsetmiştik. Hz.Nuh zamanında da işin İlahı boyutunu bir kenara bırakırsak, ki gemi yapımında Allahın ilahi bir güç verdiğinden hiç bahsedilmiyor. Arşimetin bulduğu suyun kaldırma kuvvetinin hesaplanması, keresteciliğin gelişmiş olması, demirin ve çeliğin iyi işlenmesi, yani en azından günümüz tersaneleri gibi bir ortamın bulunması gerekmektedir. Bu durum da Hz. Nuh dönemi teknolojisinin yine Atlantis teknolojisi gibi epey gelişmiş olduğunu göstermekte ve Nuh dönemi kaviminin Atlantis olabileceği gerçeğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Atlantislilerden büyük dev insanlar olarak ilk bahsedenler Maya ve Sümer uygarlıklarıdır. Mayalar ve Sümerlilere göre de Marduk gezegeninin dünyaya yaklaşması sonucu oluşan tufanlar ve tsunamilerden dolayı atlantis uygarlığı sulara gömülmüştür.

Tüm bu bilgilere baktığımızda Atlantisin foton kuşağına girmiş ve foton çağını yaşamış bir uygarlık olabileceği, gücünü kötüye kullanan bu uygarlığın Nuh tufanıyla sulara gömülmüş olabileceği ve buna Yüce Allah’ın takdiriyle marduk gezegeninin sebebiyet vermiş olabileceği çok da abartı gelmiyor aslında. Yine baktığımızda tüm bu konular (Maya uygarlığı ve takvimi, marduk gezegeni, atlatis, foton kuşağı, 21 aralık 2012) birbiriyle o kadar bağlantılı ki ayırt etmek ve farklı farklı olaylar gibi düşünmek yersiz görünüyor. Bütün bu yazılanlar bir resmi tamamlayan irili ufaklı parçalar aslında.

Tarih: 25 Şubat 2010

Foton Kuşağı ve 2012 Kim ne Diyor?

Dünyamızın 2012 yılında 2000 yıllık bir foton çağına gireceği söylentilerini ve bunun üzerine ortaya atılan senaryoları herhalde hepimiz biliyoruz. Bilmeyen duymayan veya konudan bi haber olan kaldıysa fotonkusagi.net sayfalarında biraz vakit geçirerek bilgi edinebilir. Peki ortaya atılan 2012 ve Foton Kuşağı senaryoları gerçekleşmeye başladı mı? Bu konuda basında çıkan ve Uzay bilimcileri, Araştırmacılar ve bazı profösörler 2012 ve foton kuşağını şu şekilde değerlendirmişler;

Akşam Gazetesi araştırmacı yazarı SERDAR TURGUT:
Serdar turgut aksam Foton Kuşağı ve 2012 Kim ne Diyor?Sn. Serdar Turgut 2012 senaryolarının çoğunun gerçekleşmeye başladığını vurgulayarak, hiçbirşey olmayacağını söylemek yanlış olur çünkü birçok şey olmaya başladı bile diyor. Birde İnsanları Maya takvimini yanlış anladıkları konusunda uyarıyor, Maya takvimi 2012 de sona ererken, ertesi sabah yepyeni bir hayatın başlayacağına işaret ettiğini belirtiyor. Serdar Turgut, 2012 için sadece “Son” diye odaklanmanın hata olacağını, aksine 2012 de inancın çok daha önemli hale geleceğini, ileri düzeyde yepyeni bir çağa geçeceğimizi düşündüğünü belirtiyor.

Sirius Ufo Uzay Bilimleri Başkanı HAKAN AKDOĞAN:
Hakan AKDOĞAN’da yeni bir dönemin başlayacağını savunanlardan. Birçok insan birşeylerin değişmeye başladığını Sirius ufo Hakan Akdogan Foton Kuşağı ve 2012 Kim ne Diyor?hissediyor diyen Akdoğan, Depremlerin artması, buzulların erimesi, volkanik hareketler, psikolojik düzensizlikler, siyasi ve sosyal anlaşmazlıkların içine girmekte olduğumuz Foton Kuşağı etkisinden kaynaklandığını, tüm bunların bu yüksek enerji düzeyine alışma evreleri olduğunu belirtiyor. NASA’nın keşif olarak duyurduğu,”Dünya kaynağı belirlenemeyen bir yerden gelen kozmik ışın yağmuru altında” haberini de belirten Sirius ufo başkanı Akdoğan, bununda Foton kuşağından saçılan yüksek miktardaki elektronların dünyaya bombardımanı şeklinde yorumluyor. Kuran’ı Kerim İbrahim süresi 48.Ayetin “O gün yer küre başka bir yer küreye dönüşür” ve İncilden ““Ne mutlu yumuşak huyu olanlara ki onlar Dünya’yı miras alacaklar” açıklamalarının da Foton kuşağı etkisine girmiş bir dünyayı anlattığını vurguluyor Sn. Akdoğan. Son olarakta içimde bulunduğumuz durumun insanlığımızın gördüğü en önemli ve en zor süreç olduğunu belirten Sirius ufo başkanı, herkez bu geçişi tamamlayıp boyut atlayamayabilir diyor.

Kıyamet 2012′nin yazarı Joseph LAWRENCE E.:
Yazar kitabında da belirttiği 2012 hakkındaki değişim düşüncelerini bazı temel esaslara dayandırıyor. LAWRENCE E. ye göre bu maddeler ise şöyle;
Kiyamet 2012 joseph Lavrence Foton Kuşağı ve 2012 Kim ne Diyor?-Maya Takvimine göre 2012 yeni bir çağın başlangıcıdır.
-Dünaymız 2003 yılından beri hızla artan küresel ısınma tehditi altındadır ve Güneş fizikçilerine göre 2012 yılı güneş aktivitelerinin en yoğun olacağı yıldır.
-Güneşteki artan aktiviteler Dünyadaki değişimlerle bağlantılıdır.
-Rus fizikçilerin teorilerine göre Güneş sistemimiz yıldızlar arası bir enerji bulutuna girmiş ve 2010-2020 yılları arasında Dünyamız bu enerjiden ciddi manada etkilenecektir.
-Yaklaşık 600 bin veya 700 bin yıllık periyotlarla harekete geçen Yellowstone süpervolkanı volkanik bir patlamanın eşiğinde.
-Doğu felsefesinin önde gelen inanışlarına göre 2012 birşeylerin sonu olarak görülüyor.
-İncil kitabının bazı çeviriler 2012 nin son olacağını yazıyor.

Ankara Üniversitesi Astronomi ve Uzay Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ethem DERMAN:
prof Ethem Derman  120x150 Foton Kuşağı ve 2012 Kim ne Diyor?Ankara üniversitesi profösörüne göre ise 2012 ve foton kuşağı söylentilerinin hiçbir gerçeklik payı yok ve hepsi şarlatanlık ürünü söylentiler. Prof. DERMAN kimsenin bu söylentilere kulak asmaması gerektiğini tüm bunların para kazanmak için oluşturulmuş şarlatanlık endüstrisi olduğunu belirtiyor. Foton kuşağına girilecek, Marduk çarpacak, Güneş fırtınaları taş devrine döndürecek, Dünyamıza göktaşı çarpacak ve 60 milyon yıl önce dinazorların yok olduğu gibi bizde yok olacağız vs. gibi ortaya atılan hiçbirşeyin doğruluk payı olmadığını, insanların bu kişileri dinlemek yerine işin ehli bilim adamlarına inanmaları ve kulak vermeleri gerektiğini de vurguluyor Prof. DERMAN.

NASA Astrobiyologlarından Dr. DAVİD MORRİSON:
Dr. David Morrisonda 2012 söylentilerinin evrenin en büyük yalanı olduğunu vurguluyor. Olaya birazda mizahi yaklaşan Morrison Maya Takvimine atıfta bulunarak, “Benim masa takvimimde 2009 da sona eriyor ama ben kalkıpta 2009 bitecek dünya sona erecek demiyorum” cümlelerini sarfediyor. Bunun yanısıra her 400 bin yılda bir dünyada manyetik kutuplaşma olduğunu bunun bir takım etkileri olabileceğini fakat bir kıyamet getirecek boyutta olmadığını belirtiyor. Böyle bir kutuplaşma içinde henüz bir kaç bin yıl zaman olduğunu belirten Dr. Marrison, 2012 nin tamamen çıkacak film öncesi yapılan asparagas olduğunu ve bu yalanında uzunca bir dönem devam edeceğini vurguluyor.


Sayfa 1 - 1012345678910»

 
web siteleri

©2010 Fotonkusagi.NET | Powered by MC
[MCesur-Taklitlerinden Sakınınız]